7,8/10  (54 Oy) · 
145 okunma  · 
34 beğeni  · 
1.317 gösterim
5 Yildir Baskisi Bulunmayan Ve En Çok Aranan
Stephen King'in Gerilim Dolu Kitabi Piyasaya Çikiyor!

Yalnızca karıkoca arasında yaşanan bir oyundu bu. Gerald'ın oyunu. Ama bu kez Jessie oyun oynamak istemiyordu. Bacakları iki yana açık, kolları karyolanın başucuna kelepçelenmiş bir halde yatarken kocasının tepesinde dikilip ağzından salyalar akarak bakı-yor olması onda tiksinti uyandırmıştı, adeta kendini aşağılanmış hissediyordu. Kocasına okkalı bir tekme savurdu. Hem de en can alıcı noktasına... Kalp krizinden ölen Gerald şimdi yerde yatıyordu. Tatil için geldikleri göl kenarındaki bu yazlık evde Jessie'yi yapayalnız ve çaresiz bırakmıştı. Tanrı'nın unuttuğu bir yerde, medeni dünyaya kilometrelerce uzaktaydı. Çığlıklarını kimse duya-mazdı.Yapayalnızdı. Yalnızca kafasının içinde konuşan, tartışan kendisiyle alay eden sesler vardı...
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2007
  • Sayfa Sayısı:
    314
  • ISBN:
    9789754054293
  • Orijinal Adı:
    Gerald's Game
  • Çeviri:
    Gönül Suveren
  • Yayınevi:
    Altın Kitaplar
  • Kitabın Türü:
Mithril / Loki 
19 Nis 2017 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

Çok güzeldi...
Açıkçası kitabı çok merak ederek almıştım. Beni kitaba çeken şey konusu değildi, sadece yazarın bu kadar kısır malzeme ile 400 sayfalık bir kitabı nasıl yazabilmiş olduğunu merak etmiştim.
Çünkü (kitap tanıtımında, arka kapağında da var o yüzden süprizbozan sayılmaz) kitap genç bir kadının eşiyle bir seks oyunu oynarken kocasının kalp krizi geçirerek ölmesi ile başlar. Ve kadın elleri kelepçeli yatağa başlı kalır. Yani düşününce 400 sayfa içerisinde tüm mekan yatağın yaklaşık 3 metre karelik alanı ile ve karakterimiz de Jessie isimli bu kadından ibarettir.
Ustanın yazısına söylenebilecek bir lafım yok. Kadının o çaresizliği, bıkkınlığı, korkusu, krampları, fiziksel ve ruhsal çöküşü o kadar güzel verilmişti ki, okuduğum süre boyunca kelepçelerin soğunu bileklerimde, zincirinin tahtaya vuruşlarıyla çıkan iç karartıcı sesi kulaklarımda hissettim...
Her ne kadar usta bir gerilim kitabı olsa da beni asıl etkileyen şey, allta verilen hikayeydi aslında. Jessie kırılmış, yıkılmış bir kadın, parçalanmış bir kişilik. İçindeki farklı alt kişiliklerin sürekli tartışmasına ve çözüm aramasına şahit oluyoruz. Bunlardan biri "iyi-eş"... İyi-eş, neredeyse "kadın, cinsel organını yaşatma merkezidir" diye düşünen seksist erkekleri bile haklı görebilecek seviyede kendini aşağılık gören bir kadın. Başına gelen her felaketi erkeğe itaatsizlik ile yorumlayan, kadının görevi erkeğinin sözünden çıkmamaktır diyen biri... Kendine saygı duymayan, bedenini küçümseyen biri... İkinci karakterimiz Ruth, bu iyi eşle hiç anlaşamayan bir feministimiz. Arada dengeyi bulmaya çalışan psikolog Nora ve Jessie'mizin "babasının kızı" zamanlarından kalma çocukluğu, "Punkin"...

Aslında benim bu kitapta okuduğum, bir kadının yataktaki kelepçelerinden kurtulma çabasının hikayesi değildi. Benim okuduğum, kadınlığın, erkek hegomanyasındaki tüm kelepçelerinden kurtularak özgürlüğe ulaşabilmesi hikayesiydi...