“Bağlı ama özgür.”
Puan vermedi·188 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 12:00
KİTAP ÇOK İYİYDİ Sonundaki sesli mesaj o kadar güzeldi ki verdiği mesajlar olsun anlatım dili olsun tek kelimeyle harikaydı Serinin bildiğim kadarıyla son kitabı Mafalda’ya veda etmek beni üzsede çok severek okuduğum bir kitaptı
Kiraz Ağacının ArdındanPaola Peretti · Genç Timaş Yayınları · 2025712 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 00:00
Maggie O’Farrell’in Esme Lennox Nasıl Yok Oldu kitabını bitirdim ve hâlâ etkisinden çıkabilmiş değilim. “Yalnızca bir elbise denedi diye, ömrü elinden alınan on altı yaşındaki bir kızdan bahsediyoruz…” Esme sadece yerinde duramayan, okumak isteyen, özgürlüğüne düşkün bir çocuktu. Ama 1930’ların dünyasında bunlar affedilecek özellikler değildi. Onun suçu, kendisi olmaktı. Kitabın anlatım tarzı başlarda beni biraz zorladı. Bölümler yok ve tam bir karakterin zihnindeyken bir anda başka bir karakterin bakış açısına geçebiliyorsunuz. İlk başta takip etmesi güç gelse de zamanla bu akışın içine kapılıyorsunuz. En çok da şu his içimi acıttı: İnsan bazen anlaşılmayınca bağırmayı bırakıyor. Sessizleşiyor. Ve o sessizlik, yavaş yavaş yok olmayı dilemeye dönüşüyor. Esme’ye kendimi beklediğimden çok daha yakın hissettim. Kitabın son sayfasını kapattığımda gözlerimin dolduğunu fark ettim. Çarpıcı, sarsıcı ve uzun süre zihnimden çıkmayacak bir roman. Finali ise beni gerçekten şaşırttı. Benim için unutulmaz bir okuma deneyimiydi. Not: Bu kitap bir şarkı olsaydı Mor Ve Ötesi - bir derdim var şarkısı olurdu. O konuştukça susturuldu, direndikçe cezalandırıldı. Maggie O'Farrell
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,981 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
5/10
·293 syf.··
2026 12. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 11:55
Hamnet'i bitirdim. Kitabın konusu ve vermek istediği duygu güzeldi. Özellikle son sayfalar beni çok etkiledi ve duygulandırdı. Baba ile oğul arasındaki bağın yansıtılışı çok hüzünlüydü. Kitap boyunca en sevdiğim karakterlerden biri Agnes oldu. Çevresindeki insanlar onu tuhaf bulsa da ben onu iyi kalpli, güçlü ve çocuklarını çok seven bir anne olarak gördüm.Kitap boyunca en çok onun acısını hissettim. Ancak yoğun betimlemeler nedeniyle okumakta zorlandım. Bazı bölümlerde hikâyeden uzaklaşıp uzun tasvirlerin içinde kaybolduğumu hissettim. Bu yüzden kitapla tam olarak bağ kuramadım. Son iki sayfa beni ağlattı ama o iki sayfaya ulaşmak benim için oldukça zordu. Puanım: 5,5/10
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,4bin okunma
Kış çiçeği,Güneş'e tutuldu.Güneş, Kardelen'e aşık oldu.
8/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:00
Kızıl Kardelen serisinin ikinci kitabını da büyük bir hayranlıkla bitirdim ve sıcağı sıcağına hislerimi sizinle paylaşmaya geldim. İlk kitabın sonunda Kara Arslan'ın kızkardeşi ile Kardelen'in abisinin 7 yıl önce öldüğünü öğrenmiştik. Bu kitapta Kardelen ve Kara Arslan’ın arasındaki bağın derinleşmesini, aşkın ve tutkunun büyüyüşünü okuyoruz. Kardelen kocasına her geçen gün daha çok bağlanırken, Kara Arslan da ona büyük bir tutkuyla aşık oluyor. Ama aralarında asılı duran öyle bir sır var ki... Kardelen'in içini kemiren, abisiyle ilgili şüpheler sonunda gün yüzüne çıkıyor. Yüreğiyle sevdiği adamın, abisinin katili olmadığını öğrenmek için çırpınırken, Kara Arslan'ın da bu konuda net olamaması ve kendi geçmişini araştırmaya başlaması tansiyonu hep zirvede tutuyor. Yazar karakterleri o kadar güzel kurgulamış ki, okurken her an gözümün önünde canlandı. Sadece baş karakterler değil; Kağan&Aybüke, Alp&Ahu, Murat&Selma, Sinan&Elfida... Her bir çiftin kendine özel, sıcacık ve çok güzel hikayeleri vardı. Alp ve Ahu’nun, Sinan ve Elfida’nın kattığı o ayrı güzellikleri okumak çok keyifliydi. Ama itiraf etmeliyim, tüm bunlar arasında en çok içimi yakan, sevip de kavuşamamış olan Kuzey ve Mahinur oldu... İnsan ister istemez "Keşke yazar her karakter için ayrı bir kitap yazsaydı da bu çiftlerin yaşamlarına doya doya misafir olsaydık" diyor. Son sayfalara geldiğimde ise beklemediğim duygular yaşadım. Özellikle final kısmı uzun süre aklımda kalacak gibi.
