Fırtına Çıktığında Uyuyabilmek

9,0/10  (1 Oy) · 
4 okunma  · 
2 beğeni  · 
160 gösterim
Sevgisiz zekanın, bizi küstah yaptığı; sevgisiz adaletin, bizi zalim yaptığı; sevgisiz diplomasinin, bizi iki yüzlü yaptığı; sevgisiz başarının, bizi kirli yaptığı; sevgisiz zenginliğin, bizi haris yaptığı; sevgisiz inancın, bizi bağnaz yaptığı bir dünyada yaşıyoruz. Peki yeni bir dünya kuramaz mıyız?
Öyle bir dünya ki; güçlülerin adil, güçsüzlerin güvenli, ülkelerinin barış ve kardeşlik içinde olduğu bir dünya… İnsanlarının gönül aydınlığı ile aydınlanan, ruh ve düşünce zenginliğiyle çiçeklenen bir dünya. Mutluluğu da acıyı da paylaşabilenlerin, akrabalıkların, vefakarlıkların hayatımıza yansıdığı bir dünya. Ağlamayı da gülmeyi de, çileyi de, başarıyı da terslikleri de bilen, taşıyan ve gerektiği gibi karşılayan ‘’ölçü ve denge’’ toplumunun dünyası. Nefsiyle, inadıyla, öfkesiyle değil; aklıyla, idealiyle, yüreği ile düşünenlerin dünyası. Aileyi göz bebeği gibi koruyan, yaşlıların, hastaların, muhtaçların; ilahi emanetler gibi görüldüğü bir dünya. Böyle bir dünyanın hasreti bu kitabı doğurdu.
  • Baskı Tarihi:
    Kasım 2011
  • Sayfa Sayısı:
    240
  • ISBN:
    9786054533022
  • Yayınevi:
    Düşün Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 1 Alıntı

Bir çiftçi, “fırtınası bol” olan bir tepede bir “çiftlik” satın almıştı… Çiftliğe yerleştikten sonra, ilk işi bir “yardımcı” aramak oldu. Ama; ne yakınındaki köylerden, ne de uzaktakilerden hiç kimse onunla çalışmak istemiyordu. Çalışmak için müracaat edenlerin çoğu da, “çiftliğin yeri” ni görünce, çalışmaktan vazgeçiyor; “Burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur.” diyorlardı.
Nihayet; çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam, işi kabul etti.
Çiftlik sahibi; adamın haline bakıp “Çiftlik işlerinden anlar mısın?” diye sormadan edemedi.“Sayılır” dedi adam;“Fırtına çıktığında uyuyabilirim!”
Çiftlik sahibi, bu “ilgisiz sözü” biraz düşündü, sonra boşverip, adamı işe aldı. Zaten, başka çaresi de yoktu.
Haftalar geçtikçe, adamın “çiftlik işlerini düzenli yürüttüğünü” görünce, içi rahatladı.
İşler, tıkır tıkır yürüyordu… Ta ki; O “fırtına”ya kadar!.. Gece yarısı, fırtınanın o müthiş “uğultu”suyla uyandı… Öyle ki; Bina çatırdıyordu!.. Yatağından fırladı!.. Yardımcısının odasına koştu; “Kalk!.. Kalk!.. Fırtına çıktı… Bu fırtına her şeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım!”
Adam, yatağından bile doğrulmadan, mırıldandı: “Boşverin efendim; gidin yatın!.. Ben size fırtına çıktığında uyuyabileceğimi söylemiştim ya!..”
Çiftçi, adamın bu rahat, bu umursamaz tavrı karşısında çılgına dönmüştü…
O öfkeyle, kararını verdi… Ertesi sabah, ilk işi; bu adamı işten kovmak olacaktı.
Ama, şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu… Ki, hasarı ucuz atlatsın!..
Dışarı çıktı, “Saman balyaları” na koştu…
Aaa, o da ne?... Saman balyaları birleştirilmiş, sıkıca bağlanmış ve üzerleri de muşamba ile örtülmüştü!..Ahıra koştu… İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı da sıkıca kapatılmıştı…Tekrar evine yöneldi… Baktı ki, evin “kepenk”lerinin tamamı kapatılmış… Çiftçi, hayli rahatlamış bir halde odasına döndü ve yatağına yattı. Fırtına, uğuldamaya devam ediyordu.
Gülümsedi ve gözlerini kapatırken şöyle mırıldandı; “Fırtına çıktığında uyuyabilirim!”
...
“Sıkıntılara; zihnen (bilgi, plân), manen (dua) ve maddeten (tedbir) hazırsanız, fırtına çıktığında uyuyabilirsiniz. Hem de, hayatınız boyunca.”

Fırtına Çıktığında Uyuyabilmek, Yaşar DeğirmenciFırtına Çıktığında Uyuyabilmek, Yaşar Değirmenci