Arjantin’in küçük bir kasabasındaki evini terk edip önce Buenos Aires’te tek başına ardından evli bir kadın olarak hayat mücadelesi veren Clara’nın hikayesi Aztek Çiçeği. Kadın hikayelerini okumayı seviyorum, özellikle Latin Amerika edebiyatından olursa daha da çok seviyorum (Amado’nun Tarçın Kokulu Kızı en sevdiğim). Bu kitap da bu nedenle ilgimi çekmişti ve beklentimi fazlasıyla karşıladı. Basit gibi görünen bir kurguda ve sade bir dille, kadın erkek ilişkisindeki dinamiklere dair derin analizleri ve her iki cinsle de ilgili başarılı psikolojik tespitleri var yazarın. Kadının, kendi ayakları üzerinde durma mücadelesinin yanında, hem tek başına hem evlilik içinde ayrı ayrı, psikolojik şiddet, toplum baskısı ve cinsiyet rolleriyle imtihanını anlatması çok hoşuma gitti. Beğendim.
Her zaman aynı his içerisinde olmak ve aynı heyecanı yaşamak nasıl bir mutluluktur anlatmam için kelimeler yetersiz kalır.
Kadın hikayeleridir bana aynı heyecanı yaşatan.Farklı bir boyuta geçiyorum onları okurken tabii okudukça onlar sayesinde daha da güçleniyorum.
Yine bir Latin Amerika edebiyatının en özeli en seçkin hikayesi ile geldim.Küçük bir kasaba da yaşayan ve hayatını burda devam ettirmek isteyen bir kızın kaçışı,hayatın içine atılması, karşısına çıkan engelleri,güzellikleri,mutlulukları okuyoruz ve okudukça da hayran kalıyoruz.
Ciddi bir hayat mücadelesi,ordan oraya savruluşlarını, özgürlüklerini, köleliklerini ve sürekli değişkenlik gösteren hayat şartlarının içerisinde ki duruşu,yılmayışı, yıkılmayışı ve boyun eğmeyişi mükemmeldi.
Clara iyi ki tanıdım seni bir güçlü kadını daha haneme yazmış olmaktan mutluluk duyuyorum.
Sizde tanımalısınız.Mutlaka.
Kitap ,tahammül sınırlarımı zorladı. Çünkü Clara karakterinin eril sistemdeki inanılmaz yozlaşmanın baskının ve şiddetin bu kadar farkında olup da hicbir şey yapmaması,boyun eğmesi, edilgen olması inanılır gibi değil. Bu kadarı da haysiyetsizlik gibi.Genc olmak,okumamış olmak, aileden uzak olmak insanı çaresiz bırakabilir ama yaşadıklarından sonra öğrendiklerinin üzerinden geçmemesi ve aynı edilgenlikle devam etmesi şimdiki kadın hareketi bilincine ters çünkü kadınlar artık daha dirençli, bilinçli ve uyanık. Belki de bunun farkındalığı Clara ile empati kurmama engel oluyor.
Clara ,köyden kente gelen ve hayatını vücuduyla kazanan bir kadındır. Ve kim nereye çekerse oraya gitmektedir.Oysa ki onun tek bir isteği var: denizi görmek.
Yayımladığı kitapları ilgiyle takip ettiğim bir yayınevi de Alef Yayınevi.Son zamanlarda okuduğum kitapların birçoğu toplumsal cinsiyeti sorgulayıcı metinler oldu.Luisa Valenzuela da Aztek Çiçeği’nde Clara’nın üzerinden erkek baskısını, erkek egemenliğini Clara’nın kırılganlığına uyumlu, kırılgan, zarif, şiirsel bir dille ele alıyor.Clara’nın en büyük dileği, denize gitmek kadar küçük bir dilek aslında.
Luisa Valenzuela Arjantin edebiyatının önemli temsilcilerinden biri.Aztek Çiçeği ise dilimize kazandırılmış ilk kitabı.
Arjantin’in küçük bir kasabasındaki evini terk edip Buenos Aires’te tek başına yaşam mücadelesi verme çabası ile başlıyor Clara’nın hikayesi…Clara bulunduğu küçük kasabadan kaçarak bir maceraya atılan,maalesef para kazanmak için bedenini kullanan,tek hayali deniz görmek olan ,oldukça pasif ve bulunduğu erkeğin yanında herşeye boyun eğerek oldukça aptalca hareketler sergileyen bir kadın ne yazık ki ..
Bir erkeğe bağlanıp onun dayattığı her şeye boyun eğen ve bundan başka çaresi yokmuş gibi davranan bir kadın Clara..Her seferinde bu erkek bana değer veriyor diyerek onun peşinde sürüklenip heba olmuş bir kadının dramatik hikayesi aslında okuduğum…Okurken yer yer çok sinirlendim bu yüzden Claraya :( Kitabın adının ,Aztek Çiçeği nin ,hikayesi son bölümde anlatılmıştı aslında ,yine Clara ve koşulsuz boyun eğmeleri ile tabiki …sonu biraz havada kalsa da aslında tahmin etmesi zor olmayan bir son olduğu belli,tıpkı Clara gibi bir karaktere sahip tüm kadınlarda olduğu gibi …
Kitabın dili oldukça akıcı ve sadeydi ama dediğim gibi kitabı okurken çok sinir olarak okumak zorunda kaldığım bölümler oldu maalesef:(
Kitabı beğendim ama dediğim gibi yer yer bir sinir buhranı yarattı bende ..
