Kişisel görüşlerim değişti gibi
8/10
·336 syf.··
2026 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 00:00
Evet, bu kitabı yaklaşık bir buçuk haftadır okuyorum. Kitap gayet hızlı okunuyor eğer sınav haftasında olmasaydım daha erken bir vakitte bitirirdim. Önemli olan anlayarak okumak diyerek kendimi avutuyorum. Kısaca kitap hakkındaki spoiler içermeyen görüşlerimi belirteyim.Bence ortalama bir polisiyeydi.Konu olarak tek farklılık emekli ajanların ana karakter olmasıydı.Eğer öyle olmasaydı çok rahat 6-7 verirdim.Karakterlerin yaşlarının büyük olması asla sıkıcı değildi.Bilge topluluğu konuşuyormuş gibi hissettim.-Ingrid lütfen stalk taktiği verir misin?-Onları okudukça büyümekten korkmamam gerektiğini fark ettim.Kitabı kendi açımdan polisiye ve psikoloji olarak sınıflandırıyorum.Bu türlere ilginiz varsa okuyun derim,pişman olmazsınız. Gelelim spoiler içeren bölüme Kitabın bazı kısımlarının geçmişten bazı kısımlarının gelecekten olması hoşuma gitti.Normalde bazı yazarlar iki bölümde ele alıyor kitabı.Yarısı full geçmiş,kalan yarısı şimdiki zaman şeklinde oluyor.Ben bu hâlini tercih ederim.Akışı bozmadan bizlere bilgi veriyor ve biz de öğrendiğimiz bilgi ile yeni teoriler üretiyoruz.Harika!Jo'yu okurken eğlendim.Karakter geçişleri de iyiydi bölümler arasında ama Diana çok az konuşmadı mı?Biraz daha dünyayı onun gözünden okumak isterdim.Çünkğ şimdi ondan o kadar da nefret edemiyorum.Sonuçta biz resmen bütün olayı Maggie'nin ağzından dinledik.Maggie ile yıldızlarımız bir türlü çakışmadı nedense. Okurken yaptıklarını mantıksız bulmadan edemedim. Evet yeterince mantıklı bir karakter ama bazen aşırı ihtiyatsız davranıyordu. Emekli olunduğunda kariyerin neye dönüşebileceğini gördüğümde ufak bir krize girdim. Ben ne yapacağım hâlâ bilmiyorum. Bilgelikle dolu zaman bize yolumuzu gösterir herhalde xaxax. Bella'nın nasıl canavara dönüştüğünü adım adım izlemek tüyler ürperticiydi.
Duygu ve Düşünce
Casuslar SahiliTess Gerritsen · Doğan Kitap · 2024772 okunma
ÇILDIRIYORUM ÇILDIRIYORUMMM!!!
10/10
·672 syf.··
2026 10. kitabı
Liseden beri böyle heyecanlandığım beni içine alan bir kitap olmamıştı neredeyse. Sürükleyicilik hikaye ilerleyişi karakterlerin gelişimi vs her şey o kadar güzeldi ki bence. Bilmiyorum abartıyor gibi görünebilirim ama kişisel görüşlerim bu şekilde. Tadı damağımda kaldı resmen. Hele o son ne öyle aman yarabbi. Yazara o kadar çok teşekkür ederim ki inanılmaz bir iş yapmış helal olsun. Bayıldım ya bayıldım diyecek sözüm yok. Bir kısmında öyle çok ağladım ki daha gözlerim acıyor helal olsun helal olsun. Bence mükemmel.
