Adı:
Oyun
Baskı tarihi:
Ağustos 2007
Sayfa sayısı:
314
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754054293
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Gerald's Game
Çeviri:
Gönül Suveren
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
5 Yildir Baskisi Bulunmayan Ve En Çok Aranan
Stephen King'in Gerilim Dolu Kitabi Piyasaya Çikiyor!

Yalnızca karıkoca arasında yaşanan bir oyundu bu. Gerald'ın oyunu. Ama bu kez Jessie oyun oynamak istemiyordu. Bacakları iki yana açık, kolları karyolanın başucuna kelepçelenmiş bir halde yatarken kocasının tepesinde dikilip ağzından salyalar akarak bakı-yor olması onda tiksinti uyandırmıştı, adeta kendini aşağılanmış hissediyordu. Kocasına okkalı bir tekme savurdu. Hem de en can alıcı noktasına... Kalp krizinden ölen Gerald şimdi yerde yatıyordu. Tatil için geldikleri göl kenarındaki bu yazlık evde Jessie'yi yapayalnız ve çaresiz bırakmıştı. Tanrı'nın unuttuğu bir yerde, medeni dünyaya kilometrelerce uzaktaydı. Çığlıklarını kimse duya-mazdı.Yapayalnızdı. Yalnızca kafasının içinde konuşan, tartışan kendisiyle alay eden sesler vardı...
(Tanıtım Bülteninden)
Çok güzeldi...
Açıkçası kitabı çok merak ederek almıştım. Beni kitaba çeken şey konusu değildi, sadece yazarın bu kadar kısır malzeme ile 400 sayfalık bir kitabı nasıl yazabilmiş olduğunu merak etmiştim.
Çünkü (kitap tanıtımında, arka kapağında da var o yüzden süprizbozan sayılmaz) kitap genç bir kadının eşiyle bir seks oyunu oynarken kocasının kalp krizi geçirerek ölmesi ile başlar. Ve kadın elleri kelepçeli yatağa başlı kalır. Yani düşününce 400 sayfa içerisinde tüm mekan yatağın yaklaşık 3 metre karelik alanı ile ve karakterimiz de Jessie isimli bu kadından ibarettir.
Ustanın yazısına söylenebilecek bir lafım yok. Kadının o çaresizliği, bıkkınlığı, korkusu, krampları, fiziksel ve ruhsal çöküşü o kadar güzel verilmişti ki, okuduğum süre boyunca kelepçelerin soğunu bileklerimde, zincirinin tahtaya vuruşlarıyla çıkan iç karartıcı sesi kulaklarımda hissettim...
Her ne kadar usta bir gerilim kitabı olsa da beni asıl etkileyen şey, allta verilen hikayeydi aslında. Jessie kırılmış, yıkılmış bir kadın, parçalanmış bir kişilik. İçindeki farklı alt kişiliklerin sürekli tartışmasına ve çözüm aramasına şahit oluyoruz. Bunlardan biri "iyi-eş"... İyi-eş, neredeyse "kadın, cinsel organını yaşatma merkezidir" diye düşünen seksist erkekleri bile haklı görebilecek seviyede kendini aşağılık gören bir kadın. Başına gelen her felaketi erkeğe itaatsizlik ile yorumlayan, kadının görevi erkeğinin sözünden çıkmamaktır diyen biri... Kendine saygı duymayan, bedenini küçümseyen biri... İkinci karakterimiz Ruth, bu iyi eşle hiç anlaşamayan bir feministimiz. Arada dengeyi bulmaya çalışan psikolog Nora ve Jessie'mizin "babasının kızı" zamanlarından kalma çocukluğu, "Punkin"...

