Puan vermedi·72 syf.··
2026 37. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 10:57
Bir Vatan Nasıl Sevili ~ Oxana Timofeeva Timofeeva, Sovyetler Birliği’nin çöküşüne tanıklık etmiş bir filozof, düşünür. Bu yüzden Bir Vatan Nasıl Sevilir yalnızca vatan fikrini değil, dağılmış bir ülkenin ardından hafızanın, kimliğin ve aidiyetin nasıl değiştiğini de sorgulayan bir kitap. Altını çizdiğim cümlelere bakınca aslında beni en çok çeken şeyin kimlik ile hafıza arasındaki gerilim olduğunu gördüm. Kitapta yazarın ilgilendiği şey daha kişisel bir yerde duruyor. Çocukluk, hafıza, dil, kökler. Ve insanın kendisini ait hissettiği o görünmez yer. Kitabı okurken en çok hoşuma giden şey, aidiyeti romantikleştirmemesi oldu. Ve şunu çok derinden hissettim: İnsan bazen doğduğu yere dönemez. Bazen dönmek istemez. Bazen dönse bile, yıllar önce bıraktığı o yeri yerinde bulamaz. Coğrafya değişir, sınırlar silinir, sokaklar başkalaşır. Ama çocukluğumuzdan süzülüp gelen bir koku, mutfaktan yükselen o tanıdık yemeğin buharı, yarım yamalak hatırlanan bir ninninin ezgisi veya bir kelime, içimizde bir yerlerde inatla yaşamaya devam eder. İşte o an en sarsıcı gerçeği fark ederiz. Vatan haritada değil, hafızadadır. Timofeeva’nın metni, bana sınırların ve siyasetin ötesine geçip kendi içimdeki o görünmez yurdun izini sürdürdü. Aidiyeti coğrafyadan koparıp hafızaya teslim eden, köke dair muazzam bir okuma deneyimiydi. Kısacık bir kitap ama içinde büyük anlamlar taşırken okura da şu soruyu sorduruyor; İnsan doğduğu topraklara mı aittir, yoksa anılarını, kokularını ve hafızasını biriktirdiği yere mi? Nedense vatan söz konusu olunca, efkarlanıyorum ben Herkese keyifli okumalar dilerim, sevgiyle
Bir Vatan Nasıl SevilirOxana Timofeeva · Tetes Kitap Yayınevi · 202523 okunma
9/10
·320 syf.··
2026 95. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 12:58
Ben bir #challenge başlattım. Kitaplığımda ki her sıradan bir okumadığım kitabı okuyorum. İlk kitabım bu güzellik oldu. Gerilim ve ters köşe kitaplarda favorilerimi sıralasam bu yazarı ilk beşe koyardım. Biliyorsunuz geçenlerde bir kitabıda film oldu. O da çok iyiydi diyebilirim. Önce konusundan sonrada beni delice ters köşeleriyle sınayan bu kitaba kişisel yorumumdan bahsedeyim. Eden Fox bir akşam koşudan evine döndüğünde hayatını altüst eden bir olayla karşılaşır. Anahtarı kendi evinin kapısını açmaz ve kapıyı açan kadın korkutucu şekilde ona benziyordur. Daha da kötüsü, kocası bu yabancı kadının kendi gerçek karısı olduğunu söylüyordu. Aynı sırada Birdy de aldığı ağır bir haber ve gizemli bir miras nedeniyle Hope Falls kasabasına gelir. İki kadının yolları, sırlarla ve psikolojik oyunlarla örülü Spyglass adlı ev etrafında kesişir.Kimin doğru söylediği sürekli değişiyor ve bu durum sizi delirtiyor. Herkes suçlu, herkes sorunlu...deli gibi durmadan devam eden ters köşeler.. Bu kitap beni ilk sayfalardan itibaren huzursuz etmeyi başardı. Eden'ın yaşadığı şey zaten başlı başına insanın aklını karıştırıyor çünkü kendi evine gidiyorsun ve sana ait olması gereken hayat bir anda senin değilmiş gibi davranıyor. Okurken sürekli bir dakika burada bir şeyler yanlış hissi yaşıyorsunuz. Karakterlere güvenmek çok zor çünkü herkes bir şeyler saklıyor gibiydi ki öyleydi. En sevdiğim tarafı da buydu; her şeyi çözdüğümü sandığım anda düşüncelerim değişiyordu. Hep bir bu ds tutmadı, bu ds değilmiş deyip deyip durdum. Kasabanın o tekinsiz havası ve psikolojik gerilim tarafı da bayağı güçlüydü ve ben bunu cidden sevdim . Bazı anlarda gerçekten insanın kendi hafızasına bile güvenemeyeceğini düşündürüyordu. Genel olarak merak duygusunu hiç düşürmeyen, insanın elinden bırakmak istemediği
