i wish i could write you a melody so plain
that could hold you dear lady from going insane
that can ease you, cool you, and cease the pain
of your useless and pointless knowledge
GözStephen King · Altın Kitaplar · 20238,2bin okunma
Gazetede gördüğü bir cinayet haberi ve haberin manşetindeki "Arka bahçelerinde cesetler çıkana dek herkes onların yaşlı, tatlı bir çift olduğunu sanıyordu" ibaresinden ilham alarak yazdığı bir Holly Gibney hikâyesi olan bu kitabında Stephen King, bizleri yine sürükleyici bir maceraya çağırıyor.
Kaçırıp öldürdükleri genç ve sağlıklı insanların iç organlarından ve özellikle beyinlerinden kendilerine ilaç ve yiyecek yapan iki yaşlı profesörün, akıllara durgunluk veren öyküsünü okurken modern bir yamyamlık hikâyesine tanıklık ediyoruz. Hikâyenin en trajik yanı ise tüm bu kötülükleri yapan iki yaşlı profesörün toplumda fazlasıyla saygı gören ve cemiyet hayatında önemli bir yeri olan öğretim üyeleri olması.
Covid 19 salgınının en yoğun yaşandığı zamanlarda geçen hikâyemizde covid salgınıyla ilgili olarak Holly'e söylettiği "tüm bunlar bittiğinde kimse gerçekten yaşandığına inanmayacak. İnanırlarsa da nasıl olduğunu anlamayacak." sözleriyle dile getirdiği öngörüsü ve Holly Gibney'in annesini bu virüs nedeniyle kaybetmesi, Holly'nin iş ortağı Pete'in de yine bu virüsle boğuşması nedeniyle tipik bir Covid dönemi romanı çerçevesi çiziyor King.
Bir diyalogda "Miss Amerika değil ama lisedeyken balo kraliçesi seçilmişti. Kimse onun başından aşağı bir kova dolusu kan falan da dökmedi" sözleriyle yaptığı Carrie White göndermesiyle King evrenine gizli bir selam verirken yakalıyoruz yine Kral'ı.
Stephen King romanlarının en sevdiğim yanlarından biri olan ve satır aralarına gizlenmiş kitap ve şarkı tavsiyelerini Holly'de de fazlasıyla görüyoruz. Bu yanıyla bile kendine münhasır bir yazar olan Stephen King'in en sevilen karakterlerinden biri olan Holly Gibney'i ölümsüzleştiren eseri "Holly", polisiye roman sevenlerin özellikle beğenecekleri bir yapıt.
HollyStephen King · Altın Kitaplar · 2024556 okunma
Seriyi bozup 2.hikayeden basladim iyi ki öyle yapmisim king ile kiyasladigimda orada incitmekden korkarak seven bir adam vardi ama, burada( Nero) adina cok uygun bir karakter tabiri caizse yakicı ve egoist bir adam .
Payton( savannah) karsilastirdigimda benzer yönü aile tarafindan görünmez gibi davranilan ötelenen asla deger verilmeyen bireyler olarak yetisince kendi ayaklari uzerinde durmaya çabalayn cicekler.
Hikayeye gelrsek kendi halinde evinden isine asla sosyal cevresi olmayan korkak ve kaçak yasan payton evine giren tehlikeli oldugunu bildigi bir adama bir anda güven duyuyor ve hayatina isteyerek aliyor tutunacak bir dal buldum edalarinda yalnizligina kim olursa olsun kabul durumunda yilana sariliyor.
En mahrem konularini acarak gecmis travmalarini paylasiyor ve burada hayatina zıt bir evrene gecis yapiyor tabi şansi yaver gidiyor hem aski hem sahiplenilmeyi o kdr cok seviyor ki diger en kotü olan herseye tamam deyip bir yola cikiyorlar.
Nero zorlu bir hayattan kendi kurdugu imparatorlugunda yalniz kurt olarak yol aliyor once ben diyen bir adam tehlike kendisi saplantili ve incitmekden asla cekinmeyen biri paytona yaptigi her seyi ama her sınır ihlalini kendi istekleri ve zevki icin yapiyor ve buna ask diyor .
.
NeroS. J. Tilly · Martı Yayınları · 2025209 okunma
Stephen King’in Karanlığı Seversin kitabını okudum. Açıkçası “daha mı karanlık seviyorsun, gel o zaman” diyor ama benim okuduğum en karanlık Stephen King kitabı kesinlikle bu değil. Karanlık denince aklıma daha çok “Gece Yarısını Dört Geçe” gibi gerçekten çok daha yoğun ve rahatsız edici kitabı geliyor; onun yanında bu kitap daha hafif kalıyor.
Yine de Stephen King’i sevdiğim için bu kitabı okumak hoşuma gitti. İçinde beğendiğim, aklımda kalan birkaç hikâye de var. Genel olarak her hikâye çok güçlü olmasa da yine de okurken keyif aldım. İyi ki yazmış dediğim bir kitap oldu.
