Adı:
Bir İnsan
Sayfa sayısı:
564
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkadaş Yayınları
Baskılar:
Bir İnsan
Bir İnsan
Asla pes etme… Ne sorguda, ne işkencede, ne hapiste, ne de duruşmalarda…

Asla pes etme ve asla geri adım atma…



Bir insan… Alekos Panagulis…

Diktatör Giorgio Papadopulos’a suikast girişiminde bulunarak 1968 yılında Yunanistan’da idam cezasına çarptırılan ve beş yıl boyunca en ağır işkencelere maruz kalarak hapis yatan, sonra da özgürlüğüne kavuşup 1974 yılında parlamentoya seçilen Alekos Panagulis…



Bir İnsan, Oriana Fallaci ile tutkulu bir aşk yaşayan Panagulis’in ve demokrasi âşığı bu insanın yaşadığı en çalkantılı dönemin hikâyesini anlatıyor.



Siz, yürüyen mezarlar

Hayata hakaret eden yaşayanlar

Kendi düşüncelerinizin katilisiniz

İnsan kılığına girmiş hayaletlersiniz.

Siz ki canavarları kıskanırsınız

Yaratılanları gücendirirsiniz

Cehalette sığınak ararsınız

Korkunun sizi yönetmesine izin verirsiniz.

Siz ki geçmişi unutur

Şimdiyi puslu gözlerle görür

Gelecekle ilgilenmezsiniz

Sadece ölmek için nefes alırsınız.

Siz ki sadece alkış tutmaya yarar elleriniz

Yarın da alkış tutacaksınız

Her zamankinden daha büyük şevkle

Aynı dün ve bugün yaptığınız gibi.

O hâlde şunu bilmelisiniz

Siz ki her diktatörlüğün canlı bahanesisiniz.

Diktatörlüklerden nefret ettiğim kadar

Sizden de bıktım.

Ve lanet olası arabalarınızdan.
455 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Unutulanları hatırlatması açısından çok iyi oldu. Uzundur, rahat yaşadığımızdan geçmişte gerçekleşenler hiç olmamış gibi değerlendiriyoruz dünyayı. Oysa Fallaci'nin, Yunanistan'da olanları anlattığı kitabını okurken çok benzer şeylerin Türkiye'de de olduğunu unutmamak gerek.

Alekos Panagulis'in yalnızlığı; görkemli, acınası ve korkunç... Alekos'u sevdim. Onun "insan" olma durumunu sevdim.
640 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bir insanın hayatında neler olabilir ki?Uğruna yılmadan mücadele ettiği bir dava mı, tutkulu bir aşk mı, öldükten sonra cenazesinin peşinden gelen milyonlar mı? .
.
Aleksandros (Alekos) Panogoulis,1968 yılında, 1 yıl önce askeri darbe ile başa geçen generale suikast girişiminde bulunur.Yakalanır. Ardından, bitmeyen işkenceler görür, psikolojik ve fiziki işkenceler hapishanelerde de devam eder.Hiçbir zaman pes etmez, mücadelesinden vazgeçmez.

Oriana Fallaci, dönemin tüm mücadele adamlarıyla yaptığı gibi Alekos ile röportaj yapmak için Atina'ya gelir. İlk karşılamalarında, Alekos ile Oriana arasında tutkulu bir aşk başlar ve Alekos'un ölümüne kadar bu birliktelik sürer.
.
Bu büyük ve tutkulu aşkın sonucu olarak da beraber geçirdikleri yıllar, "tek başına savaşım veren, herkes tarafından hor görülüp, nefret edilen, kimse tarafından anlaşılmayan" "Bir İnsan" efsanesi olarak karşımıza çıkar.Her ne kadar gerçek bir kişinin hayatından belirli bir zaman diliminin aktarılması gibi algılansa da, Fallaci'nin kalemiyle bu eser klasik bir biyografiden sıyrılıp etkili bir romana dönüşüyor. Alekos'un yaşadıkları, hırsları, isyanları, yenilgileri, değişen ruh halleri, onun yanıbaşında olmanın verdiği avantajla Fallaci tarafından mükemmel aktarılıyor. Ayrıca, yaşananlar, olaylar, toplum davranışları ile ilgili harika tespitler var. Hele bir de coğrafyalar yakın olunca, o tespitler hiç de yabancı gelmiyor bize.
640 syf.
·10 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap gerçekten de unuttuğumuz bazı gerçekleri bize hatırlatan, sadece burada değil dünyanın pek çok yerinde işlemiş/işleyen düzeni açık seçik görmemizi sağlayan bir kitap. Gerçek bir hayat hikayesi.

