Adı:
Baba
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
488
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753901246
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Godfather
Çeviri:
Özoy Süsoy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
E Yayınları
Baskılar:
Baba
The Godfather
Şiddet dolu, katı, kırılan ama bükülmeyen bir gelenek. Gerekirse kanla korunan alternatif bir ahlak. Bir jest olarak ölünen ve öldüren, stilize bir savaş...Hatırlanacak ve unutulacak ne çok şey var...Soluk kesici bir roman...
  • The Godfather filmi en çok sevdiğim filmdir,filmi izledikten uzun süre sonra kitabını da okumak(filmi,kitaptan uyarlanma) benim için mutluluk kaynağı oldu.

    Her şeyden önce şunu belirtmekte fayda duyuyorum;Baba kitabı edebi bir eser değildir,karşımızda bir Dostoyevski-Tolstoy-Proust...yok.Bu yüzden kitabı okumadan önce derin karakter analizleri-büyülü tasvirler-psikolojik betimlemeler -gerçek hayattaki gibi duygusal yönden inişli-çıkışlı karakterler-perspektif-hümanist ve evrensel bir tema- kitaplarda geçen dönemin sosyal ve siyasal yapısına geniş bir bakış ....gibi dünya klasiklerine özgü olan artıların bu kitapta olamayacağını biliyordum.Sonuçta popüler ve çok satanlar kitaplar ayrı değerlendirilmeli,dünya klasikleri ise bambaşka bir bakış açısıyla yorumlanmalı.Yoksa dünya üzerinde edebiyat romanlarına kafa tutacak başka tür romanlar yok bana göre !

    Baba,kitabında Sicilya'dan Amerika'ya yerleşmiş ve orada kendine ait güçlü bir imparatorluk kurmuş mafya dünyasını anlatmaktadır,ama bu güçler kendilerine 'mafya' kelimesi yerine 'aile ' kelimesini tercih etmektedir.Çetelerden başlayıp şirketleşene kadar bu güçlerin eylemlerine şahit oluyoruz.Mafya savaşlarının aslında tüm amacının 'iş ' için olduğu yani sahip olduğu güçleri kaybetmemek ve yeni alanlar kazanmak,rakiplerini alt etmek...gibi amaçlarının aslında günümüz kapitalist dünyasındaki ticari savaşlar gibi yürütüldüğü,adeta rakipleri ile mücadele ederken bir SATRANÇ OYUNU OYNUYORMUŞ gibi stratejik hamleler yapıldığını öğreniyoruz.

    Mafya nedir ? Mafya neden kuruldu ? Kime tepki için ya da hangi koşullar yüzünden ? Devletler ile mafyalar arasındaki karanlık bağlantılar neler ? İnsanlar neden adaleti sağlaması için mafyaya gider ve sıradan halk adalet için neden mafyaya muhtaç halde bırakılır ?.....bir sürü soru sorabiliriz,bazı sorularının cevabını da kitap bize veriyor zaten.

    Çeteden,mafyaya dönüşme ve sonra da holding düzeyinde şirketleşme....İşte sokak savaşlarından koskoca bir şirket olma...Bütün bunlar neden kapitalizmin anavatanı Amerika'da yoğun şekilde yaşanıyor ? Kitap maalesef bu soruları sorma cesaretini göstermedi,bu konuda kendi fikrimi söyleyeyim:Sistemi yöneten bir avuç insan sadece kendi kontrol edebileceği silahlı güçler,finansal güçler,siyasi ve sosyal güçler meydana getirirBunlardaki hiyerarşi,piramit gibi basamak basamaktır.Alt tabadaki kaos ve çatışma üst tabakaya muazzam bir güç sağlar bu tepedeki güçler için kapitalist sistem onların para içinde yüzdüğü,yeni mafyalar türeten en ideal ortamdır.Yani,sistem kendi menfaati ( öncelik zenginlerin çıkarı ) için mafya gibi örgütleri besler,büyütür,gerekirse dağıtır,ya da o mafya o kadar yükselir ki piramitin tepesindeki nadir birkaç aileden biri olur belki de ! Ama ne de olsa bu düzen ;zenginlerin dünyasına hizmet eden,zenginlere göre asla bozulmaması gereken bir düzendir.

