Okuyanınız varsa, yazsın arkadaşlar lütfen..
7/10
·336 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:26
Yazarımız Gülseren Budayıcıoğlu'nun yabancı reaksiyonu diyebilirsiniz :)) Yabancılarda bilirsiniz klasik cümleler vardır; canın cehenneme vs...Bir de bizde absürd olan onlara göre gayet normaldir. İşte tam da bu noktada bu kitap yazdıklarımı onaylarcasına psikolojik sorunu olan hastalarını dile getirirken hepsini ayrı ayrı bölümlerde absürd olaylarıyla dile getiriyor. Neymiş hastalarından birinin penisinde kaşıntı varmış, kaşıntının geçmesi için sürdüğü kremin penisi her sürüşünde küçülttüğü inancı varmış. Başka bir hastamız da 19 yaşlarında çırılçıplak amuda kalkmış neden şekeri düşmüş ne yaptığını bilmiyor tesadüfen ikram edilen portakal suyunu içince düzeliyor. Bir diğeri de her gece bara gidip farklı adamlarla eşini aldatıyor,ertesi mi gün kendimi kirletilmiş hissediyorum diyor.... Vs. Tarz Gülseren Budayıcıoğlu ama hikayeler devasa..O kadar psikoloji ve kişisel gelişim kitabı okudum hiç bu kadar arka arkaya absürt olayla karşılaşmadım ya da ben okumadım. Okuyan varsa da eğer yazsın arkadaşlar:)) Sayısız kitap var netice de, sanırım ben bu kadarını ilk kez bu kitapta gördüm. Yalnız dip not,akıcı bir dille anlatılmış..
Bir Psikiyatristin Gizli DefteriGary Small · NTV Yayınları · 201736,5bin okunma
9/10
·199 syf.··
2026 24. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:52
Öfke çoğu zaman kötü bir duygu olarak anlatılır. Bize öfkelenmememiz, sakin kalmamız, alttan almamız öğretilir. Bu yüzden kitabı okumaya başlamadan önce öfkenin nasıl kontrol edileceğine dair klasik bir kişisel gelişim kitabı bekliyordum. Fakat Öfke Dansı beklentimin çok ötesine geçti. Harriet Lerner, öfkeyi bastırılması gereken bir düşman olarak değil, dinlenmesi gereken bir haberci olarak ele alıyor. Kitabın en etkileyici yanı da buydu. Çünkü çoğu zaman öfkenin altında kırgınlık, değersizlik hissi, anlaşılmama, yalnızlık veya tükenmişlik olduğunu fark ettiriyor. Öfkenin kendisinden çok, bize anlatmaya çalıştığı şeyi anlamaya davet ediyor. Kitap boyunca en çok üzerinde durulan konulardan biri ilişkilerdeki tekrar eden kalıplar. Yazar buna “dans” diyor. Bir taraf sürekli fedakârlık yaparken diğer taraf almaya alışıyor; biri susarken diğeri konuşuyor; biri alttan aldıkça diğeri sınırları zorlayabiliyor. Zamanla bu roller normalleşiyor ve bir gün biriken duygular öfke olarak ortaya çıkıyor. İşte kitap, yalnızca öfkenin patladığı anla değil, onu oluşturan ilişki dinamikleriyle ilgileniyor. Okurken en çok altını çizdiğim düşünce şuydu: İnsanlar değişsin diye uğraşırken çoğu zaman kendimizi unutuyoruz. Oysa gerçek değişim, başkalarını kontrol etmeye çalışmakla değil, kendi tutumlarımızı fark etmekle başlıyor. Bu fikir ilk başta rahatsız edici gelebilir çünkü sorumluluğu başkalarından alıp bize veriyor. Ancak aynı zamanda özgürleştirici bir tarafı da var. Kitap özellikle kadınların hayatına dokunuyor. Sürekli anlayışlı olmaya çalışan, herkesi memnun etmeye uğraşan, kendi ihtiyaçlarını erteleyen kadınların zamanla nasıl görünmez bir öfke biriktirdiğini çok iyi anlatıyor. Bu nedenle birçok bölümde kendimden ve çevremdeki insanlardan izler buldum. Elbette kitap kusursuz
Öfke DansıHarriet Lerner · Varlık Yayınları · 20254,877 okunma
Reklam
Mutlaka Okunmalı !
