Yazar Hasan El-Benna -Davanın Esasları- adlı bu kitabında aynı zamanda da kurucusu olduğu " Müslüman Kardeşler Teşkilatı" nı anlatıyor.
Dört bölümde,Davamız,İnsanları Neye Davet Ediyoruz,Davamız Yeni Bir Stratejide ve Müslüman Kardeşe Talimatlar başlıklarıyla okuyucuya sunuluyor.İyi okumalar dileklerimle...
Mısır’da Müslüman Kardeşlerin kurucu Şehit Hasan El Benna’nın yazmış olduğu bu eser ;Müslüman Kardeşlerin davalarının yüceliğine, fikirlerinin kutsiyetine inanan, bu davayı yaşamaya veya yolunda ölmeye sadakatle yemin eden mücahid kardeşleri için yazdığını, Bu mücahid kardeşleri için hazırladığı bu kitabın ezberlenecek dersler olmayıp uygulanacak talimatlar olduğunu yazmaktadır.(kitaptan alıntı)
Eser aşağıda yer alan ana başlıklar altında Müslüman Kardeşlerin yapması gereken konuları içermektedir.
Davamız
İnsanları neye davet ediyoruz
Davamız yeni bir stratejide.
Müslüman kardeşe talimatlar
Hasan El Benna'nın her eseri birbirinden değerli. Bu eseri de farkındalık oluşturan ve gayet öğretici nitelikte. Sevenleri için önerebileceğim bir kitap.
esselam
Hasan El-Benna'nın (Rahmetullahi Aleyh) okuduğum ilk kitabı.
Kitap hakkında pek fazla bir şey diyemeyeceğim ama okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum..
Çünkü batıyla doğu arasında ki farka, Müslümanların efendimizi örnek almaları gerektiği yerde batıya özenmelerinin doğurduğu meseleleri çok güzel bir şekilde ele almış..
Anlatımı çok güzel..
Rahman kendisinden ebeden razı olsun..
En son pek fazla bir şey demeyecektim değil mi?
Ben sözü dava adamı olan Mücahid Hasan El-Benna'ya
( Rahmetullahi Aleyh) bırakıyorum..
"Hayat veren kanunlarımızı değiştirip en önemli prensiplerimiz de Avrupa'nın boyası ile boyama ya itildik. İslamı, Hayatımızda sadece kalplerimize ve mihraplara sıkıştırdık. Onu hayatın pratik işlerinden ayırdık. Hayatla İslam'ı birbirlerinden son derece uzaklaştırdık. Böylece, iki yönlü, karmakarışık ve tezatlarla dolu bir hayat geçirmeye başladık."
.
Selamünaleyküm.
Derdi iman olan,davayı hakkı ile anlamak olan herkes okumalı.
Hasan El Benna'nın رحمه الله Okuduğum ilk kitabı sayılır. Şimdiye kadar ezbere bildiğim onca şeyden kalbim nasıl da gafilmiş.
Ben bu kitaptan fedakârlığın asıl tanımını öğrendim. Geceleri ümmetin derdi ile uykuları kaçan insanın yüreğinde yanan ateşi hissettim.
Bizler Allah'a giden bu yolda nasıl da ümitsizliğe kapılmışız...
“Güneşten daha parlak, sabahın beyazlığından daha berrak , gündüzlerin aydınlığından daha parlak olan davamız..."
Bu güzel tanım ancak derdi olan yüreğinde dava ateşi yanan bir insanın kalbinden çıkabilir.
Bu kitabı okuyun okutturun hatırlatın nefislerinize davam ne idi? Davaya layık olmak ne demek? Fedakârlık hayatımın neresinde?
Kitap içerik olarak çok güzel bu davaya gönül vermiş her Müslüman kişinin okunası esasları bilmesi gerekir diye düşünüyorum.
İçerik olarak her ne kadar güzel olsa da basım ile alakalı ciddi sorunlar var ve çok fazla hata var. Hataları düzeltmekten okuyucunun dikkati dağılıyor alacak arkadaşlar farklı basımını alırsa daha faydalı olur inşaAllah.
