Puan vermedi·72 syf.··
2026 36. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 07:58
Jack London Kızıl Veba Hikaye, 2073 yılında, 87 yaşındaki eski bir edebiyat profesörü olan James Howard Smith'in (torunlarının hitap şekliyle Granser'in) cahil, vahşi, avcı-toplayıcı olan ve keçi postları ile gezen torunlarına, 60 yıl önceki salgını yaşayıp, hayatta kalan biri olarak, bulaştığı kişiyi saatler içinde öldüren, yüzü ve vücudu kıpkırmızı yapan bir mikrop olan, Kızıl Veba hastalığını ve eski dünyayı anlatmasını kapsıyor . Ölümcül bir salgının, modern dünyamızı birkaç hafta içinde yok edebileceğini, insanın doğa karşısındaki acizliğini, doğanın, yani bir mikrobun, insana karşı, ahlaklı, suçlu, fakir, genç, zengin ve güzel ayrımı yapmadığını, evcil hayvanların, tekrar vahşi hallerine dönmesini, insanın doğayı kontrol edemeyeceğini, geçmişten bugüne gelen toplumsal kuralların, sanatın, teknolojinin yani medeniyetin ne kadar kırılgan olduğunu, insanların, medeniyete, teknolojiye ve bilime güvenerek kibirlenmemesi gerektiğini, toplumsal kurallar ortadan kalktığında, hayatta kalmak için vahşileşip, birbirini öldüren modern İnsanın, gerçek yüzünü, en zengin adamın şoförü olan kaba bir adamın, kas gücü sayesinde, hayatta kalıp, eski dünyanın en zengin ve fakir kadınını, zorla kendine eş yapmasını, sosyal sınıfların yıkılarak güç dengelerinin tamamen değişmesini, insanlığın, kabile hayatına tekrar dönmesini anlatıyor. Torunları, okuma, yazma ve sayma işlemini bilmeyen, dilleri gerilemiş kişilerdir. Anlatıcı, tarihin bir döngüden ibaret olduğunu, insanlığın ilkel hayattan modern hayata tekrar ulaşacağını, kibirden gene kendi sonunu getireceğini öngörür. Kıyamet sonrasını anlatan post apokaliptik bir kitaptır. Distopik bir anlatısı da vardır. Kitabın sonunda çevirmene ait 20 maddelik bir not vardır. Kitap bana şu an mevcut olan şeylerin (su, gıda
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
10/10
Bu kitabı ilk 2017 yılında duymuştum hatta bir sınıf arkadaşım bana okumam için vermişti ama ben bitirmeden birkaç sayfa okuyup geri vermiştim. Okumam için doğru zaman bugünmüş demekki. Anne 14 yaşında, şuan ondan büyüğüm ama aynı zamanda da yazdıklarını okurken çoğu yerde kendi zihnime bakıyormuş gibi hissettim. Çok etkileyiciydi. Kalemi de çok güçlüymüş yaşasa eminim yine adını yazdığı romanlar sayesinde duyacaktık. Ölümümden sonra da yaşamaya devam etmek istiyorum demesi ve dünyanın onu o öldükten sonra tanıması ve ölümünden yaklaşık 82-83 yıl geçmesine rağmen yaşamaya devam etmesive yüzyıllar sonra da yaşamaya devam edecek olması..
Anne Frank'ın Hatıra DefteriAnne Frank · Epsilon Yayınevi · 20238,9bin okunma
Reklam
Erkek Empatisi ile yorumladım.
6/10
·150 syf.··
2026 45. kitabı
Kitap her ne kadar akıcı bir sike sahip olsada, X bir kişinin bir günlüğünden birkaç sayfa tadında gidiyor. Bana kattığına gelirsek, bir erkek olarak, hamile ve sonrasında çocuk sahibi olan kadınlar hakkında, yaşadıkları hakkında biraz fikir sahibi oldum.
