“Anlıyor musun, kıskanıyorum. Bir deli gibi, bir çılgın gibi kıskanıyorum. Bu gözleri, beni deli eden, çıldırtan bu güzel gözleri, bu siyah gözleri kıskanıyorum… Onlarda bir başka hissin, bir başka hayalin gölgelerini görmek istemem. Onlarda yalnız ben yaşamak, yalnız ben ölmek isterim…”
1911 yılında yayımlanan Siyah Gözler, genç yaşta dul kalmış ve bu sebeple toplumun baskıcı ahlak duvarları arasında sıkışıp kalmış bir kadının gözünden yazılmış. Hem olay örgüsünü, hem türü hem de dönemini düşününce böyle bir kitapta olayların kadın bakış açısından yazılmış olması ve özellikle de kadın karakterin yaşanan aşk için daha etkin, daha baskın tarafta olması bana çok ilginç geldi.
Kitap boyunca, kendisinden daha genç olan bir erkeğin aşkına dair şüpheleri, toplumun bu ilişkiye yapacağını düşündüğü yorumlar, sonrasında yaşayabileceği yıkım ve mahvoluş gibi ihtimallerin düşüncesiyle savaş veren ve bu sebeple asıl yıkıma uğrayan bir kadını takip ediyoruz.
Olaylar ve durumların arasında çok hızlı geçişler olmuş ama önemli olan yaşananlardan ziyade ana karakterimizin toplumsal baskıyı içselleştirmiş oluşuyla birlikte yaşadığı krizleri, suçluluk duygusu ve paranoyaları olduğu için o geçişlere çok takılmadım.
Kitap o kadar iyiydi ki Siyah Gözler ve Cemil Süleyman Alyanakoğlu hakkında hiçbir şey duymamış olduğuma çok şaşkınım.
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,059 okunma
Franz Kafka'nın Dönüşüm adlı eserini okurken en çok dikkatimi çeken şey, Gregor Samsa'nın böceğe dönüşmesinden çok, çevresindeki insanların ona karşı değişen tavırları oldu. Kafka'nın asıl anlatmak istediği şeyin fantastik bir dönüşüm değil, insanın toplum ve ailesi tarafından yalnızlaştırılması olduğunu düşünüyorum.
Gregor çalıştığı sürece ailesi için vazgeçilmez biri. Ancak çalışamaz hâle geldiğinde, aynı insanlar onu bir yük olarak görmeye başlıyor. Bu durum, insanların birbirine verdiği değerin bazen sevgiye değil, faydaya dayandığını sorgulatıyor.
Kitabın en etkileyici yönü ise, böceğe dönüşmenin nedeninin hiç açıklanmaması. Çünkü Kafka'nın derdi "Nasıl dönüştü?" sorusundan çok, "Dönüştükten sonra insanlar ona nasıl davrandı?" sorusunu düşündürmek.
Kısa olmasına rağmen oldukça yoğun anlamlar barındıran bir eser. Fantastik bir olay üzerinden yalnızlık, yabancılaşma ve insan ilişkilerini sorgulatan, uzun süre akılda kalan bir kitap.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,3bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitap hepimizin bildiği gibi filmlere uyarlanmış dünyaca ünlü Harry Potter evreninin ilk kitabı. Zamanında bazı maddi imkansızlıklar sebebiyle hep içimde ukde kalan bu seriyi sonunda toplu bir şekilde alıp kitaplığıma kazandırmanın mutluluğu üstümde var. İlk kitabımız Felsefe Taşı ile serimize başlamış bulunduk. Harry Potter'ın aslında kim olduğunu öğrenmesi ve büyücülük okulu olan Hogwarts'a başlamasını konu alıyor. Gayet eğlenceli ve keyifli bir dili olan kitabımız bana güzel bir etkinlik oldu. Herkese öneriyorum.
