"... bir halk önderi de,kendine boyun eğen bir kalabalığın dizginlerini eline geçirdi mi,kendi kabilesinden insanların kanına girmeden edemez.Onun gibilerin pek sevdiği karalama yolunu tutup yurttaşları haksız suçlamalarla mahkemelere sürükler,ellerini onların kanına bular;günaha batmış ağzı ve diliyle soydaşlarının kanını içer,kimini sürer,kiminin canına kıyar;bir yandan da halka borçların bağışlanacağı,toprakların yeniden dağıtılacağı umudunu verir.Böyle bir adamın alın yazısı da,ya düşmanlarının eliyle ölmek ya da bir tiran olup insanken kurt kesilmek değil midir?"
"İkilik bir kere baş gösterdi mi,demir ve tunç soylular zenginleşme,toprak,ev,altın,gümüş edinme sevdasına kapılırlar;altın ve gümüş soylular ise yoksul değil,yaratılıştan zengin oldukları için,erdeme yönelir,eski devlet düzenini korumaya çalışırlar.Bir sürü zorbalık ve çatışmadan sonra uzlaşmaya varılıp toprak ve evler ele geçirilir,bölüşülür.Eskiden yurttaşlarını birer özgür insan,dost ve besleyici olarak koruyan kimseler şimdi onları boyunduruk altına alır,uşak ve köle haline getirirler;kendileri de yine savaşla uğraşır,uyruklarının başında bekçilik ederler."
...ben de yaşlılarla konuşmayı severim. Çünkü bence onlar, bir gün belki bizim de geçeceğimiz bir yolu bizden önce yürümüş yolculardır; o yolun nasıl olduğunu; çetin ve sarp mı, yoksa rahat ve düz mü olduğunu onlardan öğreniriz.