İncelememe öncelikle kitabı tavsiye etmediğimi söyleyerek başlamak istiyorum. Kitabı beğenmediğin halde niye bu kadar kısa sürede okudun diye sorabilirsiniz. Yavaşlarsam, arayı açarsam bitiremeyeceğimden korktum. Zira yarım bırakmayı da hiç sevmem.
400 sayfalık kitabın 185 sayfasında kahramanın kafa karışıklığını okuyorsunuz. "O olayı ben mi yaptım, bu hatırladığım anı doğru mu acaba yoksa ben mi yanılıyorum vs vs.
186. sayfada nihayet proje diye bir şeyden bahsediliyor ama hala tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz.
275. sayfada kahramanımız çevresindekilerin projenin parçası olduğunu öğreniyor ve Türk filmlerinde duymaya alıştığımız "yalannn söylüyorsunnn" repliği burada kullanmaya başlıyor ve kitabın sonuna kadar da devam ediyor. Hatta "beni kandırdın" repliği de sık sık kullanılıyor.
Ayrıca iki farklı zamanda geçen olayların eş zamanlı anlatılması kitabı daha da karışık hale getiriyor.
Bu kadar karışıklığını içinde son sayfalara doğru konuyu öğreniyorsunuz. Şöyle ki; Callidus Projesi diye bir şey var. Asperger Sendromlu kişileri tespit edip onları bilinçleri yerinde değilken (kahveye ilaç atarak bu durumu sağlıyorlar, ki bu da çok tanıdık geliyor) terör olaylarına karşı kullanmak üzere eğitiyorlar. Kahramanımız da 375. denek. Kahramanımız IQ 'su yüksek olduğu için bilinci yerindeyken bazı anılar hatırlamaya başlıyor. Proje onu daha iyi kontrol edebilmek için üzerine suç atıp hapishaneye konulmasını sağlıyor. 400 sayfada gerçeği hatırlama çabaları, dost-düşman tespit etme çabaları ve hapishaneden çıkma çabalarını okuyoruz.
Kitabın başından sonuna kadar hep bir bilinmezlik. Kapağını kapatırken dahi ikilemler vardı, okuyucuya bu kadar çelişki yaşatması ve sonunda beynimizde kurduğu kaosu net bir şekilde dağıtmadan bitirmesi iyi olmadı.
Başarılı bir plastik cerrah olan Dr. Martinez, bir adamı öldürmekten suçlu bulunur ve hapishanede bir hücreye konulur ancak hafızası silinmiş gibidir: Cinayetin detaylarıyla ilgili hiçbir şey hatırlamamaktadır. Terapistlerle yaptığı seanslar, geçmiş bazı olayların zihninde yanıp sönmesi ve şizofreni teşhisi…
Olay yerinde DNA’sı bulunduğu için suçsuzluğunu ispatlayamayan doktor, herkesten gizlediği günlüğüne aklına gelen sayıları, kodları, algoritmaları, ona kendini ‘normal’ hissettiren her şeyi yazmaya başlar. Kim olduğu gerçeği yavaş yavaş ortaya çıktıkça, kendi zihninden başka hiçbir şeye güvenemeyeceğini anlayacaktır.
Birinci ağızdan yazılmış, daha ilk sayfasından itibaren sizi beynin labirentlerinde dolaştıracak bir psikolojik gerilim.
Keyifli okumalar…
dr martinez her türlü zorluğu aşmış. o sırada birçok şifreyi çözmüş ve kendindeki anormalliğin sırrını çözmüştür bu yolda ona yardım edenler çok olmuş.
Betimlemeler iyiydi. Bol detay ile hayal gücünüzde canlanıyor. Fakat bir süre sonra sıkmaya başladı. Yeteri kadar gerilim ve merak uyandırmadı. Okuduğum diğer psikolojik gerilim kitaplarıyla kıyaslarsak ortalama puanı hak ediyor.
Kitap birinci kişi ağzından günümüz ve geçmiş olmak üzere anlatılıyor, bu yüzden bolca flashback mevcut. Ama bu anlatım sırasında herhangi bir ara verilmediği için geçmiş mi günümüz mü acaba anlatılan diye bir bocalama oluyor ilk başlarda.
Kitabın ilk 150 sayfasında hem olaylar nereye bağlanacak diye bir merak duygusu, hem de artık bir yere bağlansın dercesine bir sıkılmışlık oluştu içimde. İyi güzel okuyorum ama ne okuyorum ve niye bunları okuyorum diyordum kendime. Sonunda sayfa 186da ana olay yani Proje ortaya çıkmaya başladı ve o sayfaların önemi anlaşıldı.
Okurken kendimi Maria gibi paranoyak ve güvensiz hissettim çoğu yerde. Herkesin aslında yalancı olduğu ve doğrunun ne olduğunu aradığımız gerilimli bir macera gibiydi her şey. Sadece sonu biraz havada kalmış gibiydi, ben daha farklı beklemiştim sonunu.
Kitapla ilgili yapılan yorumlara baktığımda herkes yerin dibine sokmuştu ama açıkçası ben sevdim. 400 sayfalık kitabı başladığım gün bitirdim. Meraktan elimden bırakamadım. Bazen paranoyaklık fazla ön plana çıkıp rahatsız eder gibi oldu, bazen de eksik bile kaldı dedim. Ama ben okuduğum kitaptan son derece memnunum ve öneririm.