    Kitap yine de bazı sorulara cevap veriyor,insanlar dertlerini çözülmesi ve adaletin sağlaması için mafya babalarına başvuruyor,bu babalar,mahkemelerin sağlamadığı adaleti sağlıyorlar,gerektiğinde bu güçler Oscar ödüllleri ve oyuncu seçimlerine etki ediyor,Savcılarla işbirliği yapıp suçluları suçsuz yapıyor....Kısaca adalet sistemi,holywood sektörü eleştirisi,devlet-mafya-polis-savcı işbirliğine eleştiri...Hem filminde hem kitabında birçok alt metinler,göndermeler...Kitapta her şey var,sosyal-ekonomik ve siyasal eleştiriler,ama yukarıda yazdığım paragrafta açıkladığım gibi sistemin mafya üretmesi sonucu çıkarını yani büyük oyuna değinmemiş yazar.Bunu da normal karşılıyorum çünkü yazar ,büyük pencereyi okura göstermek isteseydi inan ki ne kitabı basılırdı ne de filmi çekilirdi !

    Kitabı okumadan önce düşününün biraz:Devletler neden sadece kendilerinin kontrol edebileceği örgütler ister ? Neden bu örgütleri güçlendirmek ister ? Mafya hangi koşullarda oluşur ve büyür ? Mafyanın büyümesini destekleyen perde arkasındaki güçlerin mafya oluşumlarından çıkarı ne ? Sistem neden mafya'ya ihtiyaç duyar ki ? Mafya zaman içinde güçlendikçe neden sistem içindeki önemli bir çark haline gelir ? Herkes bu soruları sorsun kendi kendine ve kendi cevaplarını bulsun.Büyük oyunu görsün,gözler açıldıkça karşımıza dünyadaki sistemin BİG BROTHER benzeri olduğu,aslında yaşadığımız dünyayı şu an için medya yolu ile saklansa da 1984 adlı kitaptaki gibi bir hiyeraşik sistem olduğunu her düşünen vatandaş fark eder ! Ama hiçbir güç halkın bir araya gelmesiyle yıkılmaz değildir ! Kitap yorumlamamı şu anlamlı 2 alıntı ile bitirmek istiyorum:

    ''Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız.Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa,onun yıkılmaz,devrilmez bir şey olduğunu sanmayın.En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.'' SIRÇA KÖŞK adlı kitabın aynı adı taşıyan masalından sayfa 141-Sabahattin ALİ

    ''Bu dünya da çobansız da,köpeksiz de yaşanabilirmiş.Ama bunu anlamak için her defasında bu kadar kanlı kurbanlar verecek olursak pek çabuk neslimiz kurur.Bari siz gözünüzü açın da,ilerde başınıza yeni itler,hele kendilerini kurt sanan palavracı itler musallat olursa,sürüyü canavarlara paralatmadan onları defetmeye bakın ! '' SIRÇA KÖŞK adlı kitabın KOYUN MASALI adlı bölümünden sayfa 135-Sabahattin ALİ
  • Size okumakta reddedemeyeceğiniz bir inceleme yazacağım. :) Neyse bu kült haline gelmiş filmin; mükemmel bir repliğiyle incelemeye başlamak çok güzel oldu. Çünkü incelemeye başlarken nasıl başlayacağım bilemiyorum. Öncelikle kendi ön yargımı kırdığım için çok mutluyum. Bir filmi izledikten sonra onun kitabını okumakta çok zorluk çekiyordum. Ama bu romanı okuyunca anladım ki filmini izlesen de o replikler ve anlatılmamış detaylar çok daha fazla bir roman ediyor.