Kitabın yazarı Oriana Fallaci, cesur bir gazeteci ve yazar. Panagulis'ten önce de farklı ülkelerden pek çok siyasi tutuklu ile görüşüyor. Sonunda da yolu, Papadopulos'a başarısız suikast girişiminden hapis yatıp işkence gördükten sonra yeni çıkmış Alexandros Panagulis ile kesişiyor. Fallaci hem gazeteci, hem sevgili hem de Panagulis'in ardından onun hayat hikayesini anlatacak olan kişi* oluyor.

Siyasi ortam, soğuk savaş döneminde manipülasyona maruz kalmış ülkelerde yaşayan insanlara göre "sıradan" hatta "klişe" olsa da Panagulis'in hayatı gerçekten sıra dışı. İnandığı şey uğruna her şeyi göze alabilecek biri olarak çıkıyor karşımıza fakat hapiste geçirdiği yıllar maddi/manevi kapanmayan yaralar açıyor onda ve fazlasıyla hüzün veren bir hikaye olup çıkıyor hikayesi.

Bunun yanında Oriana Fallaci'nin anlatımı gayet sürükleyici. Panagulis tüm çektiklerine rağmen işkencecileriyle alay edebilen biri olarak anlatılmış ve temelde hüzünlü olsa da yer yer gülümseten ve merak uyandıran bir hikayeye dönüşmüş hikayesi.

Bu arada kitap açıklamasında Panagulis için demokrasi aşığı denmiş, bu tanıma tam olarak katılamadığımı belirtmek istiyorum. Panagulis'i sadece bu kitap ile tanıdığım için çok net konuşamam fakat kitaba dayanarak onu ezeli bir muhalif ve hatta bir devrimci olarak tanımlamak geliyor içimden. Bulunduğu her ortamda yanlışları görüp söyleyen ve belli bir kalıba girmek istemeyen biri. Birilerinin lütfuyla hapisten çıkmayı da, egemenlerin değişmediği, kuklacıların da kuklaların da yerinde kaldığı bir ortamda meclise girmeyi de aslında istememiş biri. Düzeni değiştirecek şeyler yapmayı hayal etmiş ve kendi rahatını hiç düşünmemiş biri. Doğrularıyla ve yanlışlarıyla "bir insan" sıfatını gerçekten hak ediyor bence.

* Bu anlatıcı rolüyle ilgili hem bu kitap için hem de Moby Dick için sürpriz bozan (spoiler) sayılabilecek bir metafor çok hoşuma gitti: Panagulis kendisini Moby Dick'i kovalayan Kaptan Ahab olarak tanımlıyor ve bir gün hikayesi bitmeden öleceğini biliyor. Oriana Fallaci'den kendi İsmail'i olup hikayesini anlatmasını istiyor. Tam da istediği gibi oluyor.
"Siz, yürüyen mezarlar
hayata hakaret eden yaşayanlar
kendi düşüncelerinizin katilisiniz
insan kılığına girmiş hayaletlersiniz.

Siz ki canavarları kıskanırsınız
yaratılanları gücendirirsiniz
cehalette sığınak ararsınız
korkunun sizi yönetmesine izin verirsiniz.

Siz ki geçmişi unutur
şimdiyi puslu gözlerle görür
gelecekle ilgilenmezsiniz
sadece ölmek için nefes alırsınız.

Siz ki sadece alkış tutmaya yarar elleriniz
yarın da alkış tutacaksınız
her zamankinden daha büyük şevkle
aynı dün ve bugün yaptığınız gibi.

