Penguin Modern Classics

A Clockwork Orange

Anthony Burgess

Puan

7.510 üzerinden
28,3bin kişi
7/10
·168 syf.·
Beğendi
·
2018 12. kitabı
Bolca sürpriz kaçıran vardır! Kitaplar, özellikle kaliteli kitaplar, denize atılmış bir olta gibi gelir bana bazen. Misinasının ucunda birden farklı yem, hepsi farklı balıkları çekecek şekilde. Her kitap yapmaz/yapamaz bunu ama; bazıları tam da böyle hissettirir. İşte bu kitap da öyle bir kitap. Düşünce denizine atılmış bir olta, ucundaki çeşitli konularla.. Şimdi ben, "Mütevazı Yorumcunuz", size bu kitapta beni çeken ve eski ve yeni bildiklerimle, gördüklerimle ve deneyimlediklerimle bazı şeyleri yeniden düşünmemi, değerlendirmemi sağlayan bir konudan bahsetmek istiyorum: Suçluların ıslahı. Kitabın konusundan kısaca bahsedecek olursam, (konuyu bilmeyenler için kısa bir özet), suç dolu bir distopya düşünün. Her yerde şiddet var, tecavüz var. Can ve mal güvenliği yok, insanların bazıları fütursuzca cesur bazıları evlerinden çıkamayacak kadar korkak. Böyle bir ortamda; şiddetin, tecavüzün, hırsızlığın bin bir çeşidiyle insanlara zulmeden henüz 15 yaşında, küçük bir çete sahibi, Alex isminde birisini düşünün. Bu Alex, fütursuzca cesur olanlardan. Kitabın ilk bölümü bunu anlatıyor. İkinci bölümde, Alex'in yakalanarak hapse atılması ve orada, devletin suçluları ıslah etme amacıyla oluşturduğu deneysel bir tedaviye katılması anlatılıyor. Üçüncü ve son kısımda ise, tedaviden sonra yeniden topluma salınması ve başına gelenlerden bahsediliyor. Benim, alacalı bir balık olarak, bu kitapta en dikkatimi çeken yem, suçluların ıslahında bilimsel deneylerin kullanılması ve bu deneyin sonucunda insanların iyiliği seçmek zorunda kalıp, hür iradelerini şiddet için kullanamamaları. Acaba böyle bir şey olmalı mı? Olmalı mıydı? Ya da hiç olmaması daha mı iyi? Hem bir kadın hem de bir hukukçu olarak; şiddetin ne mertebelere ulaşabileceğini, özellikle erkeklerin (lütfen bunu
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2024 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2024 22:26
İlk başta acaba ben ne okuyorum böyle diye sorguladım kendimi. Çünkü ilk sayfalar o kadar dehşet dolu ki, yazar da hiç çekinmeden argo sözcüklerle bu çirkinliği ustalıkla kaleme almış. Baş karakterimiz Alex, daha 15 yaşında ama sokaklarda kök söktüren, geceleri soygun, gündüzleri tecavüz ve bir sürü kötülük yapmaktan çekinmeyen bir çete lideri. Kitabın ilk bölümü Alex ve çetesinin fütursuzca işlediği günahları ele alıyor. Bu ilk bölüm, kedilere annelik eden yaşlı bir kadının Alex yüzünden cinayete kurban gitmesiyle ve Alex'in hapishane günlerinin başlangıcı ile bitiyor. İkinci bölüm hapishane hayatı ve tüm suçlular üzerinde uygulanması planlanan bir deneyin Alex üzerinde gerçekleştirilmesini konu alıyor. Bence kitabın en beğenilen ve düşünmeye sevk eden kısmı da burası. Bir insanın elinden tüm seçim şansını alsak ve bu sayede iyiliği seçmiş olsa gerçekten özünde iyi bir insan olmuş olur mu? Yoksa iyi bir insanı iyi yapan onun kötülüğü seçme imkanı varken elinin tersiyle itmesi mi? Başka bir seçenek yoksa yapılan iyilik zorunluluk olmaktan başka nedir ki? İnsanı insan yapan onun kendi iradesi ile seçim şansına sahip olmasıdır aslında, ya bu iradeyi de çekip alırsak?... Bütün bu sorgulamalarla kitabın ikinci bölümü bitiyor ve deneyin başarılı bir şekilde uygulandığı Alex, hapishaneden çıkıp topluma karışıyor. Üçüncü bölüm bu şekilde başlarken bu kısımda da siyaset denen kirli oyun bir insanın hayatını nasıl harcayabilir tanık oluyoruz. Alex, daha sonra kendi hür iradesine kavuşurken kötülükten iğrenir hale gelmiş halde buluyoruz onu. Kitap bu şekilde noktalanırken önemli sorgulamalarla baş başa bırakıyor okuyucuyu. Kitabı bitirdikten sonra yazar hakkındaki bilgilere de göz atma fırsatım oldu. Aslında yazarın bir dönem tümör teşhisi alması ve kısa süre içinde hayata
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
6/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2023 00:00
A Clockwork Orange Geçtiğimiz aylarda okuması gerçekleşti. Flaş flaş kanlar vahşet dehşet iğrenç dediniz … bu yorum ögeleri arasında istikrarla okuyup finishlediğim bir kitap oldu. Arkadaşlar evet kasvetli bir kitaptı lakin bu kadarını kaldırmıyorsa nazlı bünyeniz iyi bir okurum demeyiniz. Öncelikle Kitabı 20 yaş altı okurlara kesinlikle önermiyorum bunu baştan söyleyeyim . Şimdi Anthony Burges adlı Yazar Kahramanımız(kendince) diyorki; bu düzeni bozuk dünyaya kılıçtan keskin kalemimle ayar vermeye geldim. Bam Bam Bam bakalım verebiliyor mu? Kitapta bireylerin ne kadar özgür veya baskı altında olması gerektiğini ve sonuçlarını sorguluyor.İyilik ve kötülük kavramları sorgulanıyor sorgulanmasınada getirisi-götürüsü ne ölçüde bize geçti. Yaşasın iyilik yaşasın iradesiyle iyiyi seçmiş olanlar nerde!… (Spoiler)Kahramanımız Alex hep kötü bir birey olmaktan ötürü zerrece sorgulamadı kendini Islah evinde dahi rol yaptı insanlara yalan söyledi. Çok can sıkıcı bir karakterdi. Bir nebze olsun kendini sorgulamasını pişmanlık duymasını görmek istedim lakin adam kitabın finalinde dahi bunu yapmadı sadece sıkıldı, kötülüğe pisliğe vahşete doydu da evlenip yuva kurmak istedi . Şahsen Anthony Burges külliyatı benim için bu kitapla son bulmuştur. Ben sevmedim nokta . Otomatik Portakal Anthony Burgess
Araştırma-İnceleme
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
- Ben Ne Okuyorum Ya?
8/10
·172 syf.··
2023 124. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2023 10:23
Durumu çok kritik bir hastanız var. Acilden giriş yaptınız ve hastanız yoğun bakıma alındı. Görevli personel prosedür işlemleri için sizi hasta yatış-çıkış birimine yönlendirerek gerekli işlemleri yapmanızı rica etti. Gittiniz ve uzun bir kuyruk gördünüz. Sırada bekleyen herkes kendi hastası için işlem yapmak için bekliyor. Gerginsiniz, bir yandan hastanızı düşünürken bir yandanda uzun kuyrukta bekliyorsunuz. Birden üstü başı perişan bir adam sırayı yara yara herkesi geçip kendi işlemini yapıtırıyor. Yoğun bakım ünitesine gidip beklerken yine aynı adam gelip önünüzden geçip yoğun bakıma giriyor. Operasyon bitmiş doktor odasına çekilmiş. Doktorla görüşmek istiyorsunuz tabi yine sıra var, bekliyorsunuz. Yine aynı adam sıraya girmeden doktorun odasına giriyor işlemini yapıyor... Galiba artık yeter deyip adama haddini bildirirsiniz değil mi? Bu kadarda da olmaz. Böyle terbiyesizlik olur mu vs. der hak ettiği tepkiyi verirsiniz. Ee bu ne şimdi? Bu sinir bozucu hikayeyi ne diye anlattın? Diye aklınıza gelmiştir. Hikaye burda biterse tepkinizde gayet haklısınız. Zamanınızı boşa almış olurdum. Ve çok saçma, gereksiz birşey anlatmış olurdum. Peki devamında size desem ki: Şu sırayı yarıp herkesin önüne geçen adam var ya. 3 gün önce trafik kazası geçirdi 2 çocuğu ve eşi bu hastanede yoğun bakıma alındı. Adam yatış işlemlerini yapıtıktan sonra istenilen evrakları doktora verirken doktordan 2 çocuğunun ve eşinin hayatını kaybettiğini öğrendi. O günden beri hergün gelip yatış-işlem-evrak uğraşıp duruyor. Hala çocuklarının ve eşinin yoğunbakımda olduğunu sanıyor. Hastane personeli durumu bildiğinden adama anlayış gösteriyor... Kitapta ilk bölüm aşırı rahatsız edici. Ben ne okuyorum hissi gayet normal. Daha sonraki bölümlerde bilimin ve politikanın en karanlık yüzüne muhatap olan esas
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2021 17. kitabı
Bu kitapla ilgili güzel yorumlar görünce, bende fikrimi yazmak istedim. Arkadaşım nesini beğendiniz diyeceğim de demiyorum;) Otomatik Portakal – Şiddetle karışık Beethoven ve bolca sabır testi:) Bu kitabı okumak, hem gençlik şiddetiyle hem de yazarın “okur kolay sevsin diye yazmıyorum” tavrıyla mücadele etmek gibi. Ana karakter Alex, klasik müzik sever bir psikopat. Hem dövüyor (tecavüz, hırsızlık,katil, pislik, şerefsiz, adi )hem Beethoven dinliyor. Edebiyatın “çok yönlü karakter” dediği şey buysa, ben pas geçeyim.! Kitabın dili zaten başlı başına bir sinir oyunu. Yazar “Nadsat” diye uydurma bir dil yazmış, okura da “anlamıyorsan sorun sende” der gibi bir tavır. Her cümle Rusça mı, gençlik argosu mu, yoksa şifreli mesaj mı diye durup düşünüyorsun. Polisiye değil ama beyin yakan cinsten. Devlet de bu Alex’i alıp “iyileştireceğim” diyerek beyin yıkamaya sokuyor. Amaç: Kötülük yapınca midesi bulansın. Şiddetle eğlenen biri yerine, Beethoven dinleyip kusan biri geliyor. Devlet kazanıyor ama karakter gidiyor. Geriye otomatik bir portakal kalıyor. Tadını sorarsan: Ekşi. Kitabın temel tartışması şudur: Bir insanın iyiliği zorla dayatıldığında, bu gerçek bir erdem midir? Alex’in rehabilitasyonu onu "iyi" yapmaz, sadece kötü olma seçeneğini ondan alır. Burgess, ahlaki seçim hakkını insan olmanın temel parçası olarak gösterir. Kitabın sonunda Alex büyüyor, olgunlaşıyor, “artık şiddet istemiyorum” diyor ama iş işten geçmiş. Okur olarak biz de diyoruz ki: “Kardeşim bu kadar tantana niyeydi o zaman?” Bazıları bu kitabı deha diye yere göğe sığdıramıyor ama ben sığdırdım: Kitaplıkta en uzağa kaldırdım. Derdi iyi, yöntemi yorgun. Ben sevemedim, üstüne biraz da sinirlendim. Okumasanızda olur:)
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma