Puan vermedi·120 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 08:41
Edip Cansever’in birkaç şiirini biliyordum ama ilk kez seçme şiirlerinden oluşan bir kitabını okudum. Bazı şiirlerini okurken zorlandım. Şiir okurken hem o duyguyu hissetmek hem de anlamak isterim. Bu yüzden çok keyifle okumadım ama bazı şiirlerini çok beğendim. Özellikle “Yerçekimli Karanfil” “Mendilimde Kan Sesleri” “Beş Mevsim” “Manastırlı Hilmi Bey’e Birinci Mektup” ve “Kırda” şiirlerini sevdim.
Gelmiş Bulundum – Seçme ŞiirlerEdip Cansever · Yapı Kredi Yayınları · 202311,4bin okunma
BİR HİKAYE-İ SEVDASA
10/10
·236 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 23:38
Halid Ziya Uşaklıgil'in çeşitli yıllarda yazılan ve 1922 yılında basılarak kitaplaştırılan kitabını okudum. Yazarı öyküde çok başarılı buldum. Kitabın içinde 21 adet öykü var. En beğendiğim öyküler; Emel-i Meyus, Daire-i İstintakta, Ruznameden Müfrez, Bir Mesele-i Adliye, Raife Molla, Ekmekçinin Beygiri, Koca Baş, Keklik İsmail, Altın Nine ve Kırda Aşk öyküleriydi, diğerleri de güzeldi tabii ama bu öykülerde yazar okuyucuyu ters köşeye oturttu ve tebessüm ettirdi. Öykülerin ortak özelliği hepsi tek bir bitiş cümlesiyle süpriz sonlu bitti. Halid Ziya Uşaklıgil'in muhteşem öykülerinden oluşan bu kitabı muhakkak okumalısınız.
Edebiyat
Bir Hikâye-i SevdaHalid Ziya Uşaklıgil · Kopernik Kitap · 2022112 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
7/10
·300 syf.··
2019 58. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2019 00:00
Didier Nourrisson’ın Sigaranın Kültürel Tarihi, aslında kamu spotu gibi duran bir sosyal kültür/sanat kitabı. İçeriğini inceleyip ve sigaranın sanat tarihinde konumunu da bolca ele aldığını görünce almıştım. Sigaranın ne kadar zararlı ve nelere yol açtığını toplumsal yaşamımızda farkındayız zaten, o yüzden size bildiklerinizi değil, bilmediklerinizi yazmam mantıklı, faydalı geliyor. Sigaranın, ilk olarak 1492’de Kristof Colomb ve kendisi kadar işe yaramaz tayfasıyla Hindistan sandığı Amerikan yerlilerin ağzında görünce, “günlüğünde yerliler ağızlarında yanmış çubuk taşıyor,” şeklinde yazacaktı. Bunu devam ettirecek olan Hernan Cortes ise, Meksika’da Küba adasını 1519’da işgal etmiş ve hemen hemen aynı şeyleri yazacaktı. Sigaranın sigara olarak ortaya ilk çıkışı ve ismini de İspanya’da alacaktı. Sigaranın karikatürist afişlerine geçişi ve ressamların tuvallerinde yer edinmesi ünlü çizer Paul Gavarin’le ortaya çıkmıştır. 