Roman, jandarma komutanı, kaymakam ve savcının yolu Rabat köyüne giderken Koyun Baba ile karşılaşmalarıyla başlar. Koyun Baba, toplumdan uzaklaşmış, doğayla iç içe bir yaşam süren, mağarada yaşayan bir adamdır. Geçmişte "vatan haini" ve "sapık düşünceli" olarak nitelendirilmiş olsa da, jandarma komutanı onu becerikli, doğa adamı olarak tanımlar.
Olaylar gelişirken, hükümet yetkilileri Koyun Baba'ya sürgün kararının kaldırıldığını ve istediği bir kente gidebileceğini bildirirler. Ancak, onun mağarasını da usulen aramak isterler. Mağarada yapılan incelemeden sonra, Koyun Baba'ya 24 saat içinde orayı terk etmesi gerektiği söylenir. Koyun Baba, bu duruma alışmış olmasına rağmen, şehre dönme konusunda tereddütler yaşar.
Bu arada, Bunçuk adında genç bir kız, Koyun Baba'yı ziyarete gelir ve onunla İstanbul'a gitme hayalleri kurar. Koyun Baba, Bunçuk'u İstanbul'a götürme fikrine sıcak bakmaya başlar. Ancak, İstanbul'a gitmek için paraları yoktur. Bir tren yolculuğu sırasında, koyun taciriyle karşılaşırlar ve onun yanında çalışarak İstanbul'a kadar giderler.
İstanbul'da yeni bir hayata başlarlar. Koyun Baba ve Bunçuk, Tahtakale'den yeni giysiler alırlar ve kentte dolaşmaya başlarlar. Bir gün denize giderler ve orada dinlenirler. Koyun Baba, Bunçuk'a gelecekteki planlarından bahseder ve birlikte mutlu bir yaşam sürme hayalleri kurarlar.
Romanın ilerleyen bölümlerinde, Koyun Baba ve Bunçuk'un İstanbul'daki yaşam mücadeleleri, karşılaştıkları zorluklar ve umutları anlatılır.