1000Kitap
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 202690 okunma
Reklam
Puan vermedi·85 syf.··
2026 44. kitabı
Kitap, şairin aşk, özlem, ayrılık ve hüzün temalı lirik şiirlerini içerir; ancak adını veren uzun şiir ("Bir Gün Anlarsın") kitaptaki en ikonik ve popüler parçadır. Bu şiir, yıllardır seslendirmelerde, sosyal medyada ve edebiyat severler arasında ayrı bir yere sahiptir. Ümit Yaşar Oğuzcan (1926-1984), geleneksel Türk şiiriyle modern duyarlılığı birleştiren, özellikle aşk ve hüznü samimi, akıcı bir dille anlatan bir şairdir. Faruk Nafiz Çamlıbel duyarlılığına yakın bir üslubu vardır. Kitap, aşkın acısını, çaresizliğini ve geç kalınmışlığı merkeze alır. Ana temalar Aşkın sancılı hali: Sevmek, beklemek, özlemek ve kavuşamamak. Hayatın boşluğu ve pişmanlık: Her şeyin (şeref, fazilet, güzellik) bir anda anlamsızlaşması. Yalnızlık, çaresizlik ve ölüm: Özellikle son bölümde mezar imgesiyle doruğa çıkan bir kabulleniş ve sonsuzluk vurgusu. Zamanın acımasızlığı: Geçen yıllar, yaşlanma, kaçırılan fırsatlar. Şiir, ikinci tekil şahıs ("sen") üzerinden anlatılır. Bu, hem sevgiliye hitap hem de okuyucuyu doğrudan içine çeken bir etkiler yaratır. Dil sade, imgeler somut ve duygusal olarak yoğun olsa da karmaşık değildir; bu da şiirin geniş kitlelerce sevilmesini sağlar. Kitabın başlık şiiri, bir dizi "Bir gün anlarsın..." tekrarıyla ilerleyen, ritmik ve epik bir monologdur. Yapı olarak tekrarlar (refrain) üzerine kuruludur ve giderek yükselen bir duygusal gerilim yaratır. Ana bölümler ve ilerleyişi Uykusuz geceler ve fiziksel acı: Sevgilinin hayaliyle uykusuz kalan, çaresiz ağlayan bir âşık tasviri. "Sevmek ne imiş bir gün anlarsın" nakaratıyla başlar. Değerlerin çöküşü: Aşk uğruna şeref, fazilet, iyilik gibi kavramların boşalması; başını duvarlara vurma hali. Varoluşsal sorgulama: Ellerin ne işe yaradığı, dünyaya neden gelindiği, aynada güzelliğe bakıp geçen yıllara
Bir Gün AnlarsınÜmit Yaşar Oğuzcan · Alpay Yayınları · 1967206 okunma
Puan vermedi·456 syf.··
2026 46. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:12
Yazarla tanışma kitabım. Beğenmiş olacağım ki bir başka kitabına geçtim. Ama kitabı seçmemin sebebi yazarla tanışmaktan ziyade yolculuk etrafında şekillenmiş bir metin okuma ihtiyacımdı. Maceracı tarafım rota boyunca başlarına olur olmadık şeyler gelsin istiyordu ama burda fiziksel yolculuk sadece bir araç. Bu söylediğim de bir eleştiri değil. :) Burdan sonrası spoiler mı bence değil ama çok hassassanız okumayın :) sonuçta ölmeye çıkıp da ölen kaç karakter girdi kurgu hayatımıza? Martin eden bile yaşamaya çalışırken öldü. Yani bu metnin sonu ölümle bağlansa özendirici olur muydu? Ölümle sonuçlanmayınca didaktiğe kaçmıyor mu? Çok kişisel yorumlar. Ben sonundan ziyade insanı bu son hayali ile yola çıkaran ve yolda yürüten o düşünce akışlarını okumayı, bu duyguları başkalarının ne şekillerde yaşadığını gözlemlemeyi seviyorum. Yazarın bu doğrultuda karakterleri kalburüstü kurguladığı ve okumaya değer bir kitap ortaya koyduğu fikrindeyim.