Ahmet Haşim’in Piyâle ve Göl Saatleri dâhil tüm dizelerini toplayan bu eser, beni derin bir hayranlık ve hüzün içinde bırakan muazzam bir şaheser oldu. Şairin yalnızlığı ve mısralara sinen o yoğun keder beni gerçekten çok üzdü, okurken resmen içim burkuldu. "En güzel şiirler, manalarını okuyucunun ruhundan alan şiirlerdir" diyen Haşim’in, dış dünyayı kendi ruh prizmasından geçirerek kurduğu o melankolik atmosfere bayıldım. İlk etapta ağır ve alaturka gelen o yoğun dil, her dizede arkadaki sözlüğe baka baka adeta bir bulmaca çözer gibi okunduğunda, insanın ruhuna dolan saf bir estetik ziyafete dönüşüyor. Şairin asıl amacının anlaşılmak değil, "duyulmak" olduğunu bilerek sayfaları çevirmek, o gizemli musikiyi kalbimin derinliklerinde hissettirdi. İlk şiirlerinden son şiirlerine doğru dildeki o muazzam sadeleşme evrimini tek bir kitapta görmek ise eserin edebi değerini gözler önüne seriyor. Sonuç olarak; aceleye getirilmeden, sindire sindire ve her kelimesinin üzerinde aşkla düşünülerek okunması gereken bu kitap, şairin iç burkan hüznüyle kalbinize dokunacak ölümsüz bir klasiktir.
#bütünşiirleri #ahmethaşim #kaprayayıncılık #türkklasikleri #şiir #kitapincelemesi #1000kitap #okudumbitti #kitaptavsiyesi #edebiyat #sembolizm
Bir taşınma arefesinde, Bodrum'dan Muğla merkeze hayat değiştirmek üzere olduğum bir vakitte, kitap kolilerinin, mutfak eşyalarının, onca kargaşanın arasında bitti Connelly'nin kitabı...
Michael Connelly'i çok severim, Connelly'i hayatın düzeni ve düzensizliği arasında alıp götürür düşüncelerimi...
Harry Bosch serisinden ve diğer serilerinden ayrı olarak yazdığı sanırım 3 kitaptan birisi... Henry Price yazıldığı dönem içerisinde ilgi uyandıran biyolojik teknoloji ve belki nanoteknoloji alanında çalışan uzmanlaşmış parlak bir kimyager ve teknoloji girişimcisi....
"Yanlış numara" gibi gündelik ve basit bir tesadüfün, sıradan bir insanın hayatını nasıl saniyeler içinde altüst edebileceğini ve onu nasıl karanlık bir labirentin içine çekebileceğini kusursuz bir kurguyla bize aktarıyor Connelly...
Bu anlamda özellikle internetin ve dijital dünyanın suça nasıl zemin hazırladığı, dönemin şartlarına göre (2000'lerin başı) çok isabetli bir vizyonla ele alınıyor. Kitabın en güçlü yönlerinden biri, başkarakterin profesyonel bir suç savaşçısı olmaması nedeniyle okuyucuda uyandırdığı "Ben olsam ne yapardım?" duygusu; Pierce'ın çaresizliği, zamana karşı yarışırken yaptığı amatörce ama zekice hamleler hikayenin adrenalin dozunu her an yüksek tutuyor. Sonuç olarak Yanlış Numara, Connelly’nin o bildiğimiz Los Angeles polisiyesi atmosferini farklı bir pencereden sunan, karakter psikolojisini ve merak unsurunu son sayfaya kadar diri tutmayı başaran, kütüphanede mutlaka şans verilmesi gereken sürükleyici bir roman..
Yanlış NumaraMichael Connelly · Remzi Kitabevi · 2003115 okunma
Bu kitap 16p gibi hissettiriyor. Üstünkörü, eksik ve stereotipik yazılmış. Ayrıca kitaptaki bazı kısımlar gereksiz ve zorlamaydı. Parasına kesinlikle değdiğini düşünmüyorum.