Puan vermedi·704 syf.··
2026 3. kitabı
·
115 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 01:00
Kitap gerçekten kalınlığının hakkını veren sarsıcı bir eser doğrusu. Ve uzun soluklu, kuruluktan uzak doyurucu bir eser okuduğumu farketmemiştim bu güne kadar. Nasıl bir incelemenin ortaya çıkacağını kestiremiyorum şimdiden sanırım bunda kitabın bende derin etki bırakmasının payı olduğunu düşünüyorum. Nitekim romanı okuduğumda vücudumdan soğuk ürpertilerin geçtiğini hissetmedim değil. Gelgelelim kitaba: Roman türünün 2. babası sayılan Dostoyevski Suç ve Ceza’nın temeline mayın gibi bir kriz yerleştirmiştir ve bu krizin patlaması başkarakter Rodion Romanoviç Raskolnikov’un hayatını kökten sökerek geri dönülemez bir kabusa çevirmiştir. Eser bir hukuk öğrencisi olan ve babasının vefatından sonra sefaletin altında ezildiği için okulunu bırakmak zorunda kalan annesi ( Pulheriya Aleksandrovna) ve kız kardeşi ( Avdotya Romanovna)’ dan başka kimsesi olmayan Rodya (Raskolnikov)’ın kendisine,ailesine ve topluma karşı içsel mücadelerle dolu ruhsal çalkantılarını anlatmaktadır. Anlamsız, boş yere işlenmiş bir değil iki cinayet: Rodya baba yadigarı birtakım değerli eşyalarını rehin bıraktığı ve ona göre hiçbir kimseye yararı olmayan kan emici bir bit olarak gördüğü tefeci Alyona İvanovna ve hesapta olmadan onun kız kardeşi Lizaveta’nın cinayetini işlemekle kendini facianın kucağına atmıştır. Rodion planladığı suça müthiş rastlantılarını da ekleyerek adeta bu eyleme yazgısal bir buyruk gözüyle kendini inandırmıştır. Tefeci kadını öldürmesinin haklı gerekçesi onun matematiksel teorisi olmuştur: “ bir ölüm ve yüzlerce hayat” çünkü Rodya tefeci kadını bir hamamböceği olarak görüyordu. Onun parasıyla bir çok insan yoksulluk ve ahlaksal çöküşten kurtulacak, toplumsal denge sağlanacaktı. Anladığım kadarıyla tefeci kadını öldürmesindeki diğer neden kendinin de geleceğin bir
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Garip bir deneyim..
8/10
·88 syf.··
2026 5. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 16:11
Kitap hakkında ne hissedeceğimi bilemiyorum. Başta tabi ki garipsedim, ara ara güldüm, sonra üzüldüm, bir ara böcekle empati yaptım :) sonra kafam karıştı ardından yine üzüldüm. Kurgunun başında Gregor kötü rüyalar gördüğü bir gecenin sabahında kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buluyor. Ve kısa süreli bir şaşkınlıktan sonra işini, müdürünü, işe geç kalınca olacakları düşünmeye başladığı bir telaş içinde buluyoruz onu. Yani durum bu iken sanki daha önce düşünüp telaş edilmesi gereken şeyler varmış gibi geldi bana ama sen bilirsin Gregorcuğum O haldeyken işine geç kalma telaşı duyması dışında kurgunun geri kalanı, her ne kadar başlı başına absürt bir konu olsa da , daha gerçekçiydi diye düşünüyorum. Ailenin bir ferdi bir anda dev bir yaratığa dönüşüyor. Her ne kadar onun aileden biri olduğunu bilseler de karşılarındaki bu yaratıktan korkmaktan ve iğrenmekten kendilerini alamıyorlar. Bir süre onu anlamaya, rahat ettirmeye çalışsalar da zamanla varlığından rahatsızlık duymaya başlıyorlar. Odası artık ıvır zıvırın atıldığı bir ardiyeye dönüştürülüyor va kapısı da iyice kilitleniyor. Böceğe dönüşmüş bir insandan bahsediliyor ama insan gerçek dünya ile kıyasladığında bir çok benzerlik bulabiliyor "Dönüşüm"de. Şöyle ki: Gregor normalken ailede hiç kimse çalışmıyor ve hepsi onun elinden geçiniyor. Ama artık iş göremez ve bakıma muhtaç bir hâle geldiğinde tahammül edilemez oluyor. Bir süre sonra odası bile özel alanı olmaktan çıkıyor. İnsanların kendi aile fertlerini veya hayırsız evlatların kendi anne babalarını işleri düştükçe sömürüp, onlar yardıma muhtaç olduklarında, hastalanıp yataklara düştüklerinde ise nasıl gözden çıkardıklarını anımsattı bu bana. Ama şunu da belirtmek isterim kitapta anlatılan aile için kötü ve gaddar bir aile bir profili