#birkitapkahvehuzur
#okudumbitti
Nıkkı Owen
Denek 375
Herkese merhaba kitap dostları sizlere bu ayın ilk kitap yorumu ile geldim bugün.
Başarılı bir plastik cerrah olan Maria Martinez bir Rahibi öldürmek suçundan ömür boyu hapse mahkum edilmiştir ama Maria masum olduğuna emindir asperger sendromu hastalığıda olan Maria suçsuzluğunu ispat etmek için mücadele eder.
Ama sonra bir şeyler yolunda gitmez hapiste biri onu öldürmeye kalkar, bilemediği hatırlayamadığı bir çok anılar ve denklemler algoritmalar aklına gelmeye başlar bunları defterine yazar gitgide başına neler geldiğini doğru ve yanlışları ayırt etmekte zorlanır ama tek bildiği tehlikede olduğu ve masum olduğudur ama acaba gerçekten öyle mi?
Heyecanla okuduğum bir kitap oldu Maria'nın yaşadığı şeyler çok kötüydü üstelik üç kitaplık bir serinin ilk kitabıydı okuduğum ve kitap oldukça eski basım yazar devam etti mi seriye acaba belki @koridoryayinlari bizi serinin devamına kavuşturur tavsiyemdir kitapla kalın hoşçakalın dostlar
İnanılmaz bir kitaptı okurken kendim onun yaşadığı anların gerçekliği hakkında kendime sorular soruyordum. Maria zekası ile herkesi alt edebilir. Denek 375 okunması gereken psikolojinizi zorlayacak bir kitap.
Başarılı bir plastik cerrah olan Dr. Martinez, bir adamı öldürmekten suçlu bulunur ve hapse atılır. Yaşanan hiçbir şeyi anımsamaz. Terapistlerle yaptığı görüşmeler sonucu şizofreni tanısı konur. Ancak küçüklüğünden beri takıntılı olduğu günlük tutma merakı yüzünden hücrede tuttuğu ve bir anda belleğinde beliren sözleri, sayıları, algoritmaları neden ve nasıl bildiğini ve niye yazdığını merak eder. Etrafındaki kimseye güvenemeyeceğini anlayan Martinez, yalnızca kendi bulanık anılarına güvenmek zorundadır.
Gitgide karmaşıklaşan olay örgüsü bir anda kaçma kovalamaca durumuna girer. Bir yanda hapishane koşulları diğer yanda onunla ilgilenmeye çalışan doktorlar, kavga eden mahkumlar, geçmişin yoğun baskısı... İşi hiç de kolay değildir. Üstelik Asperger Sendromu var. Gittikçe keskinleşen yeteneklerine kendisi de şaşkınlık duyarken, öte yandan geçmişine ait çok gizli verilere de ulaşmaya başlar. Aslında kendisini yeterince tanıyor mudur?
Son 3'te 1'lik kısımda iyice hızlanan olaylar güzel ve akıcı bir durum alıyor. Psikolojik gerilim türünde yazılmış ve ilk ağızdan olayları okuyoruz. Yine de benim için zorlu bir okuma süreci oldu çünkü tam içine düşmedim olayların ve son sürükleyici kısıma gelene dek okumamı yavaşlattı olayın ilerleyişi. Bir ara "Avlu" dizisinin senaryosuna döndü.
Yazım kolaylığına rağmen beklenenden uzun sürdü bitmesi. Öte yandan üçlemenin ilk betiğiymiş. Ancak ben burada bırakmak istiyorum. Çok havada kalan bir sonu yok. Rahatlıkla bitebilir böyle.
Çok başarılı bir plastik cerrah olan Dr. Martinez bir adamı öldürmekten suçlu bulunuyor ve hapishanede bir hücreye konuluyor. Ancak sanırım hafızası silinmiş şekilde çünkü kitabın başlarında bundan Martinez gibi bizde emin olamıyoruz. Sonrasında anlıyoruz ki gerçekten cinayetin detayları ilgili karakterimiz hiçbir şey hatırlamıyor ve terapistlerle seanslar başlıyor. Sonra yavaş yavaş hatırlamıyor başlıyor ama ilerleyen zamanlarda hatırladığı sadece cinayet değil neler neler...
İlk başlarda polisiye bi roman gibi ilerlese de sonrasında sizi şahane bir psikolojik gerilim bekliyor.
Kitapta hoşuma gitmeyen tek şey giriş kısmıydı. Konuya giriş biraz uzun olmuş ve bu okuyucuyu biraz da olsa sıkıyor evet ama ilerleyen sayfalarda bu durumun telafi edilmiş olması da içinizi rahatlatıyor.
Fazla detay vermek istemiyorum ne söylesem heyecanı kaçacakmış gibi hissediyorum ama şunu da söylemeyelim ki her şey bir cinayetle başlıyor sonrasındaysa işin içinden çıkanlara gerçekten şok oluyorsunuz.
Korkunç bir durumun içine hapsolmuş, etkileyici başkarakterin ağzından anlatılan gerilim dolu ve dahice yazılmış bu kitabı okuyun derim.