Aslında benim bu kitapta okuduğum, bir kadının yataktaki kelepçelerinden kurtulma çabasının hikayesi değildi. Benim okuduğum, kadınlığın, erkek hegomanyasındaki tüm kelepçelerinden kurtularak özgürlüğe ulaşabilmesi hikayesiydi...
Kitabı ister istemez okuma sürem boyunca King’in bir diğer yatağa mahkûm kitabı Sadist ile kıyasladım. Gerilim olarak Sadist’ten aldığım gerilimi birkaç sayfa hariç maalesef kitaptan hiç alamadım. Kitap biraz karışık ve açıkçası giriş kısmından sonra da sıkıcı başlıyor her şey. Jessie yatakta bir seks oyunu sonucunda mahkûm oluyor, bir fantezi için iki tarafın da isteği ile kocası tarafından kelepçelenmiş ve kocası tarafından anlaşılamıyorken, bir taraftan da iki farklı iç seslerle (bazı kısımlarda sayı çoğalıyor) mücadele ediyor, bazen de beraber hareket ediyorlar. İçindeki iki farklı iç sesi de basım olarak farklı bir fontta, italik olarak basılmışlar, bazı kısımlarda hangi iç sesin konuştuğu cümle sonunda söylense de ister istemez karışıklıklar olabiliyor, bu karışıklık ise 40 – 50 sayfa okunduktan sonra artık hangi iç sesin ne tarz cümleler kuracağına hâkim olduktan sonra sorun çözülüyor; ama bu sefer de sorun kitabın başka kısımlarında boy gösteriyor. Bu sefer de sıkıntı -en azından bana göre- paragraflar arası boşluklar oluyor. Çoğu romandan da bildiğimiz üzere bir sayfada iki farklı kişiyi anlatırken ya da iki farklı yer veya zamanı anlatırken paragraflar arasında iki boşluk bırakılır, bu durumda da okur farklı bir kısma geçildiğini anlar ve okurken herhangi bir şekilde de karışıklık olma durumu söz konusu olmaz; ama bu kitapta kitap içinde hem kitabın geçtiği zaman anlatılırken hem de Jessie’nin geçmişine geri dönüşler yapılırken sanki aynı zaman ve mekan anlatılıyormuş gibi tek bir boşluk bırakıldığı için yeni paragrafın ilk cümlelerinde anlam karmaşası oluşuyor. Tamam kitap psikolojik bir gerilim bu kısımlarda da böyle olunca bir bilinç kayması filan oluyor ama maalesef karışıklık ve kitaptan az biraz sıkılabilme ihtimali bana göre daha yüksek oluyor. Bu durum King’in isteği mi, yabancı yayıncının isteği mi yoksa Altın Kitaplar’ın hatası mı bilmiyorum ama keşke böyle bir durum bu kitapta olmasaymış.

Karakterimiz yatağa kelepçeleniyor ve kocası kalp krizi sonucu hayatını kaybediyor. Tatil için, bir seks oyunu için geldikleri bu doğa içinde göl kenarında bulunan evde Jessie kolları yatağa kelepçeli, bacakları iki yana açık bir şekilde mahsur kalıyor. Karakterin durumu bu şekilde ve bir odanın içinde, 400 sayfa boyunca King neler yazmış ve okuru ne şekilde gerebilmiş sorusu kitap için en büyük soru işareti ve merak konusu oluyor. Kitap boyunca King’in bilindik tarzındaki gerilim unsurları maalesef çok az var -ama bir yerde de çok etkili-, onun haricinde de Jessie’nin kafasının içinde konuşan, bazen ona kızan bazen de onunla alay eden sesler var, işte burada King psikolojik bir gerilime gidiyor, Jessie fiziksel olarak kollarındaki kelepçelerden kurtulmaya çalışırken psikolojik olarak da erkek egemenliği altındaki kelepçelerden kurtulmaya çalışıyor. Peki bu kısımlar güzel mi, tasvirler ve değinilen konular kesinlikle çok güzel ama bir o kadar da maalesef sıkıcı, çeviriden mi desem yoksa sürekli yapılan geri dönüşler, zaman kaymaları okurken kitaptan kopartıyor mu desem, anlatılanı kafada canlandırmak zor mu oluyor desem bilemedim ama kesinlikle yer yer sıkıcı bir kitap ve King’in kötü romanlarından.

Kitapta en çok sevdiğim karakter eskiden adı Prens olan ve vaktiyle Catherine Sutlin’in çok sevdiği göz bebeği olan sahipsiz, başı boş köpek. Kitap içinde belki de bir insanın başına gelmesini hiç istemeyeceği şeyler yapıyor olabilir ama ben kendisini çok sevdim ve ona yaptığı her bir şey için de hak verdim. Bazı incelemelerde bazı arkadaşlar eskiden adı Prens olan başı boş sahipsiz köpeğe çok yüklenmişler, olmaz olasıca veya lanet köpek filan demişler ama King’in kitap içinde farkındalık için sokak hayvanları ve başı boş hayvanları anlattığı uzun paragrafları maalesef anlamadan, terk edilmenin, aç kalmanın, sürekli tekmelenmenin, yerden alınan cismin kendisine atılmanın, kısa bir sürede 40 kilogramdan 20 kilograma düşmenin nasıl bir şey olduğunu bilmeden ve fark edemeden. Hâlbuki eskiden adı Prens olan sahipsiz başı boş ve terk edilmiş köpek Jessie’ye bakıp daha ilk sayfalarda “benim yerimde olsaydın sen de aynı şeyi yapardın” diyerek her şeyi çok güzel özetliyor olmasına rağmen.
39 yaşındaki kahramanımız Bayan Jassie kocasıyla ıssız bir göl kenarındaki yazlık evlerinde hafta sonu kaçamağındadırlar. Kocasının cinsel fantazisine uyan Jassie hakiki polis kelepçesiyle karyolaya kurtulamayacak şekilde bağlanır ancak işler umdukları gibi gitmez ve bazı nedenlerden adam kalp krizi geçirerek yere yığılır.