Puan vermedi·424 syf.··
2026 5. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:38
Gayet akıcı bir kitap,anlattığı hikayeler ve öğütlerle okuyan kişiyi dünyanın madde alemi olduğunu ve asıl gücün mânâ olduğunu anlatan,kişisel gelişimi destekleyici bir kitap
Duygu ve Düşünce
Bostan ve GülistanŞeyh Sadi Şirazi · Sufi Kitap · 20222,119 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 13:32
Bahçıvan ve Ölüm, yasın kişisel ve değişken doğasına odaklanan bir roman. Yazarın babasını kısa süre önce kaybetmesi üzerine kaleme aldığı kitapta kişi kaç yaşında olursa olsun bir babanın gidişiyle ne yapılacağı, bir kayıpla nasıl başta çıkılacağının bilinememesinden bahsetmiş. Sevdiği birinin gidişiyle kişi ne yapacağını bilemez, hele ki ebeveynlerin yokluğuyla nasıl başa çıkılacağı öğretilmez çocuğa, buna tek iyi gelecek olan zamandır. Yazarımız da babasının hastalığından, yani son günlerinden itibaren yazmaya başlar aslında bu süreçte ve babasının gidişinden sonra da acısının en derin olduğu anlarda hep bir anısını hatırlaması ve zamanın geçmesiyle bu yokluğa farkında olmadan alışıldığını görürüz. Sadece güzel hatıralarıyla zihinlerde yer ederler. Bazı bölümlerde kaybın ağırlığını gerçekten hissettirse de kitabın zaman zaman kendini tekrar ettiğini düşündüm. Belki biraz daha kısa tutulsa etkisi daha güçlü olabilirdi. Okuması kötü değildi fakat hakkında duyduğum övgüler nedeniyle beklentim yüksekti ve bu beklentiyi tam karşılayamadı.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
10/10
·176 syf.··
2026 108. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 11:12
Bu kitap beni resmen ikiye böldü, bir yandan büyüledi bir yandan kafamı allak bullak etti, ama yazmadan duramadım. (İncelemem ucundan azıcık spoiler içeriyor, uyarıyorum…) Şunu en baştan söyleyeyim, Vişnenin Cinsiyeti tarif etmesi zor kitaplardan. Ne tam roman, ne masal kitabı, ne de oturup akıcı akıcı okuduğun klasik bir "şey". 17. yüzyıl Londra'sında geçiyor sözde -iç savaş, kralın idamı, veba- ama Winterson bu tarihsel taslağı masal, fantezi ve felsefeyle öyle bir örtüyor ki kitap hiçbir zaman gerçekten 17. yüzyıla "ait" olmuyor. Daha çok zamanın, bedenin ve kimliğin sınırlarında gezen bir hayal gücü güzellemesi çıktı önüme. Kitapta iki ses var, Winterson bunları bilerek birbirinin tam zıttı gibi kurmuş ve sonra o zıtlığı usulca bulandırmış. Köpekli Kadın... işte bu karakter beni fena yaptı. Devasa, çirkin, şiddet dolu, toplumun kıyısına itilmiş bir "canavar". Bir fili sektirebilecek ağırlıkta, dişlerini söktüğü adamları çuvala dolduran, sevgiyi bilen ama nasıl ifade edeceğini bilemeyen bir kadın. Ama dikkat etmemiz gereken şey bence şu, Winterson onu canavar yapıp bir kenara atmıyor, tam tersine onun sesi kitabın en komik, en sahici, en sarsıcı sesi. Bedeni "kadın nasıl olmalı" beklentilerine o kadar uymuyor ki, kadınlığın aslında doğal bir şey değil, dayatılan bir ölçü olduğunu resmen bedeniyle ispatlıyor. Onun grotesk bedeni başlı başına bir başkaldırı bence. Bir de Jordan var, bulup evlat edindiği çocuk. Hayalperest, ufka ve "bulunmayan" şeylere aşık biri. Gerçek yolculuklar da yapıyor ama asıl yolculukları içsel ve hayali. Ve burada Winterson'ın asıl numarası şu: dev bir kadın ve kırılgan, romantik bir erkek. Cinsiyet rollerini öyle bir tersine çeviriyor ki… Başlığın sırrını çözdüğüm an ise kitap bende bambaşka bir yere oturdu. En çok atlanan ama bence en
Vişnenin CinsiyetiJeanette Winterson · Kafka Kitap Yayınları · 20232,197 okunma
Kalk, Çalış, Başarısız Ol!
4/10
·176 syf.··
2026 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 16:02
Behçet Yalın Özkara, sosyal medyada zaman zaman ilgiyle takip ettiğim isimlerden biri. Kendisini diğer akademisyenlerden ayıran yanı; akademide genellikle sümen altı edilen, başım ağrımasın, kaygısıyla görmezden gelinen ya da konuşulmaktan çekinilen konuları büyük bir açık sözlülükle konuşabilmesi. Yazarın "Kalk Çalış Başarısız Ol!" adlı eseri de tam olarak bu dürüstlüğün bir ürünü. Kitabın ismi bile kendi içinde çok manidar bir gerçekliği barındırıyor: Kalkıyorsun, çabalıyorsun, didiniyorsun ama günün sonunda bir bakıyorsun başarısız olmuşsun. Üstelik bu başarısızlık, her zaman senin bireysel yetersizliğinle ya da tembelliğinle ilgili olmuyor. Özkara, başarı olarak görülen kariyer basamaklarının ve toplumsal konumun, bireyin içine doğduğu ailenin sahip olduğu maddi ve kültürel imkânlarla doğrudan bağlantılı olduğunu savunuyor. Bu yönüyle kitap, bizi modern dünyanın pembe hayal dünyasından çekip sert gerçeklerle yüzleştirmeyi amaçlıyor. Dünyada herkesin hayata aynı çizgide başlamadığını, yüksek gelirli ailelerin çocuklarına sunduğu olanaklarla, alt veya orta gelirli ailelerin çocuklarına sağladığı imkânların uçurumunu fark etmek, sistemin şifresini çözmenin ilk adımı. Yazar burada, günümüzün hayal tacirlerine ve kişisel gelişim dünyasına sert bir eleştiri yöneltiyor. "Kendine güven, yeter ki iste, vazgeçmezsen mutlaka başarırsın" şeklindeki içi boşaltılmış sözlerin gerçek hayattaki karşılığını sorgulatıyor. Ayaklarımızın aynı zemine basmadığı bu dünyada, bize anlatılan o pırıltılı başarı hikâyelerinin arka planını sorgulayabilmek, okur adına son derece kıymetli bir farkındalık yaratıyor. Bununla birlikte, kitapta eleştiriye açık, üzerinde durulması gereken bazı noktalar da mevcut. Başarı ve başarısızlık kavramları doğası gereği göreceli ve zamana göre değişen
1000Kitap
Kalk Çalış Başarısız Ol!Behçet Yalın Özkara · Kronik Kitap · 20241,823 okunma
Reklam
Reklam