O hâlde şunu bilmelisiniz
siz ki her diktatörlüğün canlı bahanesisiniz.
Diktatörlüklerden nefret ettiğim kadar
sizden de bıktım.
Ve lanet olası arabalarınızdan."
Oriana Fallaci
Akılçelen Kitaplar
Bağnaz düşünceler, üniformalar, doktrinler tarafından öğütülmeyin, size emredenlere, vaatlerde bulunanlara,
size korku salanlara, bir efendiyi başka bir efendiyle değiştirmek isteyenlere kanmayın. Tanrı aşkına sürüleşme- yin, başkalarının suç şemsiyesi altında dolaşmayın, beyninizi düşünmek için kullanın, savaşım verin. Herkesin kendine özgü bir kişi olduğunu, değerli, sorumlu ve kendinin
yaratıcısı bir kişiliği bulunduğunu, her özgürlüğün çekirdeği olan ‘ben’ kavramını savunun. Özgürlüğe sahip çıkmak bir görevdir. Hak olmaktan çok bir görevdir!» dediğin halde sana kulak vermeyen, yanına yanaşmayan ve
seni tek başına bırakan halk...
"Alışkanlık hastalıkların en sinsisidir. Çünkü her mutsuzluğu, her acıyı, her ölümü farkına vardırmadan bize kabul ettirir. Alışkanlık sonucudur ki; nefret ettiğimiz insanların yanında yaşar, haksızlıklara katlanır; acıya ve yalnızlığa boyun eğeriz.

Alışkanlık zehirlerin en korkuncudur. Çünkü içimize yavaş yavaş, sessizce girer ve farkettiğimiz anda her dokumuz buna uyum sağlamış, her davranışımız şartlanmış ve bunu iyileştirecek ilaç, artık bulunamaz olur..."
"Aşk birlikte yalnızca yatağın paylaşılmadığı; ortak bir hayalin de paylaşıldığı bir dostluktur. Ben birlikte mutlu olacağım bir kadın istemiyorum. Dünya birlikte mutlu olunan kadınlarla doludur; eğer istediğimiz mutluluksa..."
Oriana Fallaci
Sayfa 367 - Aleko Panagoulis
"Savaşta bazı sorular sorulmaz. Savaşta silah çekilir ve kurşun kime isabet ederse eder. Savaşta düşman bir insan değildir. Nişangah içine alınacak bir nesnedir o kadar. Eğer yanında masum biri; bir çocuk varsa çaresiz.. Çaresiz mi? Haksızlıklara karşı haksızlıkla savaşılır mı? Dökülen kana karşı kan dökülür mü? Hayır, bu bir çare değildir. Zaten daha derin düşününce savaş örneğine başvurmanın da doğru olmadığı görülür. Savaş kavramından daha budalaca; daha gerici bir kavram yoktur."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bir İnsan
Sayfa sayısı:
564
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkadaş Yayınları
Baskılar:
Bir İnsan
Bir İnsan
Asla pes etme… Ne sorguda, ne işkencede, ne hapiste, ne de duruşmalarda…

Asla pes etme ve asla geri adım atma…



Bir insan… Alekos Panagulis…

Diktatör Giorgio Papadopulos’a suikast girişiminde bulunarak 1968 yılında Yunanistan’da idam cezasına çarptırılan ve beş yıl boyunca en ağır işkencelere maruz kalarak hapis yatan, sonra da özgürlüğüne kavuşup 1974 yılında parlamentoya seçilen Alekos Panagulis…



Bir İnsan, Oriana Fallaci ile tutkulu bir aşk yaşayan Panagulis’in ve demokrasi âşığı bu insanın yaşadığı en çalkantılı dönemin hikâyesini anlatıyor.



Siz, yürüyen mezarlar

Hayata hakaret eden yaşayanlar

Kendi düşüncelerinizin katilisiniz

İnsan kılığına girmiş hayaletlersiniz.

Siz ki canavarları kıskanırsınız

Yaratılanları gücendirirsiniz

Cehalette sığınak ararsınız

Korkunun sizi yönetmesine izin verirsiniz.

Siz ki geçmişi unutur

Şimdiyi puslu gözlerle görür

Gelecekle ilgilenmezsiniz

Sadece ölmek için nefes alırsınız.

Siz ki sadece alkış tutmaya yarar elleriniz

Yarın da alkış tutacaksınız

Her zamankinden daha büyük şevkle

Aynı dün ve bugün yaptığınız gibi.

O hâlde şunu bilmelisiniz

Siz ki her diktatörlüğün canlı bahanesisiniz.

Diktatörlüklerden nefret ettiğim kadar

Sizden de bıktım.

Ve lanet olası arabalarınızdan.

Kitabı okuyanlar 16 okur

  • Ömer Can Bağcı
  • Taha Öz
  • Bülent Germen

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%16.7 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0