Şu korkunç gerçeğe dikkatleri çekmek istiyorum.
Bugün yeryüzünde diliyle kelimei tevhidi söylediği halde namaz kılmayan milyonlarca insan yaşamaktadır. Kelimei tevhidi okuduğu halde namazlarını kılmayan bu insanlar cehenneme gideceklerdir. Belki yeryüzünde bu durumda olan milyonlarca insandan kim bilir kaç nesil daha bulunmuş, yaşamış, gelmiş geçmiştir.
Bir müminin, namazında Rabbi ile beraber olabilmesi için, namazının dışında da Rabbi ile beraber olması bu meselenin bel kemiğidir. Namazının dışındaki diğer vakitlerde de Allah Teala'yı hatırlaması, aklına, kalbine ve diline alması, hiç eksik etmemesi, O'nsuz olmaması gerekir. Aksi takdirde beş on dakikalık namazında, Rabbi ile makbul bir bağlantı kura- bilmesi, mükemmel bir uyanıklık ve dirilikle Onun huzurunda arzı endam edebilmesi imkansızdır.
28 Şubat post modern darbesi ve onun ardından 12 yıl peş peşe iktidara gelen muhafazakar AK Parti iktidarı ile birlikte Müslümanların söylemlerinde büyük değişiklikler olmuştu. Sadece söylemlerinde değil, yaşantılarında da daha önceki idealleriyle ve düşünceleriyle uyuşmayan görüntüler ortaya çıkmıştı. Biz elbette insanların önceki düşünceleri kesinlikle doğrudur, sonraki düşünceleri kesinlikle yanlıştır iddiasında değiliz. Böyle bir hak ölçüsü yoktur. İsanlar elbette önceki düşüncelerinde yanılmış olabilirler ve doğruyu sonradan yakalamış da olabilirler. Yani bizler hiç düşünmeden geçmişi savunanlar değiliz.
Fakat Müslümanların ideallerinden vazgeçmesi, bu uğurdaki yükümlülüklerini terk etmesi, çok basit dünyevi şeylerle yetinmesi söz konusu olunca elbette uyarı görevimizi yerine getirmekle mükellefiz.
Her şeyden de önemlisi bu dönemde İslam'ın devlet talebinin olup olmadığı bizzat Müslümanların kendi aralarında bile tartışmaya açılması söz konusu olmuştu.
Birileri yeni durumla mutmain olmuşlardı ve yazılarında, konuşmalarında ve özellikle söyleşilerinde Müslümanlar olarak devlet talebinden vazgeçtiklerini dile getirmeye başlamışlardı. Bununla birlikte İslam'ın bu talebinden vazgeçmeyeceği konusunu dile getiren ilim adamlarımız da yok değildi.