“İnsanlık ikinci bin yılını bitirip, üçüncü bin yıldan gün almaya başladığında; insan, insan oluşun yüzyıllar içinde edinilmiş onuruna sahip çıkarak iyi insan olmayı, iyiliği-güzelliği-sevgiyi ya da kötülüğü-ihtirası-nefreti, bizzat yapmaya gücü yetmese bile kötülüğün sıradanlaşmasına katkıda bulunmayı seçeceği yol ayrımını çoktan geçmişti. İnsanların büyük çoğunluğu kendi varlıklarını kurbanın ettiklerinin farkında bile olmadan kötülüğün tarafını seçmişlerdi. Ama bu yol ayrımı birbirine karşıt iki yönü gösteren, açık, net, güvenilir ve berrak bir tabela olmamıştı hiçbir zaman; bir o yana bir bu yana salınmış, böylece yolu seçmek uzun bir zaman ve mesafe almış, kimi iyi insanlar kötülüğün tarafında yürüdüklerinin farkında bile olmamışlardı. İlginç olan, kötülüğün tarafında yürümeyi seçenlerin yürüdükleri yönün onları iyiliğe götürmeyeceğini daha en başında bilmeleriydi. İyilik kötülüğün kılığına giremiyordu çünkü ama kötülük sık sık iyilik kılığına giriyordu.”
"...belâ budur ki alıştı belâlarınla gönül gâmın da gelse dile bâis-i meserret olur..." Nef'i
Sayfa 29 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
ellerin buz gibi ağzının büzgüsü kaç yalnızlığın gizli üzüntüsü ne yapsan ne etsen anlaşılmadın belki sebep kendini aşmak dürtüsü süheylâ değildi başkaydı adın nabızlarında pişmanlığın gürültüsü gülümsemen soğumuş çiçek ölüsü
Sayfa 25 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okuyor
Qılaflı Adam
-Təbiətcə tənhalığı sevən, xərçəng və ya ilbiz kimi öz qınına çəkilən insanlar bu dünyada az deyil. Kim bilir, bəlkə, bu, atavizmin təzahürüdür, insan ulu babasının hələ ictimai heyvan olmamışdan qabaq təkbaşına mağarada yaşadığı dövrə qayıdır, yoxsa bu, sadəcə, insan xarakteridir?
Sayfa 10·Kitabı okuyor
Alıntı
Sonunda selamımı verip, şöyle diyorum izleyiciye: - Bütün dünyanın önünde saygıyla eğildiği yalnız kimi türklerin kendisi ne saygıda kusur ettiği, dünyanın en önemli mizahçılarından Aziz Nesin, bugün aramızdan ayrılarak ölümsüzlüğe kavuştu. Aziz ağbinin sevgili anısına ve onurlu kavgasına bir dakika saygı duralım mı? Bir kadın izleyicinin candan sesi duyuluyor: - Evet! Zart diye ayağa kalkıyor 650 Çanakkaleli. Bir dakika susuyoruz. Alkışlıyorum Çanakkalelileri. Yüreğim buruk Akol Otel’e sığmıyorum. Püfür püfür esiyor Çanakkale, temmuzun altısının yedisiyle öpüştüğü gece. Bu yıl gene erken başladılar işe ağustos böcekleri, cır cır ötüyorlar, Aziz Nesin’siz bir dünyada, köktendincilikten habersiz.
Herkes biraz yaralı, herkes biraz yorgun, herkes biraz eksiktir aslında. Dışarıdan baktığımızda insanların sadece görünen taraflarını biliriz. Oysa her insanın içinde, sessiz sedasız taşıdığı bir hikâye, kimseye anlatmadığı bir kırgınlık, kendi içinde verdiği bir mücadele vardır. Kimi zaman en güçlü görünenler en derin yaraları taşır. Kimsenin yükünü tam olarak bilemeyiz; bu yüzden sözlerimizi merhametle, davranışlarımızı incelikle seçmeliyiz. Çünkü kalpleri onarmak zor, kırmak ise bir anlık dikkatsizliğe bakar. Belki de insan olabilmenin en güzel tarafı, birinin yarasına tuz değil, şifa olabilmektir.Hayat hepimiz için kolay değil. Ama birbirimize göstereceğimiz küçük bir anlayış, bazen büyük bir yükü hafifletebili İbrahim Halil dağ/ kendi halim
Reklam
Reklam