"Canavarlar, köpekler, yüklükler, tamirhaneler ve çıkmaz sokaklar... Bunları ne yapalım öğretmenim? Toplayalım mı, çıkaralım mı, çarpalım mı, bölelim mi?"
Kısa bir aradan sonra dönüşüm muhteşem olsun dedim ve Stephen King ile birlikte geldim. #kingokuyoruz etkinliğimizde okunanlar arasına bir yenisini daha eklemiş bulunuyorum. Tabi ki Okuyan kadinlar kulubu nün #birharfbirkitap etkinğinde sıranın 'K' harfinde olması seçimimde büyük etken oldu.
Okumakta geç kaldığımı düşündüğüm kitaplarından biri aslında #kujo King okumaya başlangıç olarak tavsiye edebileceklerimden. Her zaman ki gibi akıcı ve merak uyandırıcı. Korku değil fakat o gerilimi müthiş hissettiren bir konusu var, anlatım kabiliyetine değinmeme gerek yok sanırım. Hepsi bir tarafa, bir anne olarak okumak gereğinden fazla sarstı beni. O arabanın içinde, çocuğuyla birlikte 50 derece sıcaklıkta açlık ve susuzluktan tanınmaz hale gelen, çocuğunun korkudan nöbetler geçirdiğini, nefessiz kaldığını gören bendim sanki. "bulun şunları artık" diye isyan ettim o çocuğun psikolojisi mahvetti beni, annenin çaresiz oluşunu, korkularını iliklerime kadar hissettim...
Kitabımız, 5 yaşında, yüz kiloluk bir Saint Bernard olan köpeğimiz 'kujo' nun hikayesi aslında. Tüm köpekler gibi, doğası gereği bahçede bir hayvan kovalarken burnunu soktuğu mağarada yarasa tarafından ısırılıyor. Böylece 16 Haziran 1980 tarihinde, merkezi sinir sistemi hastalığı olan kuduz hastalığının kuluçka dönemi başlamış oluyor. Çocukların üzerine binip dolaştığı dost canlısı köpek, artık o çocukların katili... Kitabın ilk sayfalarında anlatılan seri cinayetler kimse tarafından unutulmadığı için her fırsatta tüm konuyla ilişkilendirilmiş.
King olduğu için aksi zaten mümkün değildi tabi ama yine de söyleyeyim Keyifle okudum, okuyunuz efendim.
KujoStephen King · Altın Kitaplar · 20222,634 okunma
"Bütün iyi seçenekler elinden alınırsa ne yaparsın?"
Herkese merhaba...
Geçen ay sonu başlayıp yetiştiremediğim, hem #kingokuyoruz, hem de Okuyan kadinlar kulubu nün #birharfbirkitap ve #herayinbiribiryayinevi etkinliklerinin ortak kitabı olan #mahşer le geldim.
"yaşasın sonunda okuyorum" ruh haliyle başladığım, "adam yine yazmış arkadaş" diye devam ettiğim, "yahu öldürmek için mi adamı elli sayfa anlattın aşkolsun" diyerek kızdığım, "ne okuyordum ben, konu ne ara buraya geldi" diye şaşırdığım, "yok artık" diyerek bitirdiğim bir okuma oldu :) umarım anlatabilmişimdir :) Kısacası Stephen King işte... kitabın başı ve sondan az önceleri daha bir heyecanlıydı sanki.
Bu kadar ne yazmış? diyenlere şunu söyleyebilirim, tek bir kurgu okumuyorsunuz. King 'olay bu kadar hadi dağılın' dememiş, başıyla sonunu arasında farklı olaylara geçiş yapmış ve bunu karakterlerle çok güzel bağlamış. İlk basımında yayınevinin önerisiyle üretim maliyeti sebebiyle 400 sayfalık bir kesintiye maruz kalmış kitap. Elimdeki tam metin hali 1080 sayfa.
Ustayla ortak görüşümüz: filmlerin fantastik eserler üzerinde tuhaf bir şekilde örseleyici etkisi olması. Siz ne düşünüyorsunuz bilmem.
Birleşik Devletlerin imzaladığı biyolojik ve kimyasal silahlar karşıdı anlaşmayı ihlal eden bir hükümet tarafından başkalaştırılmış bir virüs, kaçmaya çalışan bir görevli tarafından yayılıyor. Sözü edilen antijen virüsün çaresi yok. Çünkü insan bedeni, sürekli değişen antijen virüsü durdurmaya yetecek miktarda antikor üretemiyor. Doğru antikor her üretildiğinde virüs başka bir şekle bürünüyor. Bu yüzden aşı üretilmesi imkansız hale geliyor. Nüfusun büyük bölümü yok okurken kalanlar binlerce km yol katederek ortak bir yerde toplanıp yeniden yapılanmaya başlıyorlar. Konunun kabası bu. Ortak yeri nasıl biliyorlar?
MahşerStephen King · Altın Kitaplar · 20243,928 okunma