Alıp başımı gidiyor, bir masada yalnız oturuyorum. İki çay söylüyorum kendimize.
Garson; "Birisi mi gelecek abi" diyor.
"Gelmiyor, gelse çayı tek söyleyeceğim" diyorum.
Garson bana benim kendime baktığım gibi bakıyor, deliymişim gibi. Karşımda oturan kendimin gözlerine dikiyorum gözlerimi. Çayından bir yudum alıyor.
"Bak gözüm" diyorum ona, "Düzeltemeyeceğin şeyleri dert etmenin sana bir faydası yok. Ama düzeltmen gerekenleri dert etmemenin bize büyük zararı var. Derdinin adını net koy, arkasında yiğitçe dur. Bırak dünya dönsün bildiği gibi sen olman gerektiği gibi ol!"