Puan vermedi·256 syf.··
2026 26. kitabı
Niccolò Machiavelli’nin "Savaş Sanatı", sadece kılıç ve kalkan taktikleri içeren bir kışla rehberi değildir; siyaset ile askeri gücün etle tırnak gibi olduğunu kanıtlayan soğukkanlı bir devlet yönetimi manifestosudur. ​Machiavelli'nin bu eserdeki tüm tezi tek bir radikal gerçek üzerine kuruludur: Bir devletin kaderi, paralı askerlerin eline bırakılamayacak kadar değerlidir. Yazar, Roma İmparatorluğu’nun askeri disiplinine hayrandır ve İtalya'nın kurtuluşunu kendi vatandaşlarından oluşan, sadık ve iyi eğitilmiş bir halk ordusunda görür. ​3 Maddede Kitabın Özü: * Ordu ve Hukuk İkizdir: İyi yasalar olmadan iyi ordu, iyi ordu olmadan da bağımsızlık ve adalet var olamaz. Askeri güç, sivil düzenin koruyucusudur. * Paralı Asker Çöküşü: Parayla satın alınan sadakat, barışta bütçenizi, savaşta ise geleceğinizi tüketir. Güç, ulusun kendi iradesine dayanmalıdır. * Savaş Siyasetin Sahasıdır: Askeri strateji, saraydaki politik vizyonun cephedeki uzantısından ibarettir. Siyaseti anlamayan bir komutan, savaşı yönetemez.
Savaş SanatıNiccolo Machiavelli · Kronik Kitap · 2024415 okunma
BRONZ SÜVARİ VE MODERN HAKİKAT REJİMİNİN EPİSTEMOLOJİK İFLASI
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Müellifimiz, çocukluk hafızasında yer eden o sarsıcı "bronz süvari ve plastik leğen takası" metaforunu, asrımızın küresel ontolojik buhranının bir hülasası olarak önümüze koymaktadır. Takasa bakıldığında alelade bir ticari mübadele gibi görünmektedir lakin insanın kadim, köklü, ahlaki ve ontolojik olanı (bronz süvariyi), cazip, hafif, ucuz ve muvakkat olan yeninin (parlak plastik leğenin) seküler şehvetine feda edişinin adıdır. Modern çağ zamanı çizgisel bir ilerleme olarak vazederken; yeni olanı "ileri ve iyi", eski olanı ise "geri ve değersiz" ilan eden habis bir cetvel icat etmiştir. Oysa bu cetvel fıtrata vurulmuş en büyük darbedir. Müellifin sorduğu o can alıcı sual: "İnsan, hakikatin sahibi midir, yoksa muhatabı mı?" sorusu işte bu tahlilin kelami mihverini oluşturur. Ehl-i Sünnet ve Cemaat akidesi sarahatle ilan eder ki: İnsan hakikatin vaz'edicisi, hâkimi ve sahibi olamaz ancak ve ancak aziz bir muhatabı olabilir. İnsanın şu dünyadaki şerefi, hakikati kendi hevasına göre eğip bükmesinde olamaz bilakis Allah Teala’nın kelamına ve fıtratın mizanına sadık bir muhatap olabilmesindedir. Müellif, eserinde Orta Çağ'ın döngüsel, ritüel ve ibadet merkezli zamanı ile büyüyen şehrin borç, vade, verimlilik ve hesap merkezli çizgisel tüccar zamanı arasındaki kavgayı derinlemesine analiz eder. Zaman daha ince bölündükçe emek ölçülebilir hale gelmiş; manastırın kolektif disiplin çanı nihayetinde modern fabrikanın sirenine ve günümüz dijital algoritmalarının saniyelerine evrilmiştir. Zaman artık bir tahakküm aracı olmuş tefekkür alanından çıkmıştır. İslam tasavvurunda zaman, alelade bir kronometre akışı veya paraya tahvil edilecek mekanik bir zemin değildir. Zaman, Allah Teala’nın insana lütfettiği en büyük ontolojik sermaye yani mukaddes VAKİTtir. Zaman asra kasem edilerek
Bronz SüvariMahir Ünal · Ketebe Yayınevi · 20261 okunma
Reklam
Askeri mizah
8/10
·184 syf.··
2026 74. kitabı
Osman abi yine döktürmüş gerçekten de erkeklerin yaşamış olduğu hikayeler kalemine sağlık komutanım hürmetler saygılar kurma kolunun bir çok serisinin gelmesi dileğiyle
1000Kitap
Kurma Kolu, Kışla Hikayeleri, Üçüncü KitapOsman Çolakoğlu · Galeati Yayıncılık · 20261 okunma
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN İBRETLİK BİR ESER.