    Hemen alttan müziği de verelim. :) Okurken açarsanız çok sevinirim...
    André Rieu - The Godfather Main Title Theme (Live in Italy) : https://www.youtube.com/watch?v=qSxxQcVd2MU

    Baba’yı sanırım izlemeyen yada duymayan yoktur diye düşünüyorum. En iyi filmler listesinde ilk 5 de, Oscar ödüllü eserin metnini okudum dostlarım. Roman tamamen filmle öylesine uygun ki anlatamam ya. Bir yandan saniye saniye filmi izliyorum; diğer yandan da romanı okuyorum. Tabi önce okuyorum… Elinizden bırakamayacağınız kadar sürükleyici ve heyecanlı. Böylesine güzel kurguyu düşünüp yazdığı için Mario Puzo’ya; bu romanı böylesine güzel uyarladığı için de Francis Ford Coppola’ ya teşekkürler ve minnetler sunuyorum.

    Kitabı öylesine eski bir baskıdan okudum ki saklamayı düşünüyorum. 1976 basım bir eser. Kitap farklı farklı bölümlerden ve kendi içinde de kitaplar olarak yedi kitaptan oluşuyor. Filme uyarlanan bölüm ilk iki film. Üçüncü filme dair bir konu yok.
    Konu demişken konuya geçelim artık. Bir babamız var Don Carloone. Onun yaşamını anlatıyor eser. Nasıl büyüyüp neler yaptığını. Nerede doğup yaşamına nasıl devam ettiğini anlatıyor. Doğumunda başlayan cinayetler ölümüne kadar devam ediyor. Büyük bir İtalyan hikâyesi. Sicilya bölgesinin tasviri. Gayet de gerçek bir kurgu bence. Cinayetler ve faili meçhuller bölge olan Sicilya’dan kurtulan Don’un Amerika’ya yerleşmesi, orada gerçek karakterini ortaya kurarak bir küçük aile oluşturması. Zengin ve karaktersizden alıp doğruya ve haklıya vermesi bir nevi Robin Hood’luk yaparak bir mafya babası olmasını konu alıyor. Öylesine güzel bir büyüme ki bunu okumanızı ve izlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. Baba’nın dâhiyane kurgularıyla, planlarıyla işleyen bir düzen. Sonrasında aile büyüyor ve siyasete de etki ediyor. Aslında geçmişimize bakarsak kesinlikle ülkemizde de bu tür şeyler vardı. Şimdi de var mı? Bilemiyorum…

    Baba’nın uyuşturucuya karşı durması sonucunda mafyalar arası bir savaş başlıyor ve ikinci bölümde bu savaşın sonunda yaralanan Don’un yerine oğlu Michael Carlone’nin yani Al Pacino’nun geçmesiyle büyük bir savaş başlıyor. Mükemmel ötesi konular, gayet güzel duygular barındıran bir eser. Tabi bunu derken muhteşem bir edebiyat beklemeyin ama öylesine güzel kurguyla anlatılan günümüz konuları var ki… O zamanın kurgusuna ve düşünce yapısına göre gayet muhteşem, mükemmel, dâhiyane olarak da sıfatlar da sıralayabilirim. Siyasileri satın alma, polise rüşvet, kumarhanelerin işlemesi, uyuşturucu satılması… vb. tüm suçların devletin kötü yönetimle ilgili her şeyi barındırıyor. Mafyanın ne olduğu, nasıl olması gerektiğini, devletin göz yummasını, insanların devletten bulamadığını gelip babadan istemesi bile başlı başına bir hukuksuzluk göstergesi… Hollywood sektörünün iğrençliğini de bize bir bakıma anlatıyor. Nasıl Oscar alındığını ? Hangi filmde kimlerin oynamasının istendiğini? Bunun devlet eliyle nasıl olacağını anlatıyor. Sanatçıların nasıl bir destekle ya da hileyle sanatçı olup, filmlerde oynamasının baskısı bu romanda mevcut. İşçi sendikalarına devamlı atıfta bulunulması bir mesaj gibi geldi. Kurtlar Vadisi’nin bazı yerleri aklıma geldi. Çünkü orada da devlet eliyle yönetilen mafyaların yaptığı düzen işlediği çark gayet kitapla uyumlu.