1794’te Buhar Makinesini icat eden James Watt’ın yaşadığı dönem, aynı zamanda sigaranın toplumsal yaşama yavaş yavaş alışkanlığının simgesidir. Dumanın hakimiyet yılları 18. Yüzyılda, makine icatlarından sonra sigara içicilerin manzaraları ressamların fırçalarına konu olmuştur. Monet’nin ölümsüzleştirdiği Saint-Lazare Garı’nın tablosu (The Gare-Saint Lazare), Caillebotte’un beyazlar ve yağmur damlarıyla kaplı meydan resimleri (Rain Day, Paris), Manet’nin şeker beyazına çalan hafif bulanık ve flu efektli beyaz elbiselerine (Kırda Öğle Yemeği), yine Monet’nin birçok kez çizerek serileştirdiği Nilüferler ve Van Gogh’un köy yaşamına sinen is kokusu ve izleri... Edebiyat alınında ise, kadının sigara içerek, toplumsal yaşamdaki hakkının erkekle denk sayılabileceği düşüncesi yer alıyordu. Sigara imgesi, kız erkekler kavramını doğurmuştu. Bunların öncülerinde
Sigaranın Kültürel TarihiDidier Nourrisson · Sel Yayıncılık · 20179 okunma
8/10
·125 syf.··
2020 253. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 00:00
Sanatçılar serisine devam ederken, kronolojik ilerlediğimden, 19. yüzyıl sanatçıları ve empresyonistleri sırayla okuduğumu fark edip, Dost Kitabevi’nden aldığım “kültür kitaplığı” serisindeki “Empresyonizm”i okumanın tam vakti diye düşündüm. 1859 Salon’u, sanat tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. Delacroix’nın, Bouguereau gibi ünlü ve nice isimler sergidedir. Pissarro, Degas, Manet, Fantin-Latour, Whistler, Monet ve Renior’ın Paris’e ayak bastıkları yoldur aynı zamanda. Sanatçıların kendini göstermesi aşına büyük şans olan Salon Sergileri’nse yer bulabilmek, sefaletten ve tanınmanın anahtarıdır bir nevi. İsviçreli ressam C. Gabriel Gleyre’in atölyesinde; Renoir, Sisley, Monet ve Bazille birbiriyle tanışırlar. 1863’te ikinci Salon Sergisi’ne jüriden reddedilen çalışmaların sayısı oldukça fazla olunca, imparatorluk Reddedilenler Salonu, resmî salonla aynı günde, 15 Mayıs 1963’te kapılarını açar. Henüz bir araya gelmemiş olan “empresyonistlerin” çalışmalarını göstermek için fırsattır. Sergide, Manet’nin “Kırda Öğle Yemeği” (1963) isimli eseri skandal ve çokça eleştiriye maruz kalır. Empresyonistler, modern resmin temsilcisi olmasına rağmen, tarihsel resim ve natürmort (ölüdoğa) resmetmekten vazgeçmez, özellikle Renoir’in Ingres sevdası ve Manet’nin Goya ve İspanyol resim tekniğini benimsemesi. Kitap, “Nü” konusuna da açıklık getiriyor ve Renoir için itinayla yerini korur. Gruba, sonra dahil olan Berthe Morisot, Manet’nin aynı zamanda “Balkon” eserindeki figürlerden biridir. Emperyalistlerin gelişimini anlatmak, inanılmaz uzun süreceğinden ve yazacak yer olmadığından kısa keseceğim. Toplamda, sekiz defa salon sergilerine katıldı “izlenimciler”. Bu grubun ilk sergisi 1874’te açıldı. Sanat eleştirmeni, Louis Leroy, Monet’nin “İzlenim: Doğan Güneş” isimli eserinin
EmpresyonizmMarina Ferretti Bocquillon · Dost Kitabevi Yayınları · 200511 okunma
O bizi anlamaz biz de onu anlamayız.
