Puan

7.510 üzerinden
228 kişi
Bir yazar insana “iyi ki Türkçe biliyorum” dedirtir mi? Leyla Erbil dedirtir.
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2022 19:53
Leyla Erbil’den okuduğum ikinci kitap. Yahu ben bu kadını nasıl daha önce okumadım serzenişlerine “iyi ki Türkçe biliyorum da Leyla Erbil okuyorum” sevinci karıştı. Bu kitap, aksi mi aksi bir kadının kaleminden, onlarca dilde “ben” nakaratıyla söylenen bir şarkı..Aynalarda kendini göremeyen kadınlar söylüyor şarkıyı..Ve Leyla Erbil, belki yazarken çok istediği için şu kırık bacaklı sallantılı düzeni yıkmayı, cümlelerini devire devire eşlik ediyor şarkıya. Buyurgan değil belki ama eli belinde satırlar döküyor avuçlarımıza. Avuçlarımız dolu dolu kalkıyoruz kitabın başından. Başkarakterimiz Zenime, “Hayatından bıkmış koltuklar, başeğmiş kapılar, baygın düşmüş eşikler ve isyana hazırlanan kitaplar..” la dolu bir evde, elinde hırçın, kışkırtıcı, sivri bir kalemle yazan bir yazar. Zenime’nin sayfalarında bodur şövalyeler, erkeklik organı biçiminde kılıçlar çizili. Bir savaşı tasvir ediyor Zenime bize. Avcı erkek, av kadın. Tanrı erkek, kul kadın. Yüce erkek, alçalmış, kıstırılmış, kapatılmış, sindirilmiş kadın. Tarihin en uzun ve en alçak savaşı. Zenîme’nin, kadının kimliğini bulamamasına, yok sayılmasına inat, birçok dil ve dinde ‘ben’ kelimesini nakarat gibi tekrarladığını görürüz. En’âm, ah’âm, es’em..Ben..Ben..Ne zor kendini bulamamak, nereye ait olduğunu bilememek. “Onlardan da değilsin sen, sen hiçbir yere ait değilsin, aitsiz kimliksin sen, “Aitsiz Kimlik!” der kendine Zenime. Sonra yine ekler: Ben. Kitabın en güçlü metaforu aynadır. Zenime aynada kendini göremez. “Baş eğmiştin bulantının sonuçlarına, sessiz sedasız, belleğinin bir gözünde saklı bireyi taşıyarak başlamıştın yeniden yaşamaya dünyamızda Pessoa gibi!” der. Sartre’nin Bulantı’sına ve Fernando Pessoa’ya gönderme yapar. Pessoa, ki Portekizce’de “hiç kimse” dir. Tıpkı Zenime’nin Türkçe’de “köksüz”
Edebiyat
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
10/10
·88 syf.··
2020 55. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2020 22:35
Zenime onun adı. Yalnız, yorgun, savaşçı, isyankar; hem umutsuz hem umutlu, hem ateist hem inançlı, hem yazar hem değil, hem ait hem değil.Dağınık, belirsiz, kimliksiz Zenime. Zenime aydın, yazar, kadın... Zenime çok şey anlatmak istiyor.Ruhu dolmuş, enerjisini bir yere aktarıp dirilmek istiyor.Zihnindekiler dolup taşacak, sırasız, karışık.Ondandır kurduğu devrik cümleler. Hayat yormuş Zenime'yi, çok şey görmüş çok şey duymuş. Sakallıar görmüş, Madımak otelini yakan, işkenceler cezaevlerinde, saldırılar Gazi Mahallesi'nde gözaltına alınıp kaybolan insanlar, kahvede oturup karısını çalıştıran -erkek-ler, oruç tutmadığı için öldürülenler, kadına şiddetin âlâsı, din değistirmeye zorlananlar... Oysa Zenime ' İslam'da Hümanizm ' konulu yazılar yazmış. Yok olmak istiyor, ait hissetmiyor hiçbir yere kendini ama dönüp bakılacak bir motif olmayı da arzuluyor.Ya uyacak ya yok olacak! Bilinmezlerle yaşıyor. Bu acılardan kim kurtaracak onu? Sevgili mi? Dost mu? Kardeş mi? Boş inanç mı? Ülkü mü? Ya da kurtulabilecek mi? Oturun Cüce'nin başına ve hiç acele etmeden, sakince okuyun, Zenime'nin bilincinde kaybolmaya hazır olun.Bol betimlemeli, devrik cümleler sizi bekliyor. Yoracak ama değecek. İyi okumalar...
