Ragnar Jónasson’ı ilk kez okudum ve bayılmadığım halde okumaktan da çekinmediğim polisiye türünün zevkli köşelerine çekti beni. Jónasson, biraz araştırınca şirket avukatlığını yaptığını da öğrendim. Hukukçuların ve tıpçıların yazdığı polisiyeler iyi oluyor bana göre. Karanlık da onlardan biri. Karanlık, “Karanlık İzlanda” ya da “Gizli İzlanda” isimli serinin ilk kitabı(¿). Bu soru işaretini spoiler vermemek adına açıklamıyorum, okuyunca anlayacaksınız. Zaten beni içine çeken de bu oldu açıkçası.
Konusu; “Hulda adlı 64 yaşındaki polisin emekliliğine çok az kalmıştır. Patronu Magnus, onun yerine birinin geldiğini o yüzden odasını boşaltmasını söyler. O da son bir dosyaya bakmak istediğini söyler ve İzlanda kırsalında ölen Elena adlı bir Rus mültecinin dosyasına bakmaya başlar. Deniz kenarında doğal ölüm gibi görünen olayda Alexander adlı polisin görevini yapmadığını fark eder.“
Jónasson’ı tekrar okuma isteği uyandırmanın sebebi; az tekrar, içinde yaşadığı şehrin kanlı canlı kılması, konuyu fazla uzatmadan pata küte girmesi, okuru tüketen ve kendini okura zeki kabul ettirme çabasına da girişmiyor, zaten zeki bir insanın yapması gerekenin de bu olduğu kanısındayım. Bu kitabı süprizi kesinlikle finali, ama “katil kim?” finali değil, ki katilin kim olduğunu da tahmin ettim. Finalde bambaşka bir sürpriz var, seversiniz bu kitabı bence. Diğer serileri de vakit buldukça okur, bu yıl üçlemeyi bitiririm.