Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

6/10
·102 syf.··
2024 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2024 00:00
Anlatım dili aslında güzel ve masalsı ama kısa olduğundan mı, hikaye beni içine almadığından mı bilmiyorum, keyif aldığım bir okuma olmadı. Kısa olmasına rağmen bitirmekte zorlandım. Atala ve Rene’nin ayrı ayrı hikayelerini ortak karakterlerle dinliyoruz. Çok güzel bir aşk romanı diye yorumlandığını gördüm ama ben derin bir aşk göremedim, çoğunlukla karakterlerin duygu durumlarını kafa karıştırıcı buldum.
Atala / ReneFrançois-René de Chateaubriand · Opera Kitap · 2023195 okunma
Puan vermedi·102 syf.··
2025 19. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mart 2025 20:48
“Benim mutsuzluğum, benim varoluşumdu.” — Atala-René Atala-René, doğanın büyüleyici güzelliği içinde geçen, melankoli ve yalnızlıkla yoğrulmuş iki hikâye… Chateaubriand, yasak bir aşkı ve içsel huzursuzluğu anlatırken, romantizmin en güçlü yönlerini hissettiriyor. İnsan ruhunun karmaşıklığını, inanç ile tutkular arasındaki çatışmayı derin bir duyarlılıkla işliyor. Kısa ama etkileyici, hüzünlü ama düşündürücü bir eser. “İnsan, her yerde mutsuz olmak için yaratılmıştır.” — Atala-René
Atala / ReneFrançois-René de Chateaubriand · Opera Kitap · 2023195 okunma
8/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2025 60. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2025 21:05
(arkakapakyazısı) “Chateaubriand, Fransız edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Atala/Rene’de modern ile yaban arasında sıkışan, ruhlarını aşk, sürgün, yalnızlık ve Tanrı’yla besleyen insanları anlatıyor. Vahşi doğanın kalbine sığınmış âşıkların hayatta kalma mücadelesinin anlatıldığı eser başucu kitabı olmaya aday. Yayımlandığı dönemden beri resim, heykel, opera gibi sanatları besleyen bir başyapıt olarak görülen Atala/Rene bilinen tüm aşk hikâyelerinden farklı ve etkileyici. Atala’nın aşk ve din arasında gidip gelmesi, sevgisinin çokluğu ve davranışlarındaki dürüstlüğü, karakterindeki korkusuzluk ve derin hassaslığı, ruhunun önemli bir şeyde yücelmesi, önemsiz şeylerde ise kırılganlaşması… Tüm bunlar benim için onu anlaşılmaz bir varlık hâline getiriyordu. Atala bir erkek üzerinde asla zayıf bir etkiye sahip olamazdı. Yüreği tutkuyla dolu olduğu kadar kudretle de doluydu. Ona ya hayran olacaktın ya da ondan nefret edecektin.” 18. yüzyıl Amerikasında, batılıların henüz tam anlamıyla ele geçiremedikleri bakir topraklarda yaşayan kabileler arasında devam ediyordu acımasız savaşlar. İşte böyle bir dönemde başka bir kabileye esir düşmüştü gençliğinin baharındaki Chactas. Esaretinin işkence ve ölümle bitmesinden önce şarkısını söyleyebilmeyi umut ediyordu. Her şeye rağmen cesurdu. Fakat, esir düştüğü kabileden Atala’yla tanışması, ikisinin de hayatını değiştirecekti. Hiç beklemiyordu Atala’nın kaçmasına yardım edeceğini. Üstelik de bunu, iki kez yapacağını. İlk kaçışlarında yakalanıp geri getirildilerse de, idam edilecegi gece, yine kacmasına yardım etti bu yakışıklı esirin, güzeller güzeli Atala. Chactas, çoktan gönlünü kaptırmıştı bu güzelliğe. Atala da aşıktı aslında. Ama, henüz anlatamadığı bir nedenle, Chactas’ın kendisini bırakması, oradan ayrılmasına izin
Atala / ReneFrançois-René de Chateaubriand · Opera Kitap · 2023195 okunma
Puan vermedi·102 syf.··
2023 91. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2023 21:30
Fransız edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Atala/Rene modern ile yaban arasında sıkışan, ruhlarını aşk, sürgün, yalnızlık ve Tanrı’yla besleyen insanları anlatıyor. Vahşi doğanın kalbine sığınmış aşıkların hayatta kalma mücadelesini anlatıyor. Kendilerine kendi korkularından, batıl inançlarından başka hiçbir şeyin engel olmadığını fark edemeyecek kadar bağlılar geleneklerine. Yayımlandığı dönemden beri resim, heykel opera gibi sanatları beseleyen bir başyapıt.
