İki Fırtına Arasında
Delal; Sen, dalgaların hırpaladığı o yorgun gemi,
Ne zaman yönünü kaybetse karanlıkta,
Gelir sığınırsın göğsüme, bir liman gibi.
Yaralarını sararım, döneriz o yalancı bahara,
Dünyayı unutur, mutlu oluruz o daracık zamanda.
Sonra... Sonra o amansız gerçekler vurur yüzümüze.
Delal, Senin evladın, benim iki canım, mevcut yaşantım..
Yüzümdeki maskeyle dönerim kendi evime.
Herkes beni güçlü sanır, bir sığınak, bir dayanak;
Oysa bilmezler ki asıl kıyamet benim içimde.
Seni o dalgaların arasına, gerçeğe yolcu ederken,
Ben kendi limanımda, sessizce batıyorum.
Aramızda dağlar var, aşamadığımız o yollar bir de gerçekler,
Özlemim çaresiz, sevgim iki hayatın arasında rehin.
Her gidişinin arkasından içimden bir ağıt yükselir,
Kimse duymasın diye yastığa gömdüğüm o hıçkırıklar...
Biz seninle ne tam kavuşabiliyoruz, ne tam kopabiliyoruz.
Yine de içimde bir çocuk, her şeye rağmen umutlu,
Biliyorum, o fırtına seni yine bana savuracak.
Yine geleceksin, yine birkaç günlüğüne nefes olacağız birbirimize.
Ben o güne kadar,
Kendi dünyamda, kendi sessizliğimle kalacağım.
İçimdeki fırtınayı kimseye belli etmeden,
Sırf sen geldiğinde yorgunluğunu alabilmek için