Tahmini Okuma Süresi:
12 sa. 1 dk.
Sayfa Sayısı:
424
Basım Tarihi:
24 Temmuz 2019
Yayınevi:
Doğan Kitap
ISBN:
9786050964486
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2023 65. kitabı
Tahir Musa Ceylan / Diri Aşk Gerçek aşkın kimyasını suni olarak yaratabilir misiniz? #DiriAşk kitabında aşkı bulamayan ve aşkı bilmeyen bir adamın, aşık olma halini beyninde yeniden yaratma çalışmasını, çevresindeki ve kendisindeki aşık olma hallerini okuyoruz. Kamil Bey Adli Tıpta kimya laboratuvarı sorumlusudur. Kadınlara karşı duygusuz olmasının sebebini öğrenmek için testler yaptırır. Ona göre hayatta her şey kimyadan ibarettir. Sorununu öğrenirse düzeltebileceğini düşünür ve düşündüğü gibi de olur. Önce sorununu daha sonra da çözümünü bularak uzun uğraşlar sonucu çok istediği aşka ulaşmıştır. Aynı yerde çalıştıkları Behiye, Kamil Beye uzun süredir aşıktır. Kamil Bey de bu aşka cevap verebilmek için, yaptığı uzun uğraşlar sonucunda bu aşkın kölesi olmuştur. Behiye’nin beklenmeyen ani ölümü Kamil Beyi çok sarsmış ve kendi kabuğuna çekilmesine sebep olmuştur. Ta ki Ayişa’ya kadar. İnsanlar genelde kendilerinde aynı tür duygu ve tutkuyu yaratan insanları seviyorlar. Kamil Bey de Behiye’den sonra bu tutkuyu Ayişa’da buluyor. Peki Ayişa kimdir? Burası okurları bayağı şaşırtacak. Kitabımız sadece Kamil Beyin aşk hayatını değil, çevresindeki insanların da aşka yaklaşımlarını ve yaşadıklarını konu alıyor. Böylelikle farklı pencerelerden farklı hayatlara da misafir olmuş oluyoruz. Beni çok etkileyen, sürükleyici ve güzel bir eserdi. Keyifli okumalar…
Diri AşkTahir Musa Ceylan · Doğan Kitap · 201920 okunma
6/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2023 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2023 15:08
"Birinin canlı, öbürünün ölü olması bile bozamaz Diri Aşk'ı." . Kâmil Bey, adlî tıpta daire başkanıydı. Orada çalışan Agop'un Kozet'e olan sevgisini anlamaya çalışıyordu ama olmuyordu. Ne tutku ne coşku duyumsuyordu. Bir terslik olduğunu biliyordu da üzerine düşmek için nedeni yoktu henüz. Bir gün bel suyunda araştırma yaptırmış, çıkan sonuca göreyse bırak birine sevgi duymayı yaşamak için bile hormonlarının çok az olduğunu öğrenmişti. Öyle ya, duyumsadığımız her duygu sonuçta bir kimyaydı. . Kâmil Bey bu işi çözmek, kimyasal değerlerini yükseltmek için girişimlerde bulunmuş, ufak da olsa kıpırdanma esintilerine tanık olmuştu. O sırada da yanında çalışan Behiye'ye ilgi duymaya başladı. Bir yandan Agop ile Kozet, bir yanda Kâmil ile Behiye. Arada önlerine gelen ölülerin raporlarını yazıyorlardı. Sevgi uğruna ölen, öldürülenlerin soğuk gövdeleri... . Genç yaşlarında beklenmeyen olaylar yaşanıyor, araya 20 yıl giriyor. Birçok kişiliğin yaşamı da değişiyor. Sonra Ayişa geliyor. Yeni rüzgârın adıydı o. Kâmil artık onunlaydı. Oysaki Ayişa ile Kâmil karşılıklı birbirinin kim olduklarını biliyordu. Bu durumsa kurguya başka bir pencere açıyor. Borderline sorunu vardı Ayişa'da. Ancak saplantılı sevgisi bir EKG aygıtında dahi Kâmil'le yürek çarpamalarında bire bir titreşim oluşturuyordu. . Behiye'nin tanık oldukları, Kâmil'in insanlaşma çabası, Agop'un Kozet için göze aldıkları derken diğer kişilerin de özel yaşam çalkantılarıyla ilerleyen kurgu içinde derin düşünceler de yer alıyor, neredeyse somutlaşıyor kurgu. Okuması yoğun, biraz ağır işliyor. Öte yandan yeni sözcükler kattığı için mutluyum. Tarzım dışında bir okumaydı. Olay örgüsü kendine özgü. Cinsellik, ikili ilişkiler, sorgulamalar, özel hastalıklar, tutku, sır... İlgilenenlere öneririm. . Betikle esen kalın.
