9,0/10  (1 Oy) · 
3 okunma  · 
1 beğeni  · 
135 gösterim
Çocukluğunu İstanbul Darüleytamları'nda yaşamış, ilkokulu burada okumuştu. Şimdi Güzel Sanatlar Akademisi'nde okuyacaktı. Geçmiş günleri ve arkadaşlarını anımsadı. Onlardan birkaçını bularak eski günleri andılar. Yaz günleri hızla geçerken parası da tükenmişti. Bir başka şehirde görevli olan ablasından yardım gelene kadar otelden ayrılacak ve arkadaşlarında barınacaktı. Başka da çaresi yoktu. Ama arkadaşları da kendisi gibi beş parasızdılar. Günlük yaşamaya çalışıyorlardı. Günler geçmiş yardım gelmemişti. Moralini yüksek tutmaya çalışarak bir taraftan da sıkı şiirler yazmaya çalışmaktaydı. Günlerdir boğazından doğru dürüst bir şey geçmemiş sıcak bir yatak yüzü görmemişti. Gecelerini parklarda saklanıp yatarak geçirmeye çalışıyordu. Yürürken açlıktan ayakları yere basmıyor havada yürüyor gibi hissediyordu.

"Yazdıklarımı yayınlatabilirsem belki birkaç kuruş elime geçer. Açlıktan bir iki gün kurtulurdum" diye düşündü. Ayakları, zor da olsa onu Servet-i Fünun Dergisi'nin kapısına kadar götürdü. Şimdi kapıda, içeri girip girmemekte ikilem yaşamaktaydı. Çok sevdiği İstanbul'un bu kadar acımasızlığının şaşkınlığı içindeydi.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2007
  • Sayfa Sayısı:
    279
  • ISBN:
    9789944610087
  • Yayınevi:
    Tekin Yayınevi
  • Kitabın Türü:
ayhan özköroğlu 
17 Haz 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Çokları Knut Hamsun'un "Açlık" isimli baş yapıtı ile karıştırıyor, görünce. Açıkçası ben onu okumadım dolayısı ile bir karşılaştırma yapamam. Zaten böyle bir şeye gerekte yok.. Ama bu "açlık" başka açlık. Bu bizim hikayemiz, bizden bir hikaye. Daha önce de ifade ettiğim üzere "Savaş ve açlar" ile başlayan macera "öksüz Musa" ve ardından "açlık" ile sürüyor. Sırada "Musa'nın gecekondusu var"...
"Açlık" yine tüylerinizi diken diken edecek. 'Bu kadar olmaz' diyeceğiniz her şeyin bu kadar da olur olduğunu göreceksiniz. Boğazınıza yerleşip kalan bir düğüm sonuna kadar size arkadaşlık edecek.
Açlık 'ta artık ergenlik çağını aşmış delikanlı bir Musa var ve artık cinsel temalara da
fazlasıyla dokunulmuş. Ama esas beni vuran yazarın hayatının bu bölümünü de olanca saflığı ve gerçekliği ile okura aktarması. Bu gerçekten cesaret isteyen bir husus. Herkesin gönlünde yokluklar içinde taht kuran Musa'nın bir anda gözden gönülden düşme riski az bir risk değil. Ama göreceksiniz bu Hasan İzzettin Dinamo'nun umurunda değil. Çünkü onun amacı bir dönemi, bir hayatı olanca berraklığı ile bize aktarmak ve bunu en iyi şekilde yapmış.
Ve bence bu üç hatta daha okumadan Musa'nın gecekondusuyla beraber 4 eser ama ille de "Savaş ve açlar" orta eğitimden itibaren müfredata koyulup ders olarak işlenmeli. İnanıyorum bu eserlerle büyüyen neslin ayakları yere basacak ve hayata daha dirençli olacaktır. Maalesef ülkemizde bunun mümkün olmadığını bilerek bunu sadece bir fantezi olarak ifade ettim.
Ama siz anneler, babalar, ablalar, ağabeyler, teyzeler, halalar vs; ama en önemlisi de çok değerli öğretmenler bunu siz yapabilir siz onları teşvik edebilirsiniz. İnanın çok önemli, inanın çok hayati...