·
Okunma
·
Beğeni
·
142
Gösterim
Adı:
Büyüyen Taş
Baskı tarihi:
1970
Sayfa sayısı:
75
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Çeviri:
Bertan Onaran
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Camusnün "Sürgün ve Krallık"ı dilimize çevrilmişti; ama iki güzel, uzun öyküsü dışarda bırakılmıştı. Türk yazın ve ekinine bir sürü seçkin güzellik katan Memet Fuatın ince beğenisiyle daha önce De Yayınevinde basılmış bu ustalıklı öyküleri yeniden okurlarımıza sunarken haklı bir sevinç duyuyoruz.
Büyüyen Taş kitabı En İyi Fransız Yazarlar ve Kitapları listesinde yer almaktadır.
DİKKAT SPOİLER VE ALINTI VARDIR AMA KAÇIRMAYIN DERİM !

CAMUS OKUMAK ..

Elimde bu kitap yok fakat bir sahaftan aldığım “YABANCI” kitabının içinden 3 tane öykü çıktı ve çok sevindim buna. Yabancı’nın ardından peş peşe keyifle okudum. Belki bu kitaptaki öykülerle eksik ya da fazla benzerlik içeriyor. Bu sayfayı bulduğum için buradan aktarıyorum.

1967 yılında basılmış bendeki kitap(altın kitaplar yayınevi) 3 öykü var içinde, Yerden Biten Taş(buradaki adıyla Büyüyen Taş), Günahkar Kadın , Tanrı Misafiri.

O halde bahsetmek istiyorum bu 3 özel hikayeden. Her şeyden önce Camus ne yazsa okutur dedirtti bana , Yabancı ve bu hikayeler. Başkaca nerelerde bulursunuz bu hikayeleri bilmiyorum ama bir şekilde bulursanız okuyun derim.

Günahkar Kadın ;

Bu öyküde, kısaca hem eşini seven hem de hayattan bıkmış ve sorgulayan kısmen de razı olmuş ve kendi içinde kaybolmuş bir kadın var. İsmine göre bakınca sanki kocasını aldatan bir kadın falan çıkacak karşıma dedim ama yok öyle değil.. Daha ziyade Camus şunu demek istemiş, “Bu kadının günahı neydi?”

Bir kadının , hele ki yaralı ve dertli bir kadının ruhuna bu kadar nasıl ortak olabiliyor bazı erkek yazarlar, gerçekten takdir edilesi ve ilginç. Biraz alıntılayalım,

“Tavandaki pencereden, şehrin boğuk gürültüleri ona kadar ulaşıyordu.Arap kahvelerindeki eski gramafonlar hım hım sesleriyle şöyle böyle bildiği bir takım havalar çalıyordu; bunlar sokaklardan ağır ağır geçen bir kalabalığın gürültüsüne karışarak geliyordu kulağına. Uyuması gerekiyordu. Ama o siyah çadırları sayıyordu hayalinde; hiç kıpırdamayan develer otluyordu göz kapaklarının ardında. Sonsuz yalnızlıklar fırıl fırıl dönüyordu benliğinde.”

“Bundan sonra uykuya kadar, ölüme kadar sürüklenmekten başka bu yeryüzünde ne yapabilirdi artık?”

“Kocasının kendisini sevmediği besbelliydi. Aşk, nefretle de karışık olsa, böyle asık suratlı olamaz. Ama aşkın gerçek yüzü ne biçimdir acaba?”

“Kocasına biraz daha sokuldu, elini onun göğsüne koydu. İçinden ona ‘sevgilim’ diye seslendi. Eskiden onu öyle çağırırdı, yine pek seyrek de olsa aralarında, ne söylediklerini pek öyle düşünmeden bu kelimeyi kullanıyorlardı.”

“Ne gezer, hiçbir şeyin üstesinden geldiği yoktu, mutlu da değildi; gerçekte kurtarılamadan ölüp gidecekti. Kalbi müthiş ağrıyordu, muazzam bir yükün altında nefesi kesiliyordu. Bunu yirmi senedir çekip sürüklediğini fark ediverdi birden, bu yükün altında bütün gücüyle debeleniyordu sanki.”

“Havayı ciğerlerine çekiyor, soğuğu, varlıkların ağırlığını,çılgın veya donmuş hayatı,yaşamakla ölmek arasında duyduğu o uzun bunalımı unutuyordu. Bunca yıldır, korkunun önünde, nereye gideceğini bilmeden, deli gibi koşmuştu hep.”

Tanrı Misafiri;

Bu öykü de kısa bir zaman diliminde bir vicdan muhasebesini anlatıyor. Kendisine teslim edilen bir suçluyu(ama neydi suçu?) yetkili makamlara götürmesi istenilen bir öğretmenin hikayesi.

“Asker olsun, mahkum olsun, aynı odaları paylaşan insanlar elbiseleriyle birlikte silahlarını da çıkarıp bir kenara bıraktılar mıydı sanki her akşam, aralarındaki fark ne olursa olsun, rüyanın ve yorgunluğun o eski ortak ülkesinde birbirleriyle buluşuyorlarmış gibi acayip bir bağlılık doğar aralarında.”

Yerden Biten Taş;

Bu hikaye ise bana göre olağanüstü.. Ya da olağan dışı mı demeliyim, büyülü gerçekçilik mi hani, yoksa bir bilinç akışı, bir rüya mı düş mü neyin nesi.. Camus’un ‘Sisifos Söyleni ‘kitabını okumadım ama hikayesine baktığım kadarıyla bu kısa hikayeyle paralel noktalar olabileceğini tahmin ediyorum.

Yolu bilmediği bir memlekete düşen eğitimli bir adamın hikayesi ve orada kendine benzemeyen yerli halkla olan bağının.. Anlatması çok güç, okunur ancak..

Camus’ lu günler .. Sevgiler saygılar ..
De yayınlarının 1968 basımı kitabı kayınpederimin emaneti kütüphanede kazı çalışması yaparken buldum. Çeviri, son zaman çevirileri ile kıyaslandığında olağanüstü. Albert CAMUS dünyaya gelme sebebini çok iyi kavramış ve bunu cömertçe insanlarla kitapları aracılığı ile paylamış, iyi ki! Yaptığım küçük çaplı araştırmada kitabın satışının sadece sahaflarda ya da sahaf gibi hizmet veren bazı sitelerde yapıldığını öğrendim. CAMUS severler, anlayanlar, anlama çabası içerisinde olanların okuması gereken nadide bir eser.
"Azıcık sevgiyse, çok şeydir. Nasıl elde edildiği de hiç önemli değildir!"
Albert Camus
Sayfa 39 - De yayınlar 1968

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Büyüyen Taş
Baskı tarihi:
1970
Sayfa sayısı:
75
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Çeviri:
Bertan Onaran
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kabalcı Yayınevi
Camusnün "Sürgün ve Krallık"ı dilimize çevrilmişti; ama iki güzel, uzun öyküsü dışarda bırakılmıştı. Türk yazın ve ekinine bir sürü seçkin güzellik katan Memet Fuatın ince beğenisiyle daha önce De Yayınevinde basılmış bu ustalıklı öyküleri yeniden okurlarımıza sunarken haklı bir sevinç duyuyoruz.
Büyüyen Taş kitabı En İyi Fransız Yazarlar ve Kitapları listesinde yer almaktadır.

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Drkitapsever
  • Ebru
  • Mehmet Kesdal
  • Hidooo
  • Osman Y.
  • Ebrû
  • meltem şen
  • SEMRA AKÇAY DÜZENLİ

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (4)
9
%16.7 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%16.7 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0