Edebiyat
Diri AşkTahir Musa Ceylan · Doğan Kitap · 201920 okunma

Yazar Hakkında

Tahir Musa CeylanYazar · 17 kitap
Tahir Musa Ceylan (d. 1956, Çanakkale) şair, romancı, düşünür. Sanat hayatının ilk döneminde fotoğraf sergileri açmış olmakla birlikte, daha çok fotoğraf estetiği ve tarihi üzerine yazılarıyla tanınmış, 1988 yılında Fotoğraf Estetik ve Görüntü Üzerine Denemeler isimli ilk kitabı çıkmış, 80'li yıllarda in vivo isimli edebiyat/felsefe dergisini yayımlamış ve İstanbul Tabip Odası Bülteni’nin sanat sayfalarını düzenlemiştir. Şairliği İlki 1986 da Sanat Olayı'nda, sonraki şiirleri Hürriyet Gösteri, Düşün, Edebiyat ve Eleştiri, Ünlem, İle, Akatalpa, Hayal dergilerinde yayımlanmış, 1988 yılında Depresyonun Şiiri adıyla ilk şiir kitabı basılmıştır. 80'li yılların şairlerindendir, ruhu öne alan, çağrışımlara yaslanan, dizelerde değil, bütünde anlam doğuran, imgeci, yoğun, dramatik bir şiir anlayışı vardır. Romancılığı 2005 yılında basılan ilk romanı İçi Yoksul yetmişli yılların sonunda Çanakkale'nin Yenice kasabasından öğrenim görmeye geldiği Ankara'da kültür şoku ve duygusal travmalar yaşayan bir gencin iç dünyasını ele alır. 2008 yılında yayımlanan Kestane Kıranında Kadınlar romanında ise 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyılın başlarında Mavruz isimli kurgusal bir köyde bir kadın ana karakter üzerinden sürekli olumsuzluklarla boğuşan bir ailenin hayata tutunma mücadelesi, arka planda da köyün hikâyesi anlatılmaktadır. Yerel bir dil kullanılan romandaki bazı karakterler ve köyde meydana gelen felaketler yazarın doğum yeri olan Nevruz köyündeki yaşanmışlıklardan esinlenmiştir. Sonraki romanları Yarım Adamın Aşkları(2009), Elli Yıl Sonra Kül(2010) ve Bir Zamanlar Bakırköy(2011) şeklinde sıralanır. Edebi üslup olarak yazar, dil ve kurguyu bütünler, zaman zaman şiir diliyle nesir dili ayrımını ortadan kaldırır, anlatımın gücünü arttırmak için sayısız metafor kullanır. Romanlarında ana öykü tek başına ilerlemez, çok sayıda yan öykü zaman zaman merkeze alınarak ana öyküyü taşır. Akışta şaşırtıcı karakterler aniden ortaya çıkarak farklı hayatları öykünün içine alır. Ana öykü, kesintisiz ve tekdüze değil, çeşitlenerek ancak bölünmeden ilerler. Ayrıntılar dört bir yana dağılsa bile bir kopukluk duygusu hissedilmez ve anlatı epik dilden ayrılmaz. Bazı yapıtları edebiyat seçkilerinde yer almıştır. Romancılığında, coşkulu bir özgürlükle rafine bir kulvarda ürettiği söylenmiştir. Düşünürlüğü 25 yıla yakın bir süredir Cumhuriyet Bilim Teknoloji Dergisi Aylak Bilgi Köşesi'nde nöro-psiko-felsefe içerikli denemeleri yayımlanan yazarın bu yazıları Aylak Bilgi, Aylak Yazılar, Aylak Düşünceler ve Aylak Fikirler isimleriyle kitaplaştırılmıştır. Bilgiye dayalı mantıkçı bir felsefenin izini süren Ceylan, Jung'un kollektif bilinçaltı düşüncesinin üzerine oturttuğu ve bütün insan türünün tek bir benliği olduğunu varsayan ortak benlik kavramını geliştirmeye çalışmaktadır. Buna göre insanın ortak yapısı olan DNA sahici olandır. İnsan sahici olanın yeryüzündeki işleme şeklidir, o nedenle de geçici bir bileşimdir, dünyanın o günkü koşullarında, o günün malzemesinden üretilmiş gündelik bir aracıdır. Sahici ve temel yapının içgörü yoluyla kendi benliğiyle ilgili oluşturduğu kurgu ortak benliktir. Ortak benlik yeryüzüne çıktığı andan itibaren deneyüstü ve öznel yapısını nesnel hale dönüştürür. Yeryüzündeki macera bir "dışlaşma" işleminden ibarettir. İnsanlar arasında ortak benlik kaynaklı bir bağ vardır. Kant’ın usa verdiği deneyüstü bilgi çıkarma işi ortak benlikte kodlu, önceki kuşakların ürettiği ve aşama aşama ortak canlıya eklediği bir kapasitedir. O nedenle bilgi, önceki kuşaklarda deneyden çıkmış, ama şimdiki kuşakların kullanımında deneyüstü olmuştur.