Güneşin Aşık Olduğu KızŞeyma Demir · Dokuz Yayınları · 2022464 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Okuduğum ilk Ermeni yazar ve ilk Ermeni kitap ve ben ilk incelememi bu kitap üzerinde yapmak istedim. Çünkü kendi kökenimden birini tercih etmek benim için daha iyi olur. Kitabı elime alıp arka kapağını okurken bir cümlede "Bitlis" adını gördüm. İlk başta şaşırmıştım; yabancı bir yazar neden Türkiye'deki bir şehirden bahsediyordu? Sonra yazarın soyadına tekrar baktım: -Sorayan- O anda bunun bir Ermeni yazar olabileceğini düşündüm; çünkü Ermeni soyadlarında genellikle"-yan" eki bulunur. Kitap, yurtlarından koparılmak zorunda kalan insanların hikâyelerini anlatıyor. Doğdukları, büyüdükleri ve anılar biriktirdikleri topraklardan ayrılıp hiç bilmedikleri yerlere gitmek zorunda kalan mülteci ailelerin yaşadıkları acılar kısa öyküler aracılığıyla aktarılıyor. Her öykü kısa olmasına rağmen uzun süre etkisini koruyor ve okuru düşünmeye zorluyor. -----spoiler içerir----- Beni en çok etkileyen öykülerden biri, çocukken ailesiyle birlikte Türkiye'den ayrılıp Amerika'ya yerleşen bir Ermeni profesörün hikâyesiydi. Yıllar sonra evlenip çocuk sahibi olan bu adam bir kaza geçiriyor ve hafızasını kaybediyor. Ancak hafızasından geriye kalan tek şey çocukluğunun dili olan Ermenice oluyor. Eşi ve çocukları onunla iletişim kuramaz hâle geliyor. Bu hikâye bana insanın diliyle, geçmişiyle ve kökleriyle olan bağının ne kadar güçlü olduğunu düşündürdü. Kitapta aklımdan çıkmayan bir cümle vardı: "Geri dönmesinler diye mezarlar bile tahrip edildi." Bu cümle yalnızca mezarları değil, evlerini ,kiliselerini yaktılar bir halkın geçmişini, hatıralarını ve izlerini yok ettiler . Yazar, geride bırakılan evlerin, kiliselerin ve anıların yok edilmesini büyük bir hüzünle aktarıyor.
İnsan ve Hayat
Ödlekler CesurdurWilliam Saroyan · Aras Yayıncılık · 2018328 okunma
10/10
·336 syf.··
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 17:15
1940 yılında Avrupa’da savaş patlamışken New York’ta ikamet eden bir grup bohem sanatçı, Brooklyn’de bir ev tutmaya karar verir. Ev büyüktür, bakımsızdır; Viktoryen dönemden kaldığı için döküntüdür ancak eski zamanların görkemini yansıtan bir çekiciliği vardır. Evi önce üç kişi kiralar: İngiliz şair W. H. Auden, genç romancı Carson McCullers ve Harper’s Bazaar dergisinin editörlüğünü yapan, dönemin kültür dünyasında popüler bir isim olan George Davis. Evde ilk başlarda kalorifer tesisatı bile bozuktur, pek çok eksik vardır; ancak tadilat devam ettikçe kısa sürede evin kadrosu kalabalıklaşır, dönemin gözde isimleri gelip kalmaya başlar. Çoğu, Paris’in işgaliyle gemilerle Avrupa’dan kaçmış mültecilerdir; 1920’lerdeki ve 1930’lardaki özgürlükçü, sanatsal Paris’in Nazi işgali altında çöküşünün yasını tutarlar. Yazarın deyişiyle ev, Nuh’un gemisine dönmüştür. Broadway’de sahneye çıkan burlesk sanatçısı ve striptiz kraliçesi Gypsy Rose Lee’nin gelip yerleşmesi eve renk katar, onun gelişi magazin basınının da ilgisini eve çeker. February House, savaş atmosferinde bunalan sanatçıların birbirini desteklediği, üretmeye teşvik ettiği bir sığınak olur. Sakinlerinin çoğunun doğduğu ay şubat olduğu için Anaïs Nin bu eve "February House" ismini verir. Thomas Mann’ın çocukları da gelip burada kalır; biseksüel bir çift olan Paul ve Jane Bowles da fırtınalı evliliklerinin bütün tartışmalarını burada sürdürür. Carson McCullers aşk acısı çeker ve Gypsy’nin kollarında teselli bulur; ikisinin ismi magazin basınında "kim kiminle" tarzında dedikodu haberlerinde geçer. Bu eve bir bakıma "queer evi" de diyebiliriz aslında; çünkü dönemin baskıcı ortamında bu yaratıcı insanlar, kendilerini özgürce ifade edebilecekleri sıcak bir mekân bulabilmişlerdir. Şunu itiraf etmeliyim ki içinde Carson
Edebiyat
February HouseSherill Tippins · Mariner Books · 20061 okunma