Puan vermedi
José Saramago, Portekiz'in Lizbon kentinin kuzeyindeki küçük bir köyde doğdu.(1922-2010) Yoksul bir köylü ailenin oğlu olarak büyüdü. Ailesiyle birlikte taşındığı Lizbon'da öğrenim gördü. Öğrenimi sırasında kırsal kesimde çalıştı. Ekonomik sorunları nedeniyle okulu bıraktı. Makinistlik eğitimi aldı. Teknik ressamlıktan redaktörlüğe, editörlüğe ve çevirmenliğe kadar birçok işte çalıştı. Daha sonra bir yayınevinde, yayın hazırlığı ve üretim departmanında görev yaptı. Diario ve Lisboa gazetelerinde kültür editörü olarak çalıştı. Siyasi yorumlar yazdı. Portekiz Yazarlar Birliği'nin yönetim kurulunda görev üstlendi. 1976'dan sonra kendini tümüyle kitaplarına verdi. 1993'te Kanarya Adaları'ndaki Lanzarote adasına yerleşti. Pilar del Rio ile evlendi. İlk romanı Günah Ülkesi 1947'de yayımlandı. 1995 yılında kaleme aldığı Körlük adlı romanıyla birlikte geniş kitlelerce tanındı, büyük bir başarı yakaladı. Yazarın romanları ve denemelerinin yanı sıra iki şiir kitabı ve oyun kitapları da vardır. José Saramago, 1998 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmaya layık görüldü.Yazarın anlatma biçimi gayet dikkate değerdir ve öğüt niteliğindedir. Kitaplarındaki düz yazılarında, kendine özgü bir yazım stili vardır: Diyalogları düz yazı biçiminde yazar ve noktalama işareti olarak nokta ve virgülden başkasını kullanmaz. Anlatım dili de oldukça muzip, sade ve akıcıdır. Bunlar da, okuyucuyu yazara bağlayan diğer etkenlerdir. Ünlü yazar 18 Haziran 2010 tarihinde, 87 yaşında öldü. Saramago, bir ateistti. 1969 yılında üye olduğu Portekiz Komünist Partisinden ömrünün sonuna kadar ayrılmamıştır. Havva ile Adem’in oğlu Kabil, kardeşi Habil’i öldürür ve Tanrı tarafından lanetlenir. Kabil’in laneti evinden uzakta zamansallık ve mekansallık olmadan yolculuk etmektir. Gittiği yerler arasında Sodom ve
Felsefe
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
Uğultulu Tepeler
6/10
·408 syf.··
2026 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 00:00
Emily Brontë’nin tek romanı olan Uğultulu Tepeler, Yorkshire kırlarında geçen, nesiller boyu süren bir intikam, tutku ve toplumsal sınıf çatışması hikâyesidir. Olay örgüsü, Bay Earnshaw’un eve getirdiği öksüz bir çocuk olan Heathcliff ile Earnshaw’un kızı Catherine arasındaki sarsılmaz bağ üzerine kuruludur. Ancak Catherine’in sosyal statü ve konfor arayışı nedeniyle kibar komşuları Edgar Linton ile evlenmeyi seçmesi, Heathcliff için geri dönüşü olmayan bir yıkımın fitilini ateşler. Yıllar sonra zenginleşmiş ve bilenmiş bir halde geri dönen Heathcliff, hem Earnshaw hem de Linton ailelerinden intikam almak için her iki ailenin mal varlıklarını ve gelecek nesillerini hedef alan sistematik bir yıkım planını devreye sokar. Romanın ikinci yarısı, bu karanlık mirasın gölgesinde büyüyen çocukların (Genç Catherine, Hareton ve Linton) Heathcliff’in despotik yönetimi altındaki yaşamlarına odaklanır. Heathcliff, sevdiği kadının ölümünden sonra adeta canlı bir ölüye dönüşürken, intikam hırsı onu bir canavara dönüştürür. Ancak hikâyenin sonunda, Hareton ve Genç Catherine arasındaki yeşeren bağ, eski nefretlerin yerini bir uzlaşmaya bırakır. Heathcliff’in ölümüyle birlikte, onun ve Catherine’in ruhlarının kırda dolaştığına dair efsanelerle roman, fiziksel dünyanın sınırlarını aşan metafizik bir kavuşma ile noktalanır. Heathcliff, dünya edebiyatının en karmaşık ve tartışılan anti-kahramanlarından biridir. O, sadece bir "kötü adam" değil; maruz kaldığı ırksal dışlanma, sınıfsal aşağılanma ve duygusal ihanetin bir ürünüdür. Çocukluğunda maruz kaldığı fiziksel ve sözel şiddet (özellikle Hindley tarafından), onun içindeki doğal şefkati kurutmuş ve yerine soğuk, hesapçı bir öfke koymuştur. Heathcliff'in Catherine'e olan aşkı, romantik bir beğeniden ziyade varoluşsal bir aynalık
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202557,9bin okunma