Edebiyat & Roman
Atala / ReneFrançois-René de Chateaubriand · Opera Kitap · 2023195 okunma
Puan vermedi·102 syf.··
2025 27. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2025 22:46
Kuzey Amerika yerlilerinden Atala'nın hikâyesini anlatan romantik mi romantik bir aşk novellası. Hani Recaizade Mahmut Ekrem'in çevirdiği Fransız güzellemesi. Romanın erkek kahramanı Chactas, düşman kabile reisinin kızı olan Atala'ya aşık olur. Ama Atala gizli bir Hristiyan'dır ve annesi onu doğururken bakireliğini Hz. Meryem'e adamıştır. Atala ise aşkı ve dini inancı arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. Ultra romantizm içeren bu eser birçok sanat dalına da tabi olarak ilham kaynağı olmuş bir aşk hikayesi. Bizim ölümsüz aşıklara taş çıkaran cinsten hani. 1800'lerde yazılmış olması da esere egzotik bir hava veriyor. Bu egzotizmi sevdim.
Atala / ReneFrançois-René de Chateaubriand · Opera Kitap · 2023195 okunma
10/10
·119 syf.··
Beğendi
·
2018 21. kitabı
Romantizm çok güzel anlatılmış.Romeo ve Juliett den daha güzel anlatılan bir aşk hikayesi olduğunu düşünüyorum.seven ve sevilen için neler yapılacağı tarih içinde farklı yaşamların nasıl bir yol izledikleri çok güzel anlatılmış .Elbetteki tanrı kül ilişkisi bugünkünden daha farklı bir yöntemle en azından duyumlarımızdan ve yasadiklarimizdan daha rasyonel olarak anlatılmış.Betimlemeler ve insanla doğanın ilişkisi birleştirilmesi muhteşem...
Atala-Rene: Çölde İki Vahşinin AşkıFrançois-René de Chateaubriand · Ark Kitapları · 2002195 okunma
Puan vermedi·119 syf.··
2025 440. kitabı
ATALA/RENE, CHATEAUBRIAND 1768-1848 arasında yaşamış Fransız yazar, politikacı ve diplomat ve Fransız edebiyatında romantizmin kurucusu olarak kabul edilen Chateaubriand tarafından kaleme alınmış umutsuz bir aşk romanı. Hikâye Kızılderili âşıklar arasında geçiyor. Romandaki anlatıcının ifadesiyle iki vahşinin arasında geçiyor. Kızılderili topraklarını işgal eden İspanyollar ile Fransızların işgal hareketleri sırasında yerlilerle olan temasları sırasında yaşanan sıkıntıların da dile getirildiği romanda Kızılderili kültürü ile Hristiyanlık kültürünün karşılaştırmaları da yapılarak insana ve aşka dönük tezleri ortaya konulmuştur. Romanda Hristiyan misyonerlerin Kızılderililer arasına karışmaları ve onları kültürlerinden uzaklaştırarak güya doğru yola çağrı çabaları da ön plana çıkarılmıştır. Kızılderililer vahşet çağı insanları olarak anlatılmış. Hristiyanlık ile dünyayı, evreni, insanı tanıma süreçlerine girişleri betimlenmeye çalışılmıştır. Romandaki âşık kahramanlar zaten misyonerlerin Kızılderililerle kurdukları cinsi münasebetler sonucunda türeyen ve Kızılderililer arasında da varlıkları tam olarak bilinmeyen kişilerdir. Bir yönüyle ne Kızılderililerle uyuşabilen ne de misyonerlerle uzlaşabilen bu kahramanlara bir papaz rehberlik yaparak kızı bir manastıra kapatmaya ikna ederken erkeği de dine girmeye ve dünyayı yeniden tanımlamaya davet eder. Aslında yazarın burada bir Hristiyan idolünü yaymaya çalıştığı görülüyor. Dini romantizmi anlamak açısından okunabilir bir eser.
Atala-Rene: Çölde İki Vahşinin AşkıFrançois-René de Chateaubriand · Ark Kitapları · 2002195 okunma
Aşk mı Din mi?