Korku ve gerilim ustası yazarın düş gücünden, tenha bir evde yatakta çıplak halde elleri yatağa kelepçeli bir kadın, kapı aralık kalmış ve etrafta kimse yok. Kadının geçmişiyle hesaplaşması ve kurtulma çabaları.

Psikolojik gerilimin sürekli zirve yaptığı romanı okurken karanlık gölge yerlerden korkacaksınız.
Romanı korku romanı diyerek değil de bir cinayet işleniyor diyerek bana veren kitapçıya selam ederek başlamak istiyorum.
Yazara veya kitabına asla olumsuz yönde yorumum yok ve bu kadar büyük yazara karşı da olumsuz yorum yapmak bana yakışmaz.
Kitaba gelince 91 sayfa okudum ama ben kitap okumayı seven biri olarak 23-24 ve 25 şubatta sadece 91 sayfa okuyunca bırakıyorum kitabı tabi ki. Çünkü ben polisiye seviyorum. Korku romanlarından haz etmediğim gibi PSİKOLOJİK içeriği çok ağır olan böyle bir kitabı da benim kafam malesef ki kaldırmıyor. Yoksa kitap kötü falan değil, bu şekilde anlaşılmak da istemem ..
Evli bir çiftin iznini geçirmek için ıssız bir göl evine gidişi ve hiç beklenmedik bir olay sonrası kocasının ölmesi ve kadının elleri kelepçeli öylece yatağa bağlı kalmasını anlatıyor. Bu süreçte kadının eskiden yaşamış olduğu ailevi travma aklına geliyor ve hayal dünyasında tekrar eziyetler çekiyor. Benim gibi Ölümle burun buruna gelen birisinin aklının normal şartlarda düşünemeyeceği şeyleri çok kısa zamanda tasarlayıp uygulamaya geçmesi durumu var. Psikolojik birçok durumla karşı karşıya gelen kahramanımız her ne kadar kendinden feragat etse de sonunda bir çıkış yolu buluyor. İyi okumalar
Yapayalnız. Kelepçelerle bir karyolaya bağlı, sesini duyurmaya muhtaç bir kadın. Bir cinsel aktivitenin zevkini değil de, kabusunu yaşamak nasıl olurdu diye soranlar varsa eğer, bu kitapta aradıkları cevabı bulacaklar. Fakat kendinizi boğucu bir atmosfere hazırlayın. Kitabı okumak kimileri için eziyet halini alabilir...
Kalbim kaldırmadı çoğu bölümleri okumayı. Kesinlikle abartmıyorum kitabın son cümlesine kadar midem bulandi hem korkudan hem tiksintiden. Bir kadın ve iç sesleri hikâyenin karakterleri. Ve bir de olmaz olasıca köpek. Çaresizlik demek hafif kalır bu bambaşka bir şeyi anlatıyor. Kendine eziyet etmeyi sevenler (benim gibi:)alsın okusun.
Doğrusu King'in bir toplumsal yaraya el atacaģını düşünmemiştim.psikolik travma yaşayan birini iyi resmetmiş.herşey tatlı başlamışken birden olaylar değişir.kelepceli fanteziler yaşamak isteyen jessie 'nin kocası onu yataga kelepćeler.ancak durumdan daha sonra rahatsız olan jessie kocasının kalp krizi gećirmesine neden olur.kocası ölünce o susuz ve kelepçeli halde kalınca içsel hatıralarını hatırlamaya başlar.tabii bunların ićinde en kötüsü babası ile güneş tutulmasını izlediği saatlerdir.babası o zamanlarda ona cinsel tacizde bulunmuştur.kitabın büyük bir kısmını kaplayan bu bölümden sonra midenizin kaldıramayacağı cümleler sizi beklemektedir.
Sen neydin böyle! Stephen King’in okuduğum ilk romanıydı suç ve gerilim ağırlıklı roman, çok az bir malzemeyle 320 sayfa boyunca bir kadının yaşayabileceği belkide en ağır cinsel deneyimlere, cinayete yer veriyor. Ensest, tecavüz, kan... bir insanı germek için ne ararsan var kitapta. Hani monotonluktan sıkıldım biraz sarsacak kitap istiyorum diyorsan tam senlik. Ama şunuda eklemek istiyorum; olay örgüleri çok karışık bazen bağlantı kurma gereği duymadan öyle sadece okudum kopuk gibi ama sonra birden olayın içine suya balık avlamak için dalan kuş gibi yeniden sert bir şekilde dibe kadar iniyorsun. Bu 1993 baskısı 320 sayfa ama güncel baskısı sayfa ebatlarından kaynaklı olsa gerek 400 sayfa. Daha fazla spoiler vermeden ancak bu kadar bilgi. Sevgiyle.
Okurken beni olayın içine çeken, ana karakter Jessie ile birlikte korkup heyecanlandığım bir kitap oldu. Kitapta işlenen duygular kesinlikle okuyucuya etkili bir şekilde aktarılıyor. Jessie'nin başına gelenler ile geçmişte yaşamış oldukları kurguda tam anlamıyla bir bütünlük oluşturmuş. Çok beğendiğimi ve heyecan duyarak okuduğumu söylemek isterim.
Konusu hakkinda pek birsey yazmak istemiyorum. Kitapla ilgili diger incelemelerde mevcut zaten.

