Akraba #okudumbitti
#Akraba , akrabalık ve aile kavramlarına bambaşka bir pencereden bakmamı sağlayan sıcacık bir hikaye. Sinan’ın içsel yolculuğunu ve hayata karşı verdiği mücadeleyi takip ederken, insanın en büyük engellerinin sadece kendisi olduğunu düşündüm. Sinan, ödüllü bir heykeltıraş olmasına rağmen, panik atakları yüzünden mesleğini dilediği gibi sürdüremiyor ve bir maskot şirketinde çalışıyor. Hayatını kısıtlayan hastalığı yüzünden en büyük hayal kırıklığını yaşayan kişi yine kendisi.
Dört yıllık sevgilisi Sinem ile bile bir geceyi aynı evde geçiremeyecek kadar korkularına hapsolmuş. Onu bu haliyle kabullenmeye çalışan Sinem bile, sonunda pes edip Sinan’ı terk ediyor. Tam bu sırada Sinan’ın hayatına hiç beklemediği bir sorumluluk giriyor: Kuzeninin küçük oğlu Ali. Sinan, bir anda kendini yalnızlığının ortasında bir çocukla buluyor ve bu, onun için tam anlamıyla bir dönüm noktası oluyor.
Kitap boyunca Sinan’ın Ali ile yaşadığı zorlu ama sıcak ilişkileri izlemek, hem gülümsetiyor hem de duygulandırıyor. Sinan’ın Ali’yi hayatından uzaklaştırmak için düşündüğü komik yöntemler ve ikisi arasındaki samimi diyaloglar romanın en keyifli kısımlarını oluşturuyor. Başta birbirlerinden uzak durmaya çalışan bu iki karakter, zamanla birbirlerine alışıyorlar ve gerçek bir bağ kuruyorlar. Sinan’ın panik ataklarına rağmen bu yeni hayatına uyum sağlamaya çalışması, aslında insanın en büyük korkularını sevgiyle nasıl aşabileceğini gösteriyor.
“Akraba”, yalnızca biyolojik bağların değil, seçilmiş ailelerin de ne kadar güçlü olabileceğini hatırlatan, sımsıcak bir hikaye. Mahalle ağzıyla yazılmış, samimi diyaloglar ve ilginç karakterler, kitabın akıcılığını artırıyor. Sinan ve Ali’nin ilişkisi üzerinden aile olmanın farklı yüzlerini keşfetmek, hem hüzünlendiren hem de