    Ana temaya gelirsek devletin bu sitemi neden ve nasıl kullandığı ? Kendisinin yetmediği, yapmak isteyip de elinin varmadığı, kendisinden olup da güçlendirdikten sonra eliyle piyon yaptığı ve onları sonrasında yargılamaktan bile korktuğu bir düzeni açıklamak istemiş. Devletten pek söz edilmiyor ama mafyaların bir çark olduğu dönemi öylesine güzel aktarmış ve ABD’nin nasıl bir düzen sonrasında kendine geldiğini anlatmış çok şahane bir kitap.

    Kesinlikle tavsiye ederim. Su gibi gidiyor inanın. İyi okumalar diliyorum…
  • Baba.
    Başlı başına bir sinema şaheseri. Kimileri eleştirse de oyunculuk ve kurgu bakımında müthiş bir başyapıt. Senaryosunda bulunan altın replikler, çoğumuzun hafızasındaki yerini ilk günkü gibi korur.
    Gelelim kitabına.
    Kitabın girişinde Balzac'ın "Her büyük servetin arkasında bir suç gizlidir" yazar. Sanırım kitabın tüm özeti burada saklı.
    Ben bu kitabı ortaokul birde iken- tahminen 2002- yılında ilçe halk kütüphanesinden almıştım. Zaten filmini daha önceden izlediğim için bu kitap benim için cevher niteliği taşıyordu. Kış günleri annem babam ben aynı odada kalırdık. Ben kitabı çok merak ediyordum. Akşam altıda okuldan gelince ödevdi falan derken, okumak için geriye sadece gece saatleri kalıyordu. Ben de el feneri ile bu kitabı yatağımda, yorganın atında 2 gecede bitirmiştim. Bugün bu yazıyı yazıyorum çünkü o günkü duygular taptaze.
    Kitapta, filimde olmayan pek çok ayrıntı var. Farklı olaylar ve sözler.
    Hep yinelerim, Puzo'yu dünya edebiyat sahnesinde, ön sıralara koyamayız. Çünkü Puzo, hayatında yaşadıklarını yazar kurmaca yaparken. Güzel bir anlatıcı ve hikayecidir. Gelgelelim edebi yönden veya düşünsel olarak klasikler ile kıyaslayamayız. Modern klasikler ile de değerlendiremeyiz. Puzo başlıbaşına bir türdür bence. Onun kitaplarında, Amerika'ya göçen İtalyanların yaşadıkları, kayıpları,acıları vardır. Bunları da müthiş yansıtır. Bu kitapta Don Corleone'nin Sonny'nin Michael'in Key'in ve diğer karakterlerin betimlenmesi gayet yerindedir. Karakterleri oluştururken sanki kendi çevresinden kaynak almıştır.( Bence mutlak böyle yaptı).
    Kendisi de İtalyan göçmen bir ailenin çocuğu olduğu içindir muhtemelen, karakterlerin duygusunu güzel anlatmıştır.
    Genel kanı "mafya, silah,suç" anlattığı için Puzo çoğu kesim tarafından sevilmez. Ama ben çocukluğumdan beri severim. Hatta ondan esinlenip kendi suç öykümü yazmıştım o yaşlarda.
    Sonuç olarak, bu kitap okunabilir. Polis, suç, mafya ve devlet ilişkileri örgüsünü seven dostlar okuyabilir. Zaten çoğu kişi filmi de izlemiştir.
    Okurken sürüklenip gidebilirsiniz. O yüzden kısa sürede bitebilecek bir kitap.
    Herkese şimdiden keyifli okumalar dilerim.
  • Yıllar önce okumuştum. Mafya mensubu bir İtalyan ailenin hikayesi. Aile içindeki kadınların ilişkileri ve kahve eşliğinde yenen tereyağlı ekmekler aklımda kalmış. O günün şartlarındaki mafya hakkında bilgiler de içeren güzel bir kitap.
  • Filmini izlediğimi öncelikle belirtmeliyim. Roman uyarlaması filmleri izledikten sonra kitabını okumuyorum çünkü heyecanı kalmıyor. Ancak Baba üçlemesini çok beğendiğim için kitabını da okumak istedim. Kitaptan da filmi kadar zevk aldım. Tabiki kitap daha detaylı ve filmde olmayan birçok şey var. Zamanının zaten ünlü bir romanıydı kendisi.
  • Kitabını okuduktan sonra filmini izlemeyi sevmediğim gibi, filmini izledikten sonra da kitabını okumak pek hoş değilmiş. Çok severek izlediğim bir filmdi ve çok severek okuduğum bir kitap. Ama nedense karakterlerin fiziksel özellikleri zaten belli olduğu için kitapta onları kafamda farklı bir fiziki özelliğe büründüremedim ve sanki bu biraz okur özgürlüğümü kısıtladı. Bu da beni rahatsız etti. Ama genel anlamda gerçekten çok güzel kurgulanmış ve sürükleyici bir dille aktarılmış bir kitap.
  • Kitabı elimden düşürmeden okudum desem yeridir. Muhteşem seviyede kaliteli yazılmış bir şaheser. Kitaptan sonra filmi izlediğimde filmden daha fazla beklentim olmuştu.
  • Kan davası yüzünden babası öldürülen Vito Corleone çocuk yaşta İtalya'yı terk edip kaçmak zorunda kalır ve New York'ta kendine yeni bir hayat kurar. Zekası, cesareti, soğukkanlılığı ve sosyal ilişkilerindeki başarısıyla "Don" sıfatını alması uzun sürmez. Güçlü bir kale gibi, kendine sağlam bir aile kurar. En yakınından darbe alınca kalesi sarsılmaya ve güç kaybetmeye başlar. En küçük ve aileye karşı en ilgisiz oğlu beklenmedik şekilde babasının yerini alır.