Kitap ile ilgili düşüncelerime gelince orta yol bir yorumun olmayacagini düşündüğüm bir kitap. Ya çok sevilip efsanelestirilir ya da acayip bir kitap oldugu söylenip begenilmez. Beni soracak olursaniz ikinci gruptayim. Çok ağır ilerleyen icerigi var. En basitiyle soyle diyeyim kadının rafın ustundeki suya uzanip alması neredeyse 30 sayfa sürmüş.
Yazarın kısıtlı mekanda 400 sayfalik kitabi doldurmuş olmasi inanilmaz.
Kitabin sonu da olaylardan biraz farklı geldi bana. Aynı J harfine benziyor . Düz bir cizgide giderken birden yön değiştirmiş gibi

King kitaplarindan simdiye kadar Tom Gordon'a aşık olan kız ve bu kitabını digerlerinden farklı yere koyuyorum.

Son olarak bir arkadaşın da incelemesinde velirttigi gibi kendine eziyet etmek isteyenlere öneririm.
Adam dehşeti hafifleştiriyor onu eğip büküyor garip sanırım ünü buradan geliyor Bay King’in. Olmayacak bir hikayeye sizi inandırıyor ve o hikayenin dehşetinin ortasında hikayedeki hafif mizahı takdir ettiğiniz , hafif hafif güldüğünüz için kendinize kızarken buluyorsunuz satırların arasında dolaşırken..
Tanrım, bazen insanların bu kadar aptal olduklarına inanamıyorum. İnsanların konuşmalarına izin vermeden önce bir ehliyet ya da hiç olmazsa bir öğrenci izni almalarını emreden bir yasa çıkarmalılar!
Stephen King
Sayfa 119
Onu bir "şey" diye düşünme Jessie. "O" diye düşün. Onu bir erkek olarak düşün, koruda kaybolmuş ve senin kadar korkan bir adam.
Stephen King
Sayfa 153

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Oyun
Baskı tarihi:
Ağustos 2007
Sayfa sayısı:
314
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754054293
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Gerald's Game
Çeviri:
Gönül Suveren
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
5 Yildir Baskisi Bulunmayan Ve En Çok Aranan
Stephen King'in Gerilim Dolu Kitabi Piyasaya Çikiyor!

Yalnızca karıkoca arasında yaşanan bir oyundu bu. Gerald'ın oyunu. Ama bu kez Jessie oyun oynamak istemiyordu. Bacakları iki yana açık, kolları karyolanın başucuna kelepçelenmiş bir halde yatarken kocasının tepesinde dikilip ağzından salyalar akarak bakı-yor olması onda tiksinti uyandırmıştı, adeta kendini aşağılanmış hissediyordu. Kocasına okkalı bir tekme savurdu. Hem de en can alıcı noktasına... Kalp krizinden ölen Gerald şimdi yerde yatıyordu. Tatil için geldikleri göl kenarındaki bu yazlık evde Jessie'yi yapayalnız ve çaresiz bırakmıştı. Tanrı'nın unuttuğu bir yerde, medeni dünyaya kilometrelerce uzaktaydı. Çığlıklarını kimse duya-mazdı.Yapayalnızdı. Yalnızca kafasının içinde konuşan, tartışan kendisiyle alay eden sesler vardı...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 172 okur

  • Zehra Kaplan
  • Ender M
  • Alaska Çetin
  • Alper Kanık
  • Rom
  • Gölge
  • Gizem
  • pervin örgen
  • Ginnungagap
  • Mustafa altun

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.5
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%21.5
25-34 Yaş
%30.4
35-44 Yaş
%32.9
45-54 Yaş
%8.9
55-64 Yaş
%1.3
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.1
Erkek
%42.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.2 (11)
9
%18.8 (12)
8
%21.9 (14)
7
%12.5 (8)
6
%18.8 (12)
5
%7.8 (5)
4
%3.1 (2)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları