#KitapYorum
#BekleBeni
#ZülfüLivaneli
#CanYayınları
#Roman
Merhaba arkadaşlar,
Bugün sizlere, Can Yayınları'ndan çıkan, Zülfü Livaneli'ye ait, "BEKLE BENİ" isimli romanı tanıtmaya çalışacağım.
Zülfü Livaneli'nin kitapları hakkında çok bilgiye sahip değilim. Niyetlenip okumak istediğim eserleri elbette oldu. Ancak araya ya zaman girdi, ya da başka kitap seçimleri. Hep "ha bugün" "ha yarın" şeklinde erteledim. Hani derler ya her nasip vaktine esirdir diye. Demek ilk buluşmamız bu romana ayarlıymış. Zamanın efendisi öyle buyurmuş. Tabi bu süre zarfında sadece sanatçı kimliğini severek takip ettim. Yıllar evvel Ankara Hipodromda gençerle buluştuğu bir konserine gitmiştim. Ön saflardan şarkılarına eşlik etmiş çok beğenmiştim. Kişiliği, duruşu, iletişimi, fikirleri, sağ duyusu, sevgi dolu bakışları, vermek istediği mesajları büyük bilgelikle sunuşu taktire şayandı. O gün kalbinin mahzenindeki beyaz güvercinleri gökyüzüne salışı, özgürlüğe doğru kanat çırpan binlerce sesin eşlik ettiği türkülerin uçuş uçuş birbirine sarılışıydı sanki. Seçili gönül sayfalarını paylaşan bu nahif kalp, eminim ki her birimizin içinde barışın, huzurun, insanlık sanatının rüzgârlarını estirdi.
"BEKLE BENİ" gönül çukurumdaki heybeden çıkanlarla yüzleşmemi sağladı. Sabrın incili kaftanına sahip olmaktı tek derdim belki de. Pek çok yerde beklemenin boyutlarında takılı kaldım, satırlar uzun bir yolculuğun, derin izlerinde çıkışı bulmaya çalışan kâşifin acemi takipsizliğiydi sanki. Hep başa saran bir işgence sarmalı hislerimi sarmaşık misali esir aldı. Bazı duygulara selam verdim, karanlık kuyularda ses oldum, esaretin bedeline giden yolda bir seyyahın yorgunluğunu yaşadım, yolda giderken ayağına batan dikenlerin acısında çokça ağladım, uzun kışlar, kısa baharlar geçirdim, hep bekledim,