Karanlık KızElena Ferrante · Everest Yayınları · 20231,390 okunma
10/10
·200 syf.··
2026 3. kitabı
SON NEFES ​" Son Nefes" Havaya Karışmadan'ı bitireli birkaç dakika oldu ve masada öylece durmakta... Hala o bana ben ona bakışıyoruz. Hadi gelin biraz detaya inelim... ​Paul Kalanithi gencecik bir beyin cerrahı; kariyeri, idealleri, geleceğe dair tüm planları tıkırındayken hayatın bir anda nasıl değişebileceğini kendi bedeninde tecrübe etmekte. Dördüncü evre kanser teşhisi konduğu an, 'doktor' kimliğinden çıkıp 'hasta' rolüne bürünmenin o sarsıcı ağırlığını o kadar dürüst anlatmış ki... Okurken insanı sürekli 'benim yerimde o olsa ne yapardım?' sorusuyla yüzleştirmekte. Ölüm kapıya dayandığında aslında hayatın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu, bizim de boş yere neleri dert edindiğimizi o kadar net vurmakta ki yüze... ​Kitapta öyle süslü, ağdalı cümleler aramayın; sadece bir insanın son nefesine kadar kendi gerçeğini arayışının, yaşama tutunma çabasının çıplak hali var. İnsanın içine oturan, sarsan ama aynı zamanda çok şey öğreten bir veda mektubu gibi adeta. Okuma bitimi içimde garip bir his uyandı. öylece kalakaldım. Okuyan varsa dertleşelim, çünkü bu hissi tek başına taşımak zor gelmekte en azından bana ağır geldi. En sevdiklerim hayattan yok olunca bu duygu BOŞLUK.... hep içimde öylece kalıp hiçbir şey yazmadan geçmek isterdim... bu hissi yok saymak gibi... Okuyun derim... YARINLAR ÇOK ACIMASIZ ÇÜNKÜ... HOŞ BU GÜNLER DE BİR YARINDI VE SEVDİĞİM İNSANLARIN HİÇ BİRİ YOK ZAMANI VE ANI MUCİZE BİLİN SEVDİKLERİNİZE SAHİP ÇIKIN KİTAPLA VE SANATLA KALIN ​
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,645 okunma
Puan vermedi·166 syf.··
2026 50. kitabı
İtalyan yazar Domenico Starnone ile tanışma kitabım oldu Yanlış Hedef. Son derece ilginç konusu sayesinde radarıma girmişti zaten. Senarist olan başkarakterimiz, karısına göndereceği “seni seviyorum” mesajını yanlışlıkla iş arkadaşına gönderiyor. Daha da kötüsü, gelen cevap da “ben de seni seviyorum” minvalinde. Bir yandan birkaç dakikada açıklığa kavuşturulabilecek bir yanlış anlaşılma var ortada, bir yandan da bu yanlışlığı büyük bir duygusal krize dönüştürmeye kararlı bir karakter. Açıkçası evet, konu gerçekten çok ilginç. Ama bana kalırsa romanın bütün yükünü de bu fikir taşıyor. Ben karakterin kendi kendine büyüttüğü bu ikilemi pek içselleştiremedim. Hatta yer yer gereğinden fazla uzatıldığını düşündüm. Sonuç olarak dikkat çekici bir fikir üzerine kurulmuş bir roman okudum. Ama maalesef bende çalışan kısım da büyük ölçüde bundan ibaret kaldı.
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026165 okunma
6/10
·352 syf.·
2026 104. kitabı
Çilekli Pancake Evi – Laurie Gilmore Selamlar! Normalde Dream Harbor serisinin atmosferini ne kadar sevdiğimi bilirsiniz ama Çilekli Pancake Evi beni öyle kurgusal mantıksızlıklara sürükledi ki, dürüstlüğümden ödün vermeden buraya içimi dökmeye geldim. Kitap aslında 8 puanlık harika bir potansiyele sahipken, yazarın aceleciliği ve karakter tutarsızlıkları yüzünden benim için ciddi puan kaybetti. Kitapta, annesini kaybettikten sonra varlığından habersiz olduğu kızı Olive ile birlikte yeni bir düzene alışmaya çalışan Archie ve bakıcılık yapmaya başlayan Iris'in hikâyesini okuyoruz. Küçük kasaba atmosferi ve karakterlerin olgun tavırları ilk başta beni fazlasıyla içine çekmişti. Ama gelelim beni en çok rahatsız eden noktalara… Olive'in annesi yeni ölmüş. Başlarda haklı olarak mesafeli, sessiz ve babasına karşı çekingen davranıyor. Tam "işte şimdi güzel bir baba-kız ilişkisi okuyacağım" derken Iris araya giriyor ve bütün o psikolojik süreç birkaç bölüm içinde çözülüp geçiliyor. Oysa böyle bir bağın yavaş yavaş kurulmasını, Archie'nin kendi çabasıyla kızına yaklaşmasını okumayı çok isterdim. Bana göre yazar, baba-kız ilişkisini derinleştirmek yerine yükü tamamen Iris'in üzerine bırakmış. Bir diğer problem ise Iris'in karakteriydi. Kitap boyunca bize daha rahat ilişkiler yaşayan biri olarak tanıtılıyor ama Archie'nin hayatına girdikten sonra bu tarafı sanki hiç yokmuş gibi davranılıyor. Karakterin değişimini ya da içsel sorgulamasını görmediğimiz için bu durum bana biraz havada kaldı. Bir de Archie ile Iris arasındaki ilk yakınlaşma sahneleri… Aralarındaki çekim çok güzel kurulmuş olmasına rağmen o sahneler bana duygudan uzak, sanki sadece o gerilimi çözmek için yazılmış gibi hissettirdi. İkisi arasındaki bağı hissetmek yerine "bir an önce bu çekimi tüketsinler" hissi
1000Kitap
Çilekli Pankek EviLaurie Gilmore · Juno Kitap · 202657 okunma
Reklam
Reklam