1000Kitap
DönüşümFranz Kafka · Panama Yayıncılık · 2015267,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 21:16
Herkese selamlar Bugun size #forbiddenlove serisinin ikinci kitabi olan olan #wildestdreams ile geldim. Ilk kitapta nasil ki slowburn kismi beni yorduysa bu kitapta da smut kismi beni yordu. Ama buna ragmen ilk kitaba gore daha guzel buldum. Yaln8zca tek ve en buyuk sikintisi benim icin yetişkin ögelerin cok fazla olmasiydi. Normalde smut okumayi severim, hele ki hikayeyle uyum içindeyse ve o çekimi verdiyse! Ama burada erkek ana karakterin geçmişteki mesleğinden dolayi mi nedir bu kisim biraz daha ön planda tutulmuştu. Ustelik biraz da erken ve salt bedensel haz niyetiyle başlamış olmasından kaynakli ilk basta keyif vermedi. Fakat sonrasinda askin filizlenmesi ile veya var olanı nihayet ortaya cikarabildikleri icin guzel buldum. Bu nedenle ilk kitaptan bir tik daha iyiydi. Ilk kitapta yer alan sakar ve tatli kızımız Cal yerine bu kez cevval, gururlu bir bekar anne olan ve aynı zamanda Cal'in en yakin arkadasi Dylan vardi ve ben ona bayildim. Asla kendini ezdirmedi, azmine hayran bıraktı. Kizi Gravity'e olan bağlılığına bittim. Harika bir kadındı. Kitapta bir L.J. Shen klasigi olan atismalar ve espriler havada uçuştu. Dylan ve Rhyland'in bu anlamdaki uyumlarının, sonrasında aska evrilmesini gülerek okudum. Hazir cevap halleri cok iyiydi. Kitapta takildigim bir diger kisim ise Rhyland'in dunya malına olan tutumuydu. Zira durumunu asagilik kompleksine bağladım. İkide bir arkadaşlarınin zengin olup onun olmamasını sorun etmesini kafaya takmadan okudum. Eger taksaydım cidden sinir bozucu biri olarak görüp kitabi bitirmezdim. Bu kismi görmezden gelerek okudugum icin kendisine ba-yil-dim. Eskiden jigololuk yapip emekli oldum demesine her fırsatta güldüm. Aşırı becerikli biriydi, her anlamda. Zaten Dylan ile arasinda yaşananlarda bu zenginliğe sahip olabilmek icin
Wildest DreamsL. J. Shen · Bloom Books · 09 okunma
Finneganın Baldızı: (+18) Bir Özet
5/10
·672 syf.··
2025 87. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 17:15
[Hem de Ayranım Dökülmesin Babında Bir Sorumluluk Reddi]: Başta Campbell'in "A Skeleton Key to Finnegans Wake" adlı metni olmak üzere çeşitli kaynak eserlerin yalancılığını icra etmekteyim. Şimdi... En başta Finnegan diye bir arkadaş var, merdivenden düşüyor. Ancak o da ne: morte? Sonra curcuna kopuyor tabii, “Vay efendim, nasıl olur da bizim Finnegan ölür?” “Çünkü,” diyorlar, “Finnegan bir efsane ve efsaneler de… Bir de… Yav bak şimdi biz Allah sanıyorduk onu galiba ya; yalan olmasın, Allah da sanmış olabiliriz.” Cenazesinde ise kaç bahtın ahını aldıysa mevta bedenine içki dökülüveriyor; tabii hemen anında (ve çünkü illa ayyaşlığını yapacak ya) “Ahıağğbijm ölmedim yaubijm, içim geçmişm!” diye zıplıyor rahmetli. Gelgelelim etrafındakiler, ha merdiveni devirdi ha beynini dağıttı derken Finnegan’ın götünü toplamaktan sıkıldıkları için, “Şşş, tamam, yat, yok bir şey,” diyerek Finnegan çağını kapatıyorlar. İşte! Eşinizi dostunuzu iyi tanıyın. Finnegan’ın anlatıda bıraktığı boşluğa bu noktada pub işletmecisi Humphrey Chimpden Earwicker’ı (HCE) alıyoruz. Bu adamın adını (paşa keyfiniz uygun görecek olursa) “Here Comes Everybody” diye de açabiliyorsunuz. Sınırsız eğlenceye merhaba. Her neyse, işte bu adam, evet, bu adam yok mu, bu adamın