Hasan El Benna'yı kapsamlı bir şekilde tanıyacak kadar okumam olmadı henüz ama okuduğum kadarıyla yumuşak karakterine hayran kaldığım birisi. Ayrıca arada 21 yaşında İhvan'ı kurmuş olması ile 23 yaşında hala sap olacağım baltayı bulma arayışında olmamı karşılaştırıp kendime acırım. :D İşte merakım tam olarak burada başlamıştı. İhvan. Tüm dünyayı etkileyen, aklıma bile gelmeyecek coğrafyalarda uzantısı olan bir hareket nasıl bir hareket olabilir? Bunu Hasan El Benna'nın dilinden okumak büyük bir fırsat. Hasan El Benna bu kitabında, İhvan El Müslimin'in prensiplerini, farklı kurumlara yaklaşımını, İhvan mensuplarının karakterini ve İhvan'ın amaçlarını işlemiş. Anladığım o ki, Kur'an ve Sünnet merkezli olmaları işlerine bolca bereket vermiş.
İmam Hasan b. Ahmed b. Abdurrahman el-Bennâ Mısırlı siyasi ve dinsel önder. Müslüman Kardeşler adlı örgütün kurucusudur. Genç yaşta dinsel konulara büyük ilgi duymaya başladı. 1923'te Kahire'de dinsel ve toplumsal konularda geleneksel eğitim veren Darül-Ulum adlı öğretmen okuluna kaydoldu. 1927'de Arapça öğretmeni olarak Süveyş Kanalı yakınlarında bulunan İsmailiye'de bir ilkokula atandı. İngilizlerin ülkedeki ekonomik ve askeri varlığı açısından büyük önem taşıyan bu kentte, Müslümanları derinden sarsan olaylara tanık oldu. Mart 1928'de bir İngiliz kampında çalışan altı kişiyle birlikte İslamın ilkelerine geri dönüşü amaçlayan Müslüman Kardeşleri kurdu. 1930'larda kendi isteğiyle Kahire'deki bir okula atandı. II. Dünya Savaşı başladığında çok sayıda öğrenci, devlet memuru ve işçi Müslüman Kardeşlere üyeydi ve Örgüt Mısır toplumunun hemen bütün kesimlerini temsil eden bir önemli siyasi güç olmuştu. Örgüt üyelerinin birçoğu hükümetin ulusal çıkarlara ihanet ettiği görüşündeydi; Hasan el-Benna ise bir süre daha hükümeti destekleme taktiğine bağlı kalmaya çalıştı. Ama gerek kendisi, gerekse örgüt üyeleri yönetim açısından tehlikeli olmaya başlamıştı. Savaşı izleyen kargaşa ortamında el-Benna'nın sözünü geçiremediği örgüt üyelerinin adları, başta Başbakan en-Nukraşi'nin öldürülmesi olmak üzere (Aralık 1948), bir dizi suikast olayına karıştı. Hasan el-Benna Şubat 1949'da hükümetin göz yumduğu bir suikast sonucunda Kahirede öldürüldü. Hasan el-Benna Davetuna, Nahvün-Nur, Akidetuna, el-İhvanül Müslimun tahte Rayetül-Kuran, Muskilatuna fi daval Nizamil-İslam, Müzekkiratüd-Dava ved-Dai gibi yapıtlarında emperyalizme karşı ulusal bir hareket oluşturulmasını ve Müslüman ulusların İslam ilkelerine dayanan birliğini savundu. Ona göre Müslüman ulusların geri kalmasının nedeni din yolundan uzaklaşılmış olmasıydı.Kurtuluş, İslam öğretilerine geri dönerek sağlanabilirdi. Devlet İslam dini temelinde örgütlenmeli, İslam hukuku geçerli kılınmalıydı. Toplumun ahlakı ve eğitimi İslam ilkelerine göre yönlendirilmeli, toplumsal eşitsizlik ve adaletsizliklere son verilmeliydi.Müslüman Kardeşler örgütünün amacı da bu programı gerçekleştirmekti. Mısır'ın çeşlitli, yörelerinde kurduğu okullar ve toplumsal hizmet kurumları aracılığıyla görüşlerini yaşama geçirmeye çalışan Hasan el-Benna'nın başlattığı hareket Arap dünyasını büyük ölçüde etkilemiştir.