Edebiyat
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
Reklam
Puan vermedi·88 syf.··
2026 19. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 22:30
Leyla Erbil, Cüce 'ye Zenime Hanım'ı tanıtmakla başlıyor ve onun aydın bir kadın yazar olduğunu söylüyor. Sonra kendini aradan çıkarıyor ve tüm sorumluluğu Zenime Hanım'a bırakıyor. Babasının görevi dolayısıyla yurtdışında doğan Zenime Hanım, evlenip boşanmış ve uzun zamandır görmediği bir oğlu vardır. Zenime Hanım dünyaya bakış açısı ile birlikte dönemin sosyal ve kültürel yapısı ile ilgili bilgiler veriyor. Toplumcu ve sol gelenekten gelen Zanime Hanım, sol gruplara yataklık ettiği için bir süre cezaevinde yatmıştır. "Hiçlik" adını verdiği bir roman yazmış ve edebiyatın metalaştırılıp şeyleştirilmesini kabul etmemiştir. Ödülü, çok okunmayı hiç önemsemeyen biri ve bu yüzden yazdıklarını anlayabilecek yetide biri tarafından görülmek ona yetiyor. Bu kişini komşusu Leyla Erbil olduğuna karar veriyor. Ancak Leyla Erbil, yazıların düzensizliği ve anlaşılmazlığı üzerine Zanime Hanım'ı pek önemsemiyor. Ama Zanime Hanım hayatını kaybedince yazdıklarını düzenleyip, yayın hazırlıyor. Yazarın notu ile başlayan bu kitap daha bu notla çok katmanlı bir yapıya bürünüyor. Kadın imgesinin her hali karşımıza çıkıyor. Mesela kısa notlar şekilde anlatılan Hatçabla'yla oğlu Yusuf'un hikayesi, yoksul ve sıradan bir kadının hikayesi. Evlere temizliğe giden ve kocasından dayak yiyen ama tüm bunlara rağmen kocasını sevmeye devam eden, toplumun neredeyse çoğunluğunu oluşturanların hikayesi. Sonu da tahmin edebileceğiniz gibi, ölüm! Kitap, edebi olarak bilinç akışı yöntemiyle üst kurmaca tekniği olarak yazılmış. Metinler arası göndermeler yaptığı için biraz zor ama aynı zamanda dilin bu kadar usta kullanılması açısından büyüleyici bana göre. İyi ki Türkçe biliyorum ve Leyla Erbil okuyabiliyorum dedirten bir kitap. Ama uyarmakta fayda var üst kurmaca metinleri sevmeyenler muhtemelen hiç
Edebiyat
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
10/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2016 103. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2016 21:53
Leyla Erbil ile tanışma kitabım olan Cüce'nin etkisinden kurtulmak bir hayli zor olacak benim için. Öncelikle bir kişi sunuyor bizlere Erbil. Sonra o kişiye hayatı katıyor; o kişi hayata katılamayacak kadar "aitsiz" çünkü. Zenîme karakterimizin adı. Yazarımız onun gerçekten yaşadığını, kendisine rastgele yazı kağıtları verdiğini, onun da bunları yayınlamaktan başka şansı olmadığını belirtiyor. Bir nevi Erbil'in içinde halen daha varlığını sürdüren biriydi Zenîme. Eşyalara değiniyor örneğin. O hayatımızın her tarafında karşımıza çıkan eşyalar. Ne anlıyoruz "eşyalar" kalıbından? Hangi zaman diliminde var eşyalar? Çoğu kimse yalnızca şimdiki zamanı düşünür eşyalar söz konusu olduğunda. Fakat Zenîme öyle değil; o eşyalara zamansal anlamda uzantısal olarak bakıyor. Bir karanfil örneğin; o anda ne kadar güzeldir. Fakat bu güzellik yalnızca o anda geçerlidir, peki ya bir hafta sonrası? Çürüyüp gitmez mi o çiçek? İşte böylelikle çürümeye başlıyor Zenîme. Uzantısal bakıyor zamana, dolayısıyla zamanın geçmesi dahi ona huzursuzluk vermeye başlıyor. Tıpkı kimi insanların bazı uzantısal nedenlerden dolayı güneşin doğuşunun ve batışının kulaklarını sağır edecek kadar şiddetli sesler çıkardığını iddia etmesine benziyor bu. Çünkü zaman o insanların en büyük düşmanıdır; zamansız yaşayamazlar fakat zaman olduğunda da hiç olmadığı kadar acı çekerler. İşte belki de bu yüzden Zenîme'nin o nedensiz acısı, tedirginliği. Kendini "aitsiz" hissediyor Zenîme. Zamanın yakalanamamazlığından kaynaklanan bir "aitsizlik" hissi. Zamanda yer edinememenin verdiği boşluk duygusu. Zamanda nasıl yer edinilmez diye merak ediyor aslında insan. Kimi anlar gelir zaman bizler için akmaz, hayır, o heyecanlı anlardan kaynaklanan zamanın yavaşlamasından bahsetmiyorum, ait olamama duygusunun getirdiği
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
7/10
·88 syf.··
2021 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2021 18:22
Leyla Erbil ile tanışmam bu kitapla oldu ama Erbil’ le mi tanıştım yoksa Zenime’yle mi inanın ben de bilmiyorum. İlk kitap olmak için yanlış bir tercihti kanımca. • Kitabın ön sözünde Erbil, Zenîme’nin gerçekten var olduğundan, ona bir kâğıt tomarı verdiğinden ve onları geri aldığında yayınlamaktan başka seçeneği olmadığından bahsetmiş. Yani kitap Erbil’in değil, Zenîme’nin aslında. Karmakarışıktı, okuması inanılmaz zordu. Uzun ve devrik cümleler hep arkadaki anlamı perdelemiş. Güzel bir sis perdesini hep gerekli görmüşümdür ama benzetme yapacaksak sis perdesinden ziyade bir güneşlikti artık. Ön sözde bahsedilen Zenîme, o kadar ilgimi çekmişti ki! Düşüncelerini dinlemeyi, onu görmeyi çok istedim kitap boyunca ama hep boğuldum. Cümlelerin bir anlam ifade ettiğinin farkındaydım ama ne olduğunu hep anlayamadım. Bu açlıkla bitti kitap. Tekrar tekrar okuma isteği doğurdu ama bu güzelliğinden ziyade anlama isteğimdendi. Bu kitap, Erbil’in de deyişiyle, çok daha iyi olabilirdi. Kitap da sadece Zenîme’nin düşünceleri değil, Mustafa Horasan’ın çizimleri de oldukça kapalıydı fakat hoşuma gitti. Her çizime dakikalarca bakıp anlamaya çalıştım. Kitabı beğenip beğenmediğime ise gerçekten henüz karar veremedim.
Edebiyat
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
Reklam
Reklam