Mutluluk, bir acının bilincine varıp da onu dönüştürmektir
Yaşamın sonsuzluğunda karar kılan bir umuda
Sevgilinin boynuna dokunduğunda duyulan ürpertidir
Öpülen ilk dudak, içilen ilk sigaradır belki
Denizden yükselen kokudur sabah karanlığında
Kabullenmektir yani yaşamı, acısı ve sevinciyle
aynı boyutta
Yalnızca yaşamaktır belki de, kim bilir...
Ne yerdedir, ne göktedir o - değil mi Abidin?
Mutluluğun resmini yaptın mı bilmem Ama ben onun şiirini yazmak isterim...
Hayatı boyunca
kaç kez kendini görünürde anlaşılmaz sistemlerin izleyicisi
konumunda bulmanm hiisramm yaşadı, onun girmeyi bırak kavramayı bile beceremediği yapılara başkalarının
zahmetsizce katıldığını seyretti kim bilir. Bu öyle sık tekrarlandı ki onun için referans değerinden, normal varoluştan
ibaret.
Şeytanın vesvese verdiği işlerin en başta geleni Kur'ân okumaktır. Çünkü Her kim Kur'ân okur, onunla Rahman olan Allah'a ibadete niyet eder, O'nun vadini, vaîdini, apaçık ayetlerini ve açıklamalarını düşünürse itaat olan işleri daha çok arzular, haramlardan daha fazla çekinir. Kur'ân okumak taatların en büyüğü olduğu içindir ki şeytan, Kur'ân'dan insanları uzaklaştırmaya daha çok çaba sarfeder. Kulun, kendisini şeytanın şerrinden koruyacak olan bir varlığa ihtiyacı da o nisbetle artar. İşte bu hikmete binaen istiâze bilhassa Kur'ân-ı Kerim'in okunmasına tahsis edilmiştir.
"En azından sen Etiyopya'da benimle olacaksın," dedi ardından.
Amcası yumuşak bir sesle, "Hayır Salva. Seni oradaki mülteci kampına götüreceğim ve ardından Sudan'a geri dönüp savaşacağım," dedi.
Salva yürümeyi bıraktı ve amcasının koluna tutundu.
"Ama amca benim kimsem kalmayacak! Kim benim ailem olacak?"