Dördüncü KanatRebecca Yarros · Olimpos Yayınları · 20236,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·300 syf.··
2026 8. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 00:00
Annie ve Buster doğduklarından beri anne ve babalarının sanat dedikleri aktivitelere açıkçası alet olmuş bunu yapmaya zorlanmış iki kardeş. Anne babaları tarafından Çocuk A Çocuk B diye isimlendirilip dışarda ortalığı birbirine kattıktan sonra insanların tepkisine bakıp sonrasında diğer projelerine geçip buna sanat diyorlar ama burda sıkıntı olan sanat artık bu çiftin hayatını ele geçirmiş biraz yüzeysel olucak ama kendilerini fazla kaptırıp hayatlarını bu olaya adamışlar. Yıllar geçip çocuklar büyüyünce biri oyuncu biri yazar(iki meslek grubu da Bay ve Bayan Fang için kendi yaptıkları sanatın çok altında sanat türleridir) olmak için evden ayrılırlar ve yaklaşık on yıl kadar daha geçtikten sonra abla kardeş mesleklerinde sıkıntılı dönemden geçerken tekrardan kendilerini anne babalarının evinde bulurlar. Kişisel görüşlerim en sevmediğim karakter baba karakter Bay Fang oldu. Anne karakteri ise çocukları gerçekten seven ama kocasının baskın karakteri altında silikleşen bi karakter gibiydi, kızı evden gittikten sonra üç kişi olarak yaptıkları ilk gösteriden sonra oğluyla konuşmaları etkiledi beni ve o sahnede gerçekten ailesini seven bi karakter olduğunu anladım ama Bay Fang için aynı şeyi söyleyemicem. Oğlansa, yani Çocuk B resmen ailemin istediklerini yaptığım sürece beni seviyorlar aksi taktirde onlar için görünmez, önemsiz biri olurum düşüncesinde biri (güzellik yarışması hikayesinde baya eğlendim) Bu iki kardeşin o evde büyüyebilmiş olmaları bile mucize. Aralarındaki sıkı kardeşlik ilişkisi birbirlerine destek olup beraber hareket etmeleri çok güzeldi, tabi anne babalarına şeytan denemez ama çocuklarına karşı oldukça kayıtsız ve düşüncesiz, onlara sevgi veremeyen, yaptıkları sanatları hayatları haline gelmiş ve Çocuk A ve Çocuk B kendi yollarına gidip bir daha
Edebiyat
Fang AilesiKevin Wilson · Domingo · 2012589 okunma
Zamanın, Hafızanın ve Varoluşun Senfonisi
10/10
·3148 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 19:34
Bazı eserler vardır ki, kapağını araladığınızda yalnızca bir kitaba değil, kendi içine katlanan, sınırları belirsiz bir evrene adım atarsınız. Marcel Proust’un yedi ciltlik anıtsal eseri Kayıp Zamanın İzinde, tam da böyle bir başyapıttır bana göre. Bu devasa anlatı, bir okuma eyleminden ziyade, insanın kendi içsel arkeolojisine doğru çıktığı uzun, zahmetli fakat bir o kadar da büyüleyici bir kazı çalışmasıdır. Bir okur olarak bu metne dalmak; akıntıya karşı yüzmeyi bırakıp kendini zamanın o büyük, yavaş ve derin nehrine teslim etmeyi gerektirir. Kaleme alacağım en uzun incelemelerden birisi olacak hiç şüphesiz. Dile kolay: 3148 sayfa! 49 gün! Öncelikle bu görkemli edebi katedralin koridorlarında gezinirken hissettiklerimi ve eserin ruhumda bıraktığı izdüşümleri, daha sonra da 7 ciltlik eserin her bir cildine yazmış olduğum incelemeleri paylaşacağım. O halde başlayalım! Proust’un evreninde zaman, akıp giden ve yitip kaybolan bir düşman değil; yontulması, katmanlarına ayrılması ve nihayetinde fethedilmesi gereken bir maddedir. Yazar, daha önceki incelemelerde de paylaştığım meşhur "madlen keki" metaforu üzerinden zihnimize şu sarsıcı gerçeği fısıldar: Geçmiş asla tam anlamıyla geçmemiştir; kokuların, tatların, melankolik bir melodinin ya da eski bir parke