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
Okuyanınız varsa, yazsın arkadaşlar lütfen..
7/10
·336 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:26
Yazarımız Gülseren Budayıcıoğlu'nun yabancı reaksiyonu diyebilirsiniz :)) Yabancılarda bilirsiniz klasik cümleler vardır; canın cehenneme vs...Bir de bizde absürd olan onlara göre gayet normaldir. İşte tam da bu noktada bu kitap yazdıklarımı onaylarcasına psikolojik sorunu olan hastalarını dile getirirken hepsini ayrı ayrı bölümlerde absürd olaylarıyla dile getiriyor. Neymiş hastalarından birinin penisinde kaşıntı varmış, kaşıntının geçmesi için sürdüğü kremin penisi her sürüşünde küçülttüğü inancı varmış. Başka bir hastamız da 19 yaşlarında çırılçıplak amuda kalkmış neden şekeri düşmüş ne yaptığını bilmiyor tesadüfen ikram edilen portakal suyunu içince düzeliyor. Bir diğeri de her gece bara gidip farklı adamlarla eşini aldatıyor,ertesi mi gün kendimi kirletilmiş hissediyorum diyor.... Vs. Tarz Gülseren Budayıcıoğlu ama hikayeler devasa..O kadar psikoloji ve kişisel gelişim kitabı okudum hiç bu kadar arka arkaya absürt olayla karşılaşmadım ya da ben okumadım. Okuyan varsa da eğer yazsın arkadaşlar:)) Sayısız kitap var netice de, sanırım ben bu kadarını ilk kez bu kitapta gördüm. Yalnız dip not,akıcı bir dille anlatılmış..
Bir Psikiyatristin Gizli DefteriGary Small · NTV Yayınları · 201736,6bin okunma
Puan vermedi
Özgen Biçgin’in kaleme aldığı Kontrol Kulesi: Son Talimat, Esenboğa Havalimanı’nın hava trafik kontrol kulesinde, tek bir vardiya süresince geçen son derece yüksek tempolu ve klostrofobik bir psikolojik gerilim romanı. Hikaye, yüzlerce yolcunun ve uçağın güvenliğinden sorumlu olan Tunç, Rana, Emre ve Selim adındaki dört hava trafik kontrolörünün sıradan başlayan gününün bir anda kabusa dönmesini konu alıyor. Kuleye gelen ve bu karakterlerin geçmişteki sırlarına, kişisel hatalarına atıfta bulunan gizemli bir tehdit, ekibi amansız bir kedi-fare oyununun içine çekiyor. Bir yandan radar ekranındaki uçakları kazasız belasız yönetmeye çalışırken diğer yandan kendilerini adım adım izleyen görünmez bir düşmanla ve kendi içsel hesaplaşmalarıyla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Hızlı başlayan ve temposu son sayfaya kadar düşmeyen, tek bir oturuşta bitecek dinamik hikayeleri sevenlerin kesinlikle şans vermesi gereken bir roman. Klostrofobik, yani dar ve izole tek mekanda geçen kurgulardan hoşlananlar, havalimanı kulesinin o sıkışmış ve stresli atmosferini fazlasıyla merak uyandırıcı bulacaktır. Aynı zamanda sadece fiziksel bir aksiyon değil, karakterlerin geçmişleriyle, kendi içsel hesaplaşmalarıyla ve vicdanlarıyla yüzleştiği psikolojik gerilim türüne ilgi duyanlar için de oldukça tatmin edici bir yapısı var. Havacılık dünyasının perde arkasını, hava trafik kontrolörlerinin o saniyelerle yarışan, hata kabul etmez ve yüksek stresli meslek hayatını bir kurgu içinde merak eden herkes bu kitabı keyifle okuyabilir.
Kontrol Kulesi: Son TalimatÖzgen Biçgin · Eksik Parça Yayınları · 202611 okunma
Reklam
Reklam