8/10
·102 syf.··
2024 49. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2024 23:39
Kitap iki kısımdan oluşuyor diyebiliriz. Birinci kısım Atala'nın, ikinci kısım ise Rene'nin hikâyesi. İkisi de aşk ve din arasında kalmış seçim yapamayınca da ruhsal boşluğa düşmüş kişiler. Kendi kaderinin kalemini kırıp bedelini ödemeye hazırlar. Romantizm etkisinde yazıldığı için bolca betimlemeler yer alıyordu böylelikle kafamda her şey canlandı. Şairane anlatımı akıcılığı sağlarken verdiği mesajlar ile de düşünsel tarafa hizmet etmişti. Shakespeare tarzının düz metin hâliydi. Sayfa sayısı az olmasına rağmen dolu dolu anlatımıyla keyifli bir okuma serüveni sundu. Aşkın farklı bir varyantını tecrübe etmiş bulundum.
Atala / ReneFrançois-René de Chateaubriand · Opera Kitap · 2023195 okunma
Puan vermedi·102 syf.··
Beğendi
·
2025 50. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2025 19:17
Bana da tavsiye üzerine hediye edildi, yazarı met edilerek verildi aslında yorumumu da beklendi bu konuda. Yorum yapmak gerekirse harfler biraz küçük dolayısıyla okurken yoruyor. İlk başta bir heyecanla nefes al okudum fakat yarasına gelince artık biraz sıkılmaya başladım kitap hacimsiz olmasına rağmen oldukça zor bitirdim. İki kişinin aşkı ortada var fakat öyle çok yaşanmış bir aşk yok. Daha çok duygu ve durumlarını anlatan bir eser olmuş evet bazı ifadeler oldukça güzel acıklı cümleler var onları zaten alıntı olarak paylaştım. Fakat Hani birisi derse Yani bir kitap önerir misiniz gibisinden, öyle mutlaka okunması gereken bir kitap diye önermem. Örneğin çok basit bir yiyecek yersiniz ama tadı damağınızda kalır hep anımsarsınız bu o şekilde bir eser değil dolayısıyla önermiyorum.
Atala / ReneFrançois-René de Chateaubriand · Opera Kitap · 2023195 okunma

Yazar Hakkında

François-René de ChateaubriandYazar · 6 kitap
François-René de Chateaubriand (d. 4 Eylül 1768 – ö. 4 Temmuz 1848), Fransız yazar, politikacı ve diplomat. Fransız edebiyatı'nda Romantizm'in kurucusu kabul edilir. Saint-Malo'da, on çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelen Chateaubriand ailesinin Combourg, Brittany'deki şatosunda büyüdü. Babası René de Chateaubriand (1718-86), eski bir gemi kaptanı, gemi sahibi ve esir taciriydi. Annesinin kızlık soyadı Apolline de Bedée idi. Chateaubriand'ın babası asık suratlı, ketum bir adamdı. Chateaubriand kasvetli bir atmosferde büyüdü. Tek arkadaşı kız kardeşi Lucile idi ve yaptığı tek etkinlik Breton'a uzun yürüyüşlerdi. Chateaubriand, Dol, Rennes and Dinan'da eğitimine devam etti. Bir süre deniz subayı mı yoksa bir papaz mı olacağına karar veremedi. Fakat on yedi yaşına geldiğinde askeri kariyeri tercih etti v Fransız ordusuna teğmen olarak girdi. İki sene sonra yüzbaşılığa kadar yükseldi. 1788'de Paris'i ziyaret etti ve Jean-François de La Harpe, André Chénier, Louis-Marcelin de Fontanes ve dönemin diğer önemli yazarlarıyla tanıştı. Fransız Devrimi gerçekleştiğinde Chateaubriand olaya sempatik yaklaştı. Fakat Paris'teki olaylar vahşileşince 1791 yılında Kuzey Amerika'ya seyahat etmeye karar verdi. Bu deneyimi onun romanları Les Natchez (1793 ile 1799 arasında yazılmış olmasına rağmen ancak 1826'da yayınlanabildi), Atala (1801) ve René (1802) yazmasına sebep oldu. Amerika'nın güneylerinde, seyrek yerleşimin olduğu doğayı canlı ve büyüleyici anlatımının ve yazış stilinin Fransa'daki romantizm hareketinin ilerlemesine