Puan vermedi·472 syf.··
2026 4. kitabı
(E) TUĞGENERAL MUSTAFA KÖSE’NİN “KURSAK” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ Bordo bereli (E) Tuğgeneral Mustafa Köse generalimin bu kitabı çıktığı günden itibaren okuma listemde idi. Kendisiyle X platformu üzerinden takipleşmeye başladık ve ona iki kitabımı göndermek istediğimi yazdığımda, o da bana kendi kitabını, hayatımda gördüğüm -ancak bir hattatın kaleminden çıkabilecek kalitedeki- en güzel el yazısı ile adıma imzalanmış olarak gönderme nezaketinde bulundu sağ olsun. Kitap elime geçer geçmez hemen okumaya başladım. 471 sayfalık kitabı, 7 Mayıs günü okumaya başlayıp 10 Mayıs günü bitirdim. (“Elbette okurum abicim, ne demek! Dönüş de yaparım en kısa sürede. Sen gönder” deyip hediye aldığı bir kitabı okumayan, bir türlü bitiremeyen, 6 ayda 50. sayfaya gelemeyen, ara ara sorulduğunda; “valla okuyacam abe!” deyip 40 tane mazeret sıralayanlara gelsin…) 1988’de Kulesi Askeri Lisesi’nden, PKK terörünün ve PKK ile amansız çarpışmaların zirvede olduğu 1992 yılında da Kara Harp Okulu’ndan mezun olan sayın generali, kitabın başında kendisini tanıttığı bölümden bir alıntı ile şöyle tanıtayım: “Yurt içinde Cudi, Gabar (Küpeli), Herekol (Yazlıca), Kaval ve Tandır dağları ile Besler Dereler’den Tunceli’nin zirvelerine, Diyarbakır ve Siirt kırsalından Hakkari’nin hudut karakollarına kadar terörle mücadelenin en çetin coğrafyalarında görev yapmış; sınır ötesinde ise Irak’ın kuzeyinde Zaho, Duhok, Erbil, Musul ve Kandil başta olmak üzere kritik operasyonlara bizzat katılmıştır. İran’daki müşterek özel keşif harekatlarında ve Suriye harekat alanında da aktif görevler üstlenmiş; Bosna ve Kıbrıs gibi bölgelerde de stratejik görevler icra etmiştir. Son olarak Şırnak/ Akçay’da konuşlu 6’ıncı Tugay Komutanı olarak görev yapmış; iki yıl boyunca Pençe-Kaplan Harekatı’nı başarıyla sevk
KursakMustafa Köse · Nergiz Yayınları · 20253 okunma
Bakılmayan Pencere'ye Düşürülen Notlar
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 00:00
#Bakılmayanpencere @tubakaratop'un ilk eseri. Çok önce ele aldığım ama bir türlü yazamadığım geç kalmış inceleme yazımla Can Tuba’ya özürlerimi sunarak şunu söyleyebilirim ki her öykünün heyecanına ve sevincine şahitlik ettiğim, küçük kardeşim dünya evine giriyor gibi müjde alıp beklediğim bir ortak mutluluk kaynağımızdır Bakılmayan Pencere. Biz nasıl omuz omuza verdiysek yazarlık macerasında, hep diledik ki yazdığımız kitaplar da raflarda, fuarlarda, kitap kargolarında, sitelerinde; akıllarda ve gönüllerde hep yan yana olsun. Öyle de oldu çok şükür. Herkes bir şeyler söyledi, yazar Tuba Karatop Bakılmayan Pencere'yi işaret etti bizlere. Denize bakın, dedi, hiç bakmadığımız gibi. Çiçeklere, göz göz meyve veren ağaçlara, bizimle konuşmak isteyen kuşlara bakın! Pencereden bakmak yetmedi, manzaraya