İyi kalmak ile kendini kaybetmek arasındaki çizgi çoğu zaman fark edilmez. Bir bakarsın, herkes için ayakta dururken enkazın altında kalmışsındır. Hayat sessizce eksiltmiştir senden seni. O zaman anlarsın: Kendini kaybetmek, bazen başkalarının düzeni bozulmasın diye ödenen en ağır bedeldir.
Deli Durdu: "Abdi Ağa ya kurşun sıkarken elin titremedi mi hiç?"
Memed: "Yoooo," dedi. "Hiç titremedi."
Deli Durdu: "Neresine nişan aldın?"
Memed: "Göğsüne ... Tam yüreğinin olduğu yere ..."
Cabbar: “Var git git kardeş. Yolun açık olsun öyleyse.”
Memed: “Sağ ol.”
Cabbar: “Seni burada üç gün beklerim. Kürt Temir’in evinde. Üç gün içinde dönmezsen bileyim ki yakalandın.”
Memed: “Bilin ki yakalandım.”
Kalktı, yürüdü. Cabbar arkasından, kendi kendine, gözden kayboluncaya kadar “Seni de yitirdik İnce Memed, seni de,” dedi. “Bu dağlar bir İnce Memed daha göremez. Vay!”