büyük katkıları oldu. Chateaubriand, 1792 yılında Fransa'ya döndü ve Louis Joseph de Bourbon komutasındaki Bourbon Hanedanlığı'nın kraliyet ordusuna girdi. Ailesinin baskısıyla, daha önce tanışmadığı, Saint Malo'dan genç bir aristokrat olan Céleste Buisson de la Vigne ile evlendi. İlerleyen yaşamlarında, Chateaubriand eşine sadık kalmayacak ve pek çok ilişki yaşayacaktı. Çift buna rağmen hiçbir zaman boşanmadılar. Askeri kariyeri, kraliyet orduları ile Fransız Devrimi ordusunun Thionville'deki çatışmasında yaralanınca son buldu. Ağır yaralı bir şekilde Jersey'e taşındı ve karısını geride bırakarak İngiltere'ye sürgüne gitti. Chateaubriand'ın Londra'daki sürgün hayatı sefalet içinde geçti. Yaşayabilmek için Fransızca dersleri verdi ve çeviri yaptı. Fakat, Suffolk'taki günleri daha sakin ve huzurluydu. Genç bir İngiliz kadını olan Charlotte Ives'e aşık oldu ama evli olduğu için ilişkisini bitirmeye zorlandı. Britanya'daki günleri sırasında İngiliz Edebiyatı ile de ilgilendi. Özellikle, John Milton'ın Kayıp Cennet'i üzerinde büyük etki bıraktı. Sürgünü sırasında, pek çok akrabası ve arkadaşının yaşamını kaybettiği Fransız Devrimi'nin sebeplerini sorgulamak için de fırsat buldu. Bu düşüncelerini Essai sur les Révolutions (1797) isimli çalışmasıyla yayınladı. Hayatındaki önemli bir dönüm noktası ise 1798 yılında, katolikliğe dönüşü oldu. Chateaubriand, genel af ilan edilmesiyle birlikte Mayıs 1800 yılında Fransa'ya geri döndü. Mercure de France isimli gazetede editörlük yapmaya başladı. 1802'de yayınladığı Génie du christianisme isimli kitabıyla ün kazandı. Kitap Hıristiyanlık inancına özür niteliğinde yazılmıştı ve devrim sonrası dini duyguların yeniden canlandığı ortamda çok tutulmuştu. Chateaubriand, bu kitapla ayrıca, Katolik kilisesini kendi yanına çekmeye çalışan Napolyon Bonapart'ın da takdirini kazandı. Napolyon'un papaya elçi olarak gönderdiği Kardinal Fesch'in Roma ziyaretinde kardinale eşlik etti. Fakat, Napolyon ve Chateaubriand'ın arası kısa bir süre sonra bozuldu. Yazar, Valais (İsviçre) vekili olarak seçildi. Napolyon, 1804 yılında Louis-Antoine-Henri de Bourbon-Condé'un idam edilmesini emredince görevlerinden istifa etti. Artık edebi dünyada para kazanmak zorundaydı. Epik bir eser olan ve Roma İmparatorluğu dönemindeki ilk hrıstiyanlara edilen eziyetleri anlatacağı Les Martyrs isimli bir düzyazı yazmayı planladı. Kitabı için araştırma yapmak üzere 1806 yılında Yunanistan, Mısır, İspanya, Filistin ve Anadolu'yu ziyaret etti. Notlarını Itinéraire de Paris à Jérusalem isimli kitabında 1811 yılında yayınladı. Gezinin İspanya ayağını ise 1826 yılında Les aventures du dernier Abencérage isimli kitabında anlattı. Fransa'ya döndükten sonra Napolyon'u eleştiren, onu Neron'la karşılaştıran ve yeni bir stratejinin acilen gerekli olduğunu anlatan pek çok yazı yayınladı. Bunun üzerine imparator Paris'ten sürülmesini emretti. Chateaubriand, Paris'in merkezinden 11 km güneydeki La Vallée des Loups'a yerleşti. Burada Les Martyrs'ı bitirdi ve hatıralarını taslak halinde yazmaya başladı.Académie française'e 1811 yılında seçilmesine rağmen restorasyona kadar koltuğuna oturamadı. Bu dönemde edebi arenadak arkadaşları Madame de Staël, Joseph Joubert ve Pierre-Simon Ballanche idi. Birinci İmparatorluk'un sona ermesi ile, Chateaubriand, Bourbon'ları harekete geçirdi. 30 Mart 1814'te Napolyon'a karşı yazdığı De Buonaparte et des Bourbons ismindeki el ilanının binlerce kopyası yayınlandı. Yüz Gün dönemi boyunca XVIII. Louis'le birlikte Gent'te sürgünde kaldı. Daha sonra ise İsveç elçisi olarak atandı. 1804 yılında Louis-Antoine-Henri de Bourbon-Condé'nin infazıyla şok olduğunu açıklayan Chateaubriand, 1815 yılında Michel Ney'in infazı için oy verdi. 1815 yılında devlet bakanı olarak atandı. Fakat, krala yaptığı eleştiriler sebebiyle XVIII. Louis'in güvenini ve pozisyonunu kaybetti. Bunun üzerine, X. Charles'ın saltanatını destekleyen gruba geçti. Chateaubriand, Duc de Berry cinayetinden sonra (1820) tekrar saltanatın tarafını tutmaya başladı ve bu olayla ilgili Mémoires sur la vie et la mort du duc isimli bir yazı yazdı. 1821 yılında Prusya elçisi, 1822'de ise Büyük Britanya elçisi olarak görev yaptı. 1822 - 1824 yıllarında ise Fransa'nın Dış İşleri Bakanı'ydı. Verona Kongresi'nde ülkesi adına başarılı olmasına rağmen görevini aşırı kralcı grubun lideri olan Jean-Baptiste de Villèle'e devretmek zorunda kaldı. Aynı günlerde, liberal kanada yakınlaştı. Villèle karşı gazetelerde yazdığı yazılarla basın özgürlüğünün popüler bir savunucusu oldu. Villèle'nin görevden alınmasıyla X. Charles, yazarı Vatikan elçisi olarak atadı (1828). 1829 yılında, Polignac Prensi'nin başbakanlığa yükselmesi sebebiyle görevinden istifa etti. 1830'daki Temmuz Devrimi'nin ardından Orléans Hanedanı'ndan gelen yeni kral Louis-Philippe'e bağlılık yemini etmemesi Chateaubriand'ın politik kariyerinin sonu oldu. Mémoires d'outre-tombe isimli bir kitap yazdı ve bu kitap ölümünün ardından yayınladı. Temmuz Monarşisi ve "burjuva kralı"nı sert şekilde eleştiren yazılar kaleme aldı. Son yıllarında Paris'teki rue du Bac 120 numaralı binada oturdu. Evini sadece Juliette Récamier'i ziyaret etmek için terk etti. Son çalışması Vie de Rancé 1844 yılında yayınlandı. Bu kitap on yedinci yüzyılda tanınmış bir Fransız aristokrat olan Armand Jean le Bouthillier de Rancé'in biyografisiydi. Aristokratın yaşamıyla Chateaubriand'ınki arasında benzerlikler vardı. Yazar, 1848 Devrimleri sırasında Paris'te öldü ve isteği üzerine Saint-Malo yakınlarındaki bir adaya gömüldü. Chateaubriand, Fransız romantizminin babası kabul edilir. Doğayı betimleme ve duyguları anlatma şekli hem Fransa'da hem de Fransa dışında neslinin romantik yazarlarına örnek olmasına sebep oldu. Örneğin, Lord Byron René'den çok etkilenmişti. Genç Victor Hugo ise bir deftere "Chateaubriand Olmak ve Olmamak" isimli bir yazı yazmıştı. Düşmanları dahi yazarın etkisini reddedemedi. Politik sebeplerden ötürü yazardan hoşlanmayan Stendhal bile De l'amour isimli kitabında Chateaubriand'ın psikolojik analizlerini kullandı. Chateaubriand politik ve edebi kariyeri bir arada yürüten ilk Fransızdı ve kendisinden sonra gelen Lamartine, Victor Hugo, André Malraux gibi isimlere örnek oldu. Politik düşünceleri ve eylemleri pek çok çelişkiler içerir. Eserleri 1797 Essai sur les révolutions 1801 Atala 1802 René 1802 Génie du christianisme 1809 Les Martyrs 1811 Itinéraire de Paris à Jérusalem (Paris İstanbul Kudüs Bir Seyyahın Günlüğü) 1814 On Buonaparte and the Bourbons 1820 Mémoires sur la vie et la mort du duc de Berry 1826 Les Natchez 1826 Les Aventures du dernier Abencérage (Sonuncu İbn-i Serac'ın Maceraları) 1827 Voyage en Amérique 1831 Études historiques 1844 La Vie de Rancé 1848 - 50 Mémoires d'Outre-Tombe (Napoleon Mezar Ötesinden Hatıralar)