taşının kıvrımlarında sessizce pusuya yatmış, uyandırılmayı beklemektedir. Eseri okurken, yazarın anılarıyla birlikte kendi "istemsiz hafızanızın" da tetiklendiğini, zihninizin derinliklerinde çoktan unuttuğunuzu sandığınız yüzlerin, ışıkların ve tatların usulca yüzeye çıktığını hissedersiniz. Proust okumak, bir nevi kendi geçmişinizle de yüzleşmektir. Bu yüzdendir ki Proust’un dili, sabırsız ruhlara veya modern çağın hızına alışmış zihinlere göre değildir. O, bir cümlenin içine koca bir ömrü, bir duygunun en ince
Kayıp Zamanın İzindeMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 2024746 okunma
audi alteram partem
Puan vermedi
Meşhur bir anlatım vardır, özellikle kişisel gelişime dair bir ibret/ders verebilmek adına, denilir ki "1" karakterdir ve yanına eklenen her bir sıfır başka hasletleri karşılar. Böylelikle karakterin yanına eklenen özelliklerle kişinin ne kadar değerli olduğu gözlemlenebilir. Ancak asıl ders noktasına gelinirse 1 olmazsa, ortadan kalkarsa diğerlerinin bir anlamı olmaz gibi bir anlatım yapılır. Güzeldir esasında bu örneklem. Anlayana elbette. Bu kitabı okurken kafamda canlanan da bu oldu. Nitekim "dört başı mamur" bir eser olabilecek kadar "0"'ı bol bir çalışma gerçekten. Çıkış noktası dahil muhteşem bir çalışma olacakken, gözümde yetersiz hale gelecek çok mühim bir noktası var. Yani deyim yerindeyse "1"'i yok. Sıfırların fazlalığının hiçbir kıymeti kalmayacak derecede hem de... Nitekim yazarımız, Sonsöz'de de ifade ettiği üzere ailesinden dinlediği hikayelerle şekillendirdiği -bilinçli ya da bilinçsiz- kesin yargılara dayanarak bir metin inşa etmiş aslında. Her ne kadar Refik Halit'in "muhalefet" çizgisi takip edilse de metnin ana omurgası adeta Ermeni soykırımı iddiası üzerine. Nitelikli bir çalışma gibi görünse de ne yazık ki yalnızca "ya öyleyse?" sorusunu sormuş. Oysa bilimsel olarak "ya öyle değilse?" sorusu da mutlaka sorulmalı idi. Ancak öyle bir koşullanma var ki hem bu iddianın bir gerçeklik sağladığına dair yazarın kendi ifadeleriyle bezenmiş bir metin görüyoruz hem de Refik Halit'in Ankara'daki yangın olayını anlattığı yazısına atıfla olaya değinmeye orada da çalıştığını söyleyebiliyoruz. Ancak işin ilginci metin boyunca Refik Halit'in çizgisindeki değişimleri bizzat kendisi sunsa da yazarın, niyeyse bu söz konusu yangın üzerinden Ermeni soykırımına(!) üzülen, hayıflanan bir karakter olduğunu ısrarla belirtmesi, kitabın "1" kimliğini yitirmesine yol
Türkiye Tarihe Muhalif Bir GeçmişChristine M. Philliou · Fol Kitap · 202215 okunma
Amok Koşucusu-Kişisel Görüşlerim
9/10
·64 syf.··
2026 2. kitabı
Amok Koşucusu, okurken beni en çok etkileyen kısa kitaplardan biri oldu. Stefan Zweig, birkaç sayfada bile insanın iç dünyasını inanılmaz derinlikte anlatabiliyor. Hikâye, geçmişte yaptığı bir hatayı anlatan bir doktorun itirafları üzerinden ilerliyor ve okuru adım adım onun psikolojisinin içine çekiyor. Kitapta büyük olaylar değil, insanın içindeki fırtınalar ön planda. Takıntı, gurur, pişmanlık gibi duyguların bir insanı nasıl kontrol edebileceğini çok çarpıcı biçimde gösteriyor. Zweig’ın akıcı dili sayesinde hikâye kısa olmasına rağmen oldukça yoğun bir etki bırakıyor. Bana göre bu kitap, insanın bazen kendi duygularının esiri olabileceğini hatırlatan güçlü bir eser. Bitirdiğimde üzerinde uzun süre düşündüm. Kısa ama etkileyici bir okuma arayanlara kesinlikle tavsiye ederim.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,7bin okunma