doymak için paçalarımızı sıvayıp denize yürüdük çıplak ayak. Bir ağacın gövdesinde nefeslendik. Bir kaplan geldi yanımıza; bir karaca, bir kumru sohbetimize eşlik etti. Diliyorum ki Tuba gönlümüze dokunmaya devam etsin, unuttuklarımızı hatırlatsın, unutmadan önce değerini bildirsin. Kalemi bereketli ve hep hayır yolunda olsun… 22 öykünün olduğu kitapta ilk öykü, yazıldığı zaman yüreğime mesken kurmuş İğde Ağacı. “Gözlerim dallarında gezindi. Bazı insanların ağacı görüp mutlu olmamasına şaşırıyorum,” diyen yazara hak vererek uyku mahmurluğuyla gözlerimi kapatıp biraz dinlenmek istedim. Gövdesine dokundum. "Kesmeseler seni. Meyveni seven çoktur hem.”, “Mucize beklemiyordum. Sadece bir teselli işareti. Belki o an yaprakları daha çok eser, küçük bir ses çıkarır.” 2.öykü, kitabın adı da olan Bakılmayan Pencere. Hani kimsenin oturmadığı koltuklar, sandalyeler; kimsenin bir kere alıp denemediği elbiseler, tezgâhta çürümeye yüz tutmuş meyve sebzeler olur ya bakılmayan pencere de
Edebiyat
Bakılmayan PencereTuba Karatop · Şule Yayınları · 202517 okunma
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
WOODY ~ ÖZGÜR BALPINAR İçerik; Hikâye kitabı Küçük bir porsuk ağacı Çevre bilinci, doğa sevgisi Umut, merak, sabır, değişim 7+ yaş 64 sayfa Merhaba dostlar… Çok güzel, umut veren, sevgi dolu bir hikâyeyle geldim bugün. Küçük bir porsuk aracımız var ormanda. Orman onun evi, yuvası, doğal çevresi. Büyüyünce kocaman bir porsuk ağacı olup dallarından kırmızı meyvelerin çıkmasını dört gözle bekliyor. Aşırı heyecanlı bir bekleyiş bu. Fakat…bir gün ormana yabancı kişiler geliyor. Kendilerini daha akıllı, daha üstün ve her şeye hakkı olduğunu düşünen tipler bunlar. Bu kişiler küçük dallarını koparıyorlar. Dallarına zarar veriyorlar. Yıllardır umutla beklediği bahar küçük porsuk ağacı için maalesef gelmiyor. Ama önce bir sığırcık kuşu sonra da bir çocuk ona umut oluyor. Beklemekten, umut etmekten hiç vazgeçmiyor. Sonunda ne mi oluyor? Hepsi ve çok daha fazlası bu satırlarda küçük okurları bekliyor. Birbirinden güzel çizimlerin yazarın akıcı anlatımıyla buluşması sonucu doğa-çevre bilincini aşılayan ilham veren bir hikâye ortaya çıkıyor. Aşağıdaki alıntıların güzelliğine bakar mısınız? Şiddetle tavsiyemdir Okuma listemin 1672.kitabı… “Nasıl ki her gecenin bir gündüzü vardır, gökyüzü de bir gün mutlaka şıkır şıkır yıldızlarla dolu bir geceyle aydınlanır.” “Tek bir ağaç yalnızca bir ağaçtır fakat üç ağaç bir ormandır.” ”Bil ki baharlar, ardından gelir en sert kışla-rin. Sen sen ol, umudunu kaybetme sakın! Mutlaka ve mutlaka çiçek açacaksın! Buna önce kendin inanmalısın! Sen çiçek açacağına inanmazsan, çiçekler sana neden inansin?” @ozgurbalpinar @indigococuklari @herayokuyanlarkulubu Merve #woody #özgürbalpınar
WoodyÖzgür Balpınar · İndigo Çocuk · 202625 okunma
Reklam
Reklam