Puan

7.810 üzerinden
86 kişi
Kazanan Kim?
7/10
·64 syf.··
2023 117. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2023 08:50
Her savaş sonunda kazanmak şart mı? Ne olunca kazanıyoruz? Hayatta kalınca mı? Aile içindeki iktidar mücadelesini ele alan bir tiyatro eseridir. Kadının şeytanca aklı ile çocuğun babası olmadığı kuşkusunu aşılayıp en sonunda adamı delirtmesi ile galip geldiğini sanan bir mağduriyeti anlatıyor aslında.. Yazar 1885 senesinde bu tiyatroyu yazarken dönemin kadın-erkek ilişkilerinden de bize bilgi veriyor. Türk dizilerine taş çıkaramasa da entrika konusunda yine de o dönem için çok başarılı geldi bana. :)) Ben tiyatro eserlerini okumayı çok sevdiğim için güzel bir okumaydı. Akıcı, kısa ve ilgi çekici bir konu eşliğinde güzel bir yazara temas ettim..
Tiyatro
BabaAugust Strindberg · Varlık Yayınları · 1972271 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2023 80. kitabı
Bu bir tiyatro oyunu... Öncelikle tiyatroyu sevdiğimi söylemek istiyorum. Ben sanat aşığı biriyim. Her türlü sanattan alıkoyamıyorum kendimi... Zaten August Strindberg de tiyatro öncülerimizden biri. Aile kavramı üzerinde duran bir tiyatro oyunu bu. Kendi yaşamından alınmış bir evlilik kurumu içinde gelişen ve ölüm kalım savaşına dönüşüp trajik sonla biten bir öyküyü ele almış yazarımız.
BabaAugust Strindberg · Mitos Boyut Yayınları · 2012271 okunma
Reklam
Puan vermedi·64 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Kadın özgürlüğü vurgusu yapan İbsen oyunlarına karşıt olarak; kadın erkek ilişkilerini, aradaki güç mücadelesini ele alır. Süvari yüzbaşı Adolf ve eşi Laura arasında kızları Bertha'nın yetiştirilmesi konusunda kimin etkin ve söz sahibi olacağı tartışması çevresinde; kadın, erkeği ruhen yıkan bir güç olarak tasvir edilir.
BabaAugust Strindberg · Mitos Boyut Yayınları · 2012271 okunma
Strindberg’in Baba’sı
9/10
·64 syf.··
2026 19. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 22:21
Baba, akıcı ve zihni yormayan diliyle okuru hemen içine çeken klasik olarak üç perdeden oluşan kısa bir tiyatro metni. Az sayıda karakter, onları akılda kalıcı ve etkileyici kılıyor. Olay örgüsü, bir aile içinde geçen güç mücadelesini ve çatışmayı merkezine alıyor: bir baba, çocuğunun ve kendi onurunun kontrolünü kaybetme tehdidiyle yüzleşirken; anne, kendi stratejisi ve güç arayışıyla bu çatışmayı derinleştiriyor. İlk perde; okuyucuya kısaca mekanı, karakterleri ve anne - baba arasında yaşanacak olan çatışmanın temelini kurar. II. perde; çatışma derinleşir; manipülasyonlar, psikolojik baskılar ve aile içi çekişmeler doruğa çıkar. Son perde ise; sonuç ve çözülme; karakterlerin yıkımı, teslimiyeti ve trajik sonuçlar görünür hale gelir. Karakterlerin düşünce ve duygularına yapılan nüfuz, okura sadece bir hikâye sunmakla kalmaz; insan ruhunun kırılganlığı, teslimiyet, feda ve karşılıklı yıkım gibi evrensel temalara dair güçlü bir pencere açar. Aile içi çekişme; psikolojik yoğunluk ve duygusal derinlikle okura aktarılır. Metin, sona doğru okuru düşünmeye davet eder. Baba, onur ve otorite arasındaki ikilemi yaşarken; anne ise strateji ve güç mücadelesiyle hareket eder. Bu durum, okuyucuyu çatışmanın temelinde kim haklı, kim haksız sorusunu sorgulamaya yönlendirir. Uygulama aracılığıyla dinlediğim bu kısa tiyatro metnini bir kez de okumak istedim. Özellikle babanın davasını—bazı genellemelerine katılmasam da—biraz daha haklı ve geçerli buldum. Hem düşündüren hem de karakterlerin iç dünyasında kısa bir yolculuğa çıkaran bu kısa tiyatro metnini tavsiye ederim.
Tiyatro
BabaAugust Strindberg · İz Yayıncalık · 2004271 okunma
7/10
·70 syf.··
2024 150. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2024 18:24
Senaryosu DNA testleri öncesi dönemde yazılmış bir tiyatro oyunu. Bir erkek kaç çoçuğu olduğunu asla bilemez diye bir espri daha doğrusu bir paranoya var. Yakınlarda okuduğum Soren Kierkegaard 'ın Meseller kitabında da benzer bir hikaye vardı. Sadece geçmişte başından bir iki gönül macerası geçtiği için belki de bilmediği bir çoçuğu olmuştur gibi saçma bir olasılığa takılan ve delirerek gördüğü her çoçuğa kendi çocuğuymuş gibi davranan bir adamın hikayesiydi. Kierkegaard Danimarka'lıydı, bu yazar ise İsveç'li; belki de bu bölgesel bir paranoyadır. Bizimkiler (müslümanlar) bu meseleyi haremlik - selamlık, mahrem - namahrem gibi sınırlar çizerek halletmeye çalışmışlar. Bu sefer de cariye sorunu baş gösteriyor ama kitapta hizmetli sorunu var. Hem kitaptaki hem bizdeki çözüm şu; babalıkla itham edilen adamın iradesi esas alınıyor; çoçuğu kabul ederse sorumluluğu da üstleniyor, etmezse, benden değildir derse kadının hiç bir hakkı olmuyor, çoçuğu da yetimhaneye yerleştiriyorlar. Bu hikayede ise böyle bir dünyada bir kadın, çocuklarının babası ve ailenin reisi olan baba figüründen yani kocasından kurtulmak için korkunç bir entrika çevirir; önce çevresindeki insanlara adamın deli olduğunu ikna eder daha sonra da adamın kendisini delirtir. Bunu da çoçukların babasının kendisi olmadığına dair imalar yaparak becerir. Tabi bu kadının kendi çoçuğu hakkında hiç bir tasavvurda bulunmasına izin vermeyen baba'dan intikam alması diye de okunabilir ama ben okuyamam çünkü bir erkeğim. Öyle. Bu da kadının kocasına son sözü; #256340884 Ve bu da Koca'nın #256339299
BabaAugust Strindberg · İz Yayıncalık · 2004271 okunma
Reklam
Reklam