Sizde kadın hikayelerine meraklıysanız ve kadının toplumdaki yeri konusunda farklı görüşleri merak ediyorsanız farklı bir tarz ile bu kitaba şans vermelisiniz…Herkese tavsiye eder,keyifli okumalar dilerim…
Dünyanın diğer ucunda da olsa kadın yine ezilen, kadın yine hor görülen, kadın yine üzülen.
Yani kadın yine kadın.
Clara bulunduğu yerden başka bir şehre taşınan, para kazanmak için ne yazık ki vücudunu kullanan deniz hasreti ile yanıp tutuşan aynı zamanda oldukça pasif ve aptal denebilecek hareketleri olan bir kadın.
Yani bence.
Erkek egemen toplumun ona dayattığı her şeyi kabullenmekten başka çaresi yokmuş gibi davranarak savrulmuş bir şekilde hayatını sürdüren Clara,her seferinde kendisine değer verdiğine inandığı erkeklerin peşinde heba olur. En sonunda Alejandro ile birlikte yaşamaya karar verir, aynı zamanda iş arkadaşı olurlar bir süre sonra.
Aztek çiçeği olarak işe başlayan Clara yani şu sihirbazların başını ve gövdesini ufak bir hile ile ayırdıkları sanılan kadın olarak işe başlar.
Her türlü ilişkisinde olduğu gibi bu iş ilişkisinde de tökezler Clara.
İstedikleri uğruna, hayalleri uğruna istemediklerini yapan bir kadın olarak hayatını idame ettirir. Ve öyle de biter kitap.
Kitabın sonunun ne olduğu açıkça yazılmasa da alenen ortada her şey. Okuyarak görebilirsiniz.
Kitabın diline gelecek olursak gayet başarılı buldum ve akıcı olmasından dolayı çok hızlı okudum
Üslup olarak da beğendiğim bir yazar oldu. Konusunda ise Clara'nın kendi iç konuşmalarını/gözlemlerini ve hayata dair hislerini başarılı bir şekilde okuyucuya geçirdiğini söyleyebilirim. Kadın hikayelerini sevdiğim için bu kitabını da beğendim zira hayatının az ya da çok bir kısmında hüzün olmayan kadın yoktur.
Akıcı bir dille yazılmış, okunması kolay bir kitap. Size Arjantin taşrasında farklı bir kültür sunuyor. Kültür farklı ancak kadına uygulanan psikolojik şiddet aynı... Okunmaya değer.
Merhabalar
Bugün sizlere #Luisavalenzuela kaleminden "Aztek Çiçeği" İle geldim. Kitap birbirinin devamı olan üç bölümden oluşuyor . Arjantin'nin bir kasabasından yaşayan Clara'nın hayatını anlatıyor. Clara geçimini kötü yollarla sağlayan bir kadın. Hayatına birçok erkek giriyor ve yaptiği işten dolayı mı bilinmez hepsi Clara'ya kötü davranıyor onu cinsel bir obje olarak kullanıyor.
Clara'da diğer kadınlar gibi mutlu bir evlilik istiyor birde Denizi görmek en büyük hayali...
En son sevgilisi olan Alejandro'yla ilişkileri ise evlilik ile sonlanıyor ve sirke bir Aztek Çiçeği olarak çalışmaya başlıyor. Alejandro'nun ona kötü davranmalarını, aşalamalarını, yönlendirmelerine boyun eğiyor...
Clara nın bir kadın olarak mutluluğu ve çıkışı tamamen hayatına giren erkeklere bağlaması ve bunun sürekli tekrarlanması benim için can sıkıcıydı. Sade ve akıcı bir dille anlatılan kitapta arka planda kadın-erkek ilişkisi işlenmiş. Latin Amerika Edebiyatı sevenler okumalarını tavsiye ederim.
Çok fazla iyi niyetli kadın karakterimiz Clara taşradan başkente denizi görmek ve yeniden başlamak için gelir. Karakterimizin başına gelmeyen kalmıyor haliyle. Tanıştığı erkekler ve onun üzerindeki emelleri Clara'nın hayatını şekillendiriyor. Küçücük bir hayal, küçücük bir beklenti ve hayatın size sundukları kitabın özü.
#Okudumbitti
#AztekÇiçeği
"Hayat, her şeyin berrak olduğu açık bir alan olmalıdır. Temiz bir su gibi klorsuz ve berrak. "
Küçük bir kasabada yaşayan ve yaşadığı bu kasabada kalmak istemeyen , babası için ise hicbir önem taşımayan Clara nin hikayesini okuyoruz.
Eril yaşamın bütün olumsuzluklarının farkında olup buna rağmen yine de eril gücün egemenliğinde kalıp boyun eğen bir hikaye okumak sinir bozucu .
Yeni bir hayatın ne olduğunu yaşayarak anlamaya çalışan, elini uzatan ilk erkeğin onunla evleneceğini ya da onu mutlu edeceğini düşünen, aslında onu bir hayat kadını olma yolundaki basamakları çıkmasına yardımcı olduklarını zamanla anlayan Clara ...
En büyük hayali denizi görmek. Denizi gördüğünde hayatının çok güzel olacağına inanan , tanıştığı her erkeğe denizin uzaklığını sorup hayallerine belki biraz daha yanaşmıştır umuduyla yaşama tutunmaya çalışan Clara, sirklerde Aztek Çiçeği olduğunda ülke ülke gezecegini duyduğunda umudunun bir gün gerçekleşeceğine inanır.
Umut hep bir sonraki ülkede onun için...
Dili oldukca sade olan Latin Amerika edebiyatı...