    The Godfather serisi her zaman film listelerinin başında yer alırken, kitabına hiç ilgi duyulmaması şaşırtıcı. Ben de öncelikle filmlerini izleyip beğendiğim için kitabına yöneldim. Ne zaman bir filmden etkilenip kitabına yönelsem aynı hisleri vereceğinden kuşku duyarım. Özellikle Jane Austen kitaplarının ve filmlerinin verdiği duygular arasında büyük ölçüde fark olduğunu düşünüyorum. Ama Mario Puzo için aynısını söylemeyeceğim. Bir bulmacanın parçalarıymış gibi, kitabı okudukça her şey yerini bulmaya ve hikaye aynı akıcılığıyla devam etmeye başladı. Karmaşık kurgusuna, kalabalık karakterlerine rağmen bir an bile bunaltmayan, akıl karıştırmayan, eski sayfalara dönüp bakma ihtiyacı vermeyen akıcı bir dili var. Filmlerdeki replikleri unutmamış olmam ve kitapta da birebir aynı cümlelerle karşılaşmam güzeldi. Hala kitabın etkisindeyim ve seriyi yeniden izlemek istiyorum. :)

    Çok küçük ayrıntılar dışında, beyaz perdede çoğunlukla kitaba bağlı kalınmış. Bunun sebebi de film çekimlerine yazarın da eşlik etmiş olması. Eleştireceğim tek nokta, 542 sayfalık romanda, Michael'in Don olması için 500 sayfa okumam gerekmesi. Onu Don olmaya hazırlayan zemin çok ayrıntılı anlatılırken, sonraki hayatı hızlıca ve gayet sorunsuzca aktarılmış. Ama filmde Michael hemen koltuğa kuruluyor ve üç film boyunca içeri ve dışarıdaki düşmanlarıyla savaşıyor. Muhteşem bir "Baba" iken, son zamanlarını yalnız yaşıyor ve ihtişamlı hayatına son yaprağını döken bir ağaç gibi veda ediyor. Kitap ise tam tersine, mutlu bir aile resmi çiziyor.

