Ne güzel olurdu Denfert' de uyusam,Voltaire meydanında yazsam,Clichy meydaninda müzik dinlesem,Poterne ses peupliers' de sevmişsem,Tombe- İssoire Sokağında karnımı doyursam,Monceau parkı civairinda kitap okusam vs.
"Kitap okuyorum, müzik dinliyim, tteokbokki yiyorum... Canımın istediği her şeyi yapabiliyorum ama içimdeki o 'eksiklik' hissi bir türlü kapanmıyor. Sanki ruhumun bir parçası yapbozdan düşmüş ve kaybolmuş gibi."
“O akşam odasına döndüğünde aynaya bakıp, kimsin sen Martin Eden diye sordu kendine. Kimsin sen? Nesin? Nereye aitsin? İşin aslı, sen Lizzie Connolly gibi kızlara aitsin. Çalışanlar ordusuna, tüm o aşağı, kaba, çirkin pis muhitlere aitsin.İşte bayatlamış sebzeler. Patatesler çürüyor. Onları kokla lanet olası, kokla onları. Ama sen kalkmış kitap okumaya ,güzel müzik dinlemeye, güzel resimlerden hoşlanmayı öğrenmeye, kibar İngilizce konuşmaya, senin gibilerin hiçbirinin aklına gelmeyen şeyler düşünmeye, sığırlardan ve Lizzie Connolly’lerden kendini koparmaya ve senden bir milyon kilometre uzakta duran, yıldızlarda yaşayan solgun ruhlu bir kızı sevmeye cüret ediyorsun! Kimsin sen? Nesin sen? Lanet olsun sana! Bakalım işlerini iyi edebilecek misin?”