“Acısı ömründeki gün sayısına eşit olan güçlü kadınların başı kendileri için öne eğilmese de sevdikleri için bir defa eğildi mi,bir daha doğrulmaz.”
“Anısı ve acısı bir olan insanlar birbirlerini unutmazmış.”
Unutma ki,imam selayı ölüler için okumaz,katiller için okur.
Cenazede en çok ağlayan kişi,mezarlıktan ilk kaçan kişidir.”
Ölüm ruha değil bedene uğrar
Dostlar toprağa değil,kalbe gömülürmüş…
“Senden sonra papatya taneleri de küsmüştü aşka”
“Zaman bizlerin içinde kurşun bırakarak ne kadar da çabuk geçmişti.”
“Çünkü geceler uyumak için değil,anıları yâd etmek için vardı”
“Gül kırmızı rengini üzerine dökülen sevda kanından alır.”
Babam”Tespih,sabrın en yalın hâlidir;derdine göre eline gelir,tespihlerini de kimseye verme;dostsa haline üzülür,düşmansa düğün ilan eder,derdi her zaman.”
“O küçücük bedenine,bu kısacık ömrüne bu kadar ağır acılar sığdırdığında o incecik dal nasıl ağırlığının altında kırılmadı ki”
Hayatı kendin için yaşamayı bıraktığın yerde koşarsın insanlara benden eksilen onlarda çoğalsın diye.Kitabın baş kahramanı;Diyar eski zamanlardaki sıcacık dostluğun,kardeşliğin,komşuluğun olduğu mahallesinde tüm sevdiklerini dostum dediği kardeşlerini toprağa verir,Aşktan yana da gülmez yüzü sevdiği başkasına yar olur.Öyle ki bu mahallede kaderden yana ne kadınların yüzü gülmüştür ne de çocukların ve çocukların çocukluğunu yaşayamadığı, töreye kurban edilen kadınlar,Doğu ve Güneydoğu Anadolu'mun kanayan yarası olan törelerin yaşatıldığı bir dönemin onca kurbanı olan gençler,bizlere emanet verilen bu canı kimler için heba ettiğimizi her sayfasında içten içe hissettiren etkileyici bir eser "Acının Ömrü"
Sümbül çiçeği bu mahalleye ve bu hikaye özgü özel bir etki bıraktı bende ,çünkü benim çocukluğumdada okuluma giden yolda ,sümbül çiçekleri vardı