    Don Corleone'u tanıyan herkes bu cümleyi iyi bilir: "Ona reddemeyeceği bir teklif yapacağım." Baba hikayesinin bize vermek istediği mesaj bu cümlede kendini gösteriyor. Herkesin bir zaafı vardır ve karşındakinin zaaflarını bilirsen, ona her şeyi yapar ve yaptırabilirsin. Bu bir avantajken, dezavantaja da dönüşebilir ve en yakınlarınızın bıçağını sırtınızda bulabilirsiniz. Bu yüzden etrafınızdaki insanları dikkatlice seçmeniz gerekir ve herkese kendinizi olduğunuz gibi tanıtmanız tehlikelidir. Her ne kadar bir gangster romanı olsa da, bu mesaj bir mafya için değil, hepimiz için geçerli. Yaşadığımız dünyada herkes kendi çıkarını gözetiyor ve içimizi dökmeye çekinmediğimiz insanlar bizi hep zaaflarımızdan vuruyor.

    İtalyanlar yemekleri, büyüklere olan saygıları, aile bağları ve ahlak kurallarıyla Türk kültürüne ve hatta İslamiyete çok yakınlar. Bir Mafya romanında, "bir gangsterin ahlaki kuralları"na saygı duyulurken, dünyada aynı şekilde yaşayan Müslümanların "gerici, bağnaz" diye etiketlenmesi saygı kelimesinin üzerinde biraz düşünmeyi gerektiriyor.

    Bendeki kitap E Yayınları'na ait. Sanırım başka baskısı da yok. Çevirisinde hatalar ve sıklıkla devrik cümleler var ama bu çok da sorun olmuyor. Filmi gibi kitabı da favorilerim arasında yer aldı. Kitap kalınlığı göz korkutuyor olabilir ama keyifle okuyacağınıza eminim.
  • Kitap mafya tarzı roman açısından oldukça güzel, yazar iyi bir hikaye ve karakter örgüsüne sahip olsa da olaylar ve sunuş açısından aynı güçte değildi ne yazık ki. En azından ben istediğimi bulamadım. Şöyle ki kitap mafya hayatını, o zamanın şartlarını ve güçlü karakterleri bir araya getirerek ortaya çok güzel bir ham madde koymuş yalnız iyi işleyememiş, biraz eksikleri vardı. Mafyanın tarihini okuyabiliyor, güçlü karakterler okuyorsunuz ama olayların sunuşu biraz zayıf kalıyor bunların yanında. Ve kitap bana biraz kısa gibi geldi, yazar uzatsa kitap çok rahat kaldırırdı gibi, bittiğinde biraz daha olmalıydı dedim.

    Okunuşu oldukça rahattı, Don Corleone yani Baba çok güçlü ve okuması çok zevkli bir karakter, insanı kendine hayran bırakabilecek türde bir karakter. Mafya babası olmasa favori karakterlerimden biri olurdu kesin.

    http://yorumatolyesi.blogspot.com/2017/02/baba.html
  • Kitap, filmi kadar kült değildir. Film kadar ağır ilerlemez. Ebedi yönü düşüktür. Dünya klasikleri kabilinden sayılamaz fakat İtalyan aile tarzını, geleneklerini her yönüyle gösterir. Michael Corleone özelinde derin karakter incelemeleri yapar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Baba
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
488
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753901246
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Godfather
Çeviri:
Özoy Süsoy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
E Yayınları
Baskılar:
Baba
The Godfather
Şiddet dolu, katı, kırılan ama bükülmeyen bir gelenek. Gerekirse kanla korunan alternatif bir ahlak. Bir jest olarak ölünen ve öldüren, stilize bir savaş...Hatırlanacak ve unutulacak ne çok şey var...Soluk kesici bir roman...

Kitabı okuyanlar 409 okur

  • Vusal Fahradov
  • Fatma Kuzu
  • Abidin Kılınç
  • Tunahan Vergili
  • Güldane Boyacıoğlu
  • Ömer Ataç
  • Nasretmedin Hoca
  • 1okur
  • çalıkuşu
  • mehmet

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.6
14-17 Yaş
%3.9
18-24 Yaş
%23.9
25-34 Yaş
%27.1
35-44 Yaş
%29.7
45-54 Yaş
%8.4
55-64 Yaş
%2.6
65+ Yaş
%1.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%34.6
Erkek
%65.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.3 (73)
9
%35.4 (64)
8
%18.2 (33)
7
%5 (9)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0.6 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları