Dostoyevski’nin Ezilenler’i, onun yazarlık yolculuğunda erken dönemden olgun döneme geçişin tam eşiğinde duran bir roman. Sürgün sonrası kaleme alınan bu eser, hem ilk dönemindeki duygusal içtenliği hem de ileride yazacağı büyük romanların (Suç ve Ceza, Budala, Karamazov Kardeşler) psikolojik derinliğine temel oluşturan güçlü bir yapı sunuyor.
Romanda “ezilen” olmak yalnızca toplumsal bir durum değil, sevgi karşısındaki güçsüzlüğün, gururun ağır yükünün ve insanın kendi iç çatışmalarına yenik düşmesinin adı. Dostoyevski karakterlerini yargılamıyor onları içeriden, merhametli ama sarsıcı bir bakışla ele alıyor.
Eserin gücü, merhameti bir duygudan çok bir duruş olarak kurmasında. Yoksulların ve dışlananların dünyasında sevgi çoğu zaman acıyla, fedakârlık kayıpla yan yana ilerliyor, fakat roman umutsuzluğa teslim olmadan insan onurunu ve iç direnişi görünür kılıyor.
Ezilenler, Dostoyevski’nin büyük romanlarının habercisi olmasına rağmen daha sade, daha sıcak ve insana daha yakın bir anlatım taşıyor. Bu yönüyle, Dostoyevski okumamış ve yazara ilk kez adım atacaklar için “Dostoyevski’ye giriş” niteliğinde güçlü bir başlangıç kitabı.
Gönül rahatlığıyla, içtenlikle ve özellikle tavsiye ettiğim bir eserdir. Dili ve çevirisi akıcı, anlatımı sürükleyici ve akıp giden bir kitap.