iki oğlu bir kızı var. Kendisi de hem Hür İrlanda devletini hem de Tanrı’yı temsil ediyor. Takılmayın bunlara; gerçek değil bunlar, edebiyat. O değil asıl bak, asıl başka ne oluyor: Bir gün bunun yolunu kesiyorlar, diyorlar ki, "Seni askerler görmüş," diyorlar, "Ha, Humprey? Mahallemizin karısına kızına sırnaşıyormuşsun. Askerler görmüş seni, şahidiz diyorlar. Açıyormuşsun, buyrun bakalım haydiiii diye sallıyormuşsun. Üç askerimiz Humprey, sallıyormuşsun! Bu da ne demek oluyor?!" İşte, kim bilir ne demek oluyor, çünkü HCE de bir türlü
Finnegans WakeJames Joyce · Alma Books · 0104 okunma
Puan vermedi·225 syf.··
2025 34. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2025 16:58
Atatürk'ün vefatının ardından 1938 yılından 60 darbesine kadar olan ülke siyasetine İnönü ve Bayar başta olmak üzere genel bir bakış. Atatürk'ün vefatıyla Cumhurbaşkanlığının İsmet İnönü’ye, Ordunun ise Fevzi Çakmak’a emanet edildiği yeni bir dönem başlar. König, impeks, satie ve refah olayları, Parita, salvador ve struma faciaları, 1940 milli korunma kanunu, 20 kur’a ihtiyatları, 1942 varlık vergisi kanunu, 1943 toprak mahsulleri kanunu gibi spesifik konular çerçevesinde ikinci dünya savaşı yılları ve krizleri de anlatılmış. Yazar sonrasında çok partili dönem’e geçiş, Demokrat parti’nin iktidara gelişini, Kıbrıs meselesinin doğuşunu, 6-7 Eylül olaylarının içyüzünü, Kımıl ve 49’lar davası’nın perde arkasını, Bir darbe ile demokrat parti dönemi’nin sona erişiyle birlikte kamuoyunu derinden sarsan Yassıada yargılamalarını, İntiharları ve idamları da bu kitapta kendi çerçevesinden anlatıyor.
İnönü ve Bayar'lı Yıllar (1938-1960)Ayşe Hür · Profil Yayıncılık · 201542 okunma
R.K. Lilly - Uçuşta
7/10
·328 syf.··
2025 133. kitabı
İlişkileri çok çabuk başladı. Birden ne olduğunu anlamadan dünyanın en lezzetli dondurmasıymış gibi kızı yiyip bitirmeye başladı. James’in dediğine göre Bianca’nın ona sadece yatak odasında boyun eğmesini bekliyor. Gerçek ise bunun tam tersi. Bianca’nın hayatının her alanında ona boyun eğdirmeye çalışıyor, hayatını birden zehirli bir sarmaşık gibi sarıyor. Adamı asla karizma bulmadım. İnanılmaz düşük bir özgüveni var, bu da onu saçma şeylerden kıskançlık yapan biri haline dönüştürüyor. Kadının her şeyini kontrol etmeye çalışan, düşük özgüvenli, stalker adamlardan nefret ederim. Böyle biri isterse Henry Cavill olsun yine de benim gözümde karizmatik olamaz. Zavallı Bianca’ya üzüldüm. Ona da kızdığım yerler oldu. Böyle korkunç bir adamda ne bulduğunu anlamadım. Kapımın önünde yatsa bu adama sümüklü mendilimi bile vermezdim. Bu kadınlarda travmalar, özellikle baba ile ilgili travmalar neden bendekinin tam tersi olarak işliyor anlamış değilim. Bianca yavrum senin tam tersi olarak baban gibi adamlardan uzak durman lazım gülüm! Sen gerçekten psikoloğunla tekrardan görüşmeye başla! Bianca’nın arkadaşı Stephan’ın yanında olsun, uçakta pilotun yanında olsun Bianca’yı sürekli elleyip yoklaması çok korkunçtu. Alanını belirlemeye çalışan köpek içgüdülerine sahip birisin anladık! Hep Bianca’nın çevresine mesaj veriyor. Bakın, görün, yaklaşmayın, dokunmayın, Bianca benim malım diyor kısaca. Ayy yazdıkça sinirleniyorum! Şöyle bir adamı benim elime verseler ya! O kırbacı bakalım neresine monte edilmiş buluyor! Kitabın son 100 sayfasına kadar belki bu kitabı 5 sene önce okusaydım daha çok severdim diye düşünüyordum. Hayır! 5 yıl önceki Mindoş ile konuştum. O da bu kitabı bu korkunç adamdan dolayı asla sevmezdi. Dediğim gibi Bianca’ya acil şifalar dışında söyleyecek bir şeyim yok.
UçuştaR. K. Lilley · Aspendos Yayıncılık · 2014512 okunma