@11.vagon 85 sayfada insanın aklıyla topaç gibi oynayan, oldukça #sıradışı bir kitap. Hadi gelin sizi Feri ile tanıştırayım. Gerçek adı #feriha ama herkes ona Feri diyor.Feri her yere kendinden burun farkıyla önde giden, #gogol ‘u okuduktan sonra #ölücanlar adını verdiği hissiz bacakları ile #tekerleklisandalyede yaşıyor. Feri’yi tanıdıktan sonra onun yalnızlığı bize de bulaşıyor hemen. Önce Feri’nin yalnızlığının hikayesini öğreniyoruz satır aralarına sıkıştırdığı cümleler ile. Annesi nerede? Bacakları ne zamandan beri onu taşımaktan vazgeçmiş? Her gün bindiği on numaralı vagondan kafasına estiği durakta iniyor Feri. Peki neden neredeyse hep aynı duraklar? Kendi içinde bir dünya kurmuş Feri, insanlardan çok eşyalarla konuşmayı seviyor. Emin Amca, Aziz , Ali Bey, Aylin, Emel, Leyla, Yakup Bey ve diğerleri… Feri’nin hayatında bir şeylerin üstünü örtmek için ağız birliği etmişler sanki yoksa bize mi öyle geliyor. Dışardan bakıldığında mezarlığa ve tren garına yakın kendi halinde bir mahalle Feri’nin mahallesi. Bir de atölyeler var sık sık ziyaret ettiği.Okudukça ,sayfalar çevrildikçe #allahallah bir gariplik var bu işte ama bakalım sonu nereye varacak diye minik bir kurt düşüyor içinize.Hep kafadaki sorulara yenilerini ekleyerek oluşturmuş kurguyu #sibelşenarıcıöksüm ve bu da okurken sizi alıp götürüyor. Ferinin babası nerede? Anneannesi, dedesi, onlara ne ne olmuş? Neler olduğunu anlamaya çalıştıkça işte aklınız bir #topaç olup dönüyor. #agathachristie kitaplarında sürpriz sonları bilirsiniz tahminlerinizde çoğunlukla yanıltır sizi yazar. İşte 11. Vagon’da da şaşırtıcı bir son sizi bekliyor arkadaşlar, şüphelenmeniz mümkün ama tahmin etmeniz imkansız. Kusursuz bir dille su gibi bir Türkçe ile yazılmış, akıcı, sürükleyici, hele bir de çarpıcı sonu olan bir kitap