ŞİİRLERİM
İşte şiirlerim... Nasılsalar öyle... Onları kimseden almadım.Ve imgelerim için uygun biçim bulamadıkça, onların özgürce süzülüp gitmelerine izin verdim. Ey dost, nasıl bir debdebeydi o, önümden yel gibi geçip giden, dönüşsüzce fakat şiir dürüst olmak zorundadır ve ben her zaman sonuna kadar dürüst olmak istedim. Ben de başkaları gibi didine çabalaya şiir yazabilirim, fakat istemiyorum bunu. Her insanın kendi çehresi, her şiirsel esinin kendi dili vardır. Benim hoşuma giden, karmaşık uyumlar; yontu şiirler; porselen gibi çınıldayan, kuş uçuşu gibi çevik, bir lav püskürmesi gibi alevli ve her şeyi yıkıp geçen şiirlerdir. Şiir parıldayan bir hançer gibi olmalıdır. Okurda, gök yolunda sefer eyleyen, hançerini güneşe saplayan ve hızla yukarılara yükselen bir savaşçı imgesi doğurmalıdır
Şiirler, kalbimin parçacıklarıdır; onlar savaşçılarımdır benim. Hiçbir şiirim yapay olarak, zorlanarak önceden tasarlanarak yazılmadı; onlar gözden fışkıran yaşlara, yaradan fışkıran kan fıskiyesine benzerler.
Şiirlerimi yabancı bez parçalarını bir araya getirip dikerek oluşturmadım, onları kendim yarattım. Onlar akademik mürekkeple değil, kanımla yazılmışlardır. Buraya koyduğum şeyleri ben kendi gözlerimle gördüm —evet, evet, gördüm, şaşırmayın— ne kadar çok şey gördüm ve ne kadar çok görüntü de uçup gitti ve ben çizgilerini işleyemedim onların, imgelerimin tuhaflığının, alışılmadıklığının, yığmalıgının, taşkınlık ve sertliğinin kabahatlisi ben kendimim; fakat onları öyle doğurdum ve sonra yeniden yarattım kâğıt üzerinde. Yeniden yarattıgım şeyin hakikiliğinin hesabını verebilirim. Ben parlak hayat tabloları gördüm, o tabloların parçalarını ve onlarda kendi renklerimi buldum. Biliyorum, kullanışlı renkler değil bunlar, fakat ben karmaşık uyumları, “doğrudanlığı seviyorum, kimi