"bana göre delirdi artık."
"Bu delilik değil Dede, acı."
"Tek bir damla gözyaşı dökmedi."
"Gözyaşı acı anlamına gelmez."
"Evet ama gözyaşı olmayınca acı olduğunu kim sana garanti edebilir ki?"
Kente son kapıdan giriyoruz
Hava dingin değil, bastırılmış
Dul bir kadın sessizliğinde
Kavgadan iz yok
Düşman bildiğimiz düşman değil
Aman bu nasıl barış
Barışın böylesi görülmemiş
El işte, ağız yoklukla dalaşta
Kim açmış bunca okulu
Kim basmış bunca kitabı
Herkes ama herkes
Gözleriyle tükürmesini öğrenmiş
Biz o bankta oturmuşuz
Kalu Belâ'dan beri.
Kaç bahar görmüşüz kim bilir
kaç zemheri...
ilk kez ayın halesine sırnaşığım;
yaşım yirmi.
Sana kırk senedir aşığım.
“Bir süreden beri kendisini diğer insanlarla kıyaslamaya ve gurur duymaya başlamıştı. Bunun ilerisi ne olacaktı? Kim bilir, belki de yavaş yavaş kindarlığa dönecekti. Dönmek üzereydi de zaten. İşte manastır Jan Valjan’ı bu dönüşümün başlamak üzere olduğu bir anda durdurdu.”
Yağmur yağıyor Ömür Hanım...
gökten değil, yüreğimin boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...
ve ben sonsuz bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gidiyorum.
Seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar katından?