Adı:
Galilee
Baskı tarihi:
Haziran 2000
Sayfa sayısı:
714
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799753293043
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Harmancı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
Korku edebiyatının geleceğini gördüm... Adı Clive Barker'dı.
- Stephen King

Her ailenin bir sırrı vardır.

Geary'ler de bu kuralın istisnası değildir. Rockefeller'lar kadar zengin, Kennedy'ler kadar parlak başarılara imza atmış olan bu hanedan, İç Savaş'tan bu yana Amerika'daki hayatı görünmez elle yönetmiş ve bütün bu süre boyunca hem yozlaşmalarının ne kadar derinlere indiğini hem de ölümsüz (!) Barbarossa'larla olan acımasız kavgalarını zekice saklayabilmişlerdi.

Ama bütün bunlar değişmek üzereydi... Barbarossa hanedanının prensi Galilee, Geary ailesine gelin giden Rachel Pallenberg'e aşık olunca, aileler arasındaki bastırılmış nefret su yüzüne çıkacak ve karşılıklı yokedici bir çılgınlığa dönüşecektir. Artık bütün sırlar ortaya dökülmüştür... Hem de, yazardan bu kitabın devamını bekleten, "olayların devamını da yazsa" dedirtecek biçimde...

Clive Barker o kadar iyi yazıyor ki, tam anlamıyla dilimin tutulduğunu söyleyebilirim.
- Stephen King

Parlak bir hayalgücüne sahip, büyüleyici ve güçlü bir yazar... Önemli bir hikaye anlatıcısı.
- J. G. Ballard

Galilee, zamanı ve mekanı aşarak, son derece güzel bir anlatımla nefes kesici bir hayalgücünü ortaya koyuyor. Sözün kısası: Fantastik, sürükleyici bir dünyalar savaşı.
- People
714 syf.
·7/10
Clive Barker'ın Galilee'si ilginç bir kitap. Barbarossalar ve Gearyler arasındaki kan davası ilginç ama keşke kitabın kapağında söylendiği gibi olup bitseydi olaylar. Kitabın ilk yarısı daha ilginç; çünkü Barbarossaların yaşamı anlatılıyor, ayrıca Gearylerin hikâyesi de anlatılıyor ve elbette kilit noktası olan Rachel'in hikâyesi de . Hikâyelerin çakışma noktaları , kitabın anlatıcısı Maddox'un öyküyü sürekli olarak kitabın kendisine çevirmesi, belli ki yazar üst üste, iç içe bir kaç hikâyeyi dolandırarak etkileyici bir karışım ortaya çıkarmış. Benim gibi hayatının yarısı kitap bırakarak geçmiş bir insanı 710 sayfa- hem de küçücük puntolarla yazılmış - bir kitabı okutmak da bir yazarın nadide başarılarından biri sayılmalı. Okuyabilmemi karakterlerin ilginçliğine, yazarın üslûbunun sıkıcı olmamasına, bir şekilde edebi bir dil tutturabilmesine, ilginç olayların akışına bağlıyorum. Ancak kitabın son 200 sayfası diyeyim, özellikle Charles'ın günlüğünden sonra, yani artık nihai olaylara varırken daha ilginç olması gerekirken bunu beceremediğini düşünüyorum. Bu yüzden 500 sayfa ilginç, arkası ise yokuş aşağı...neden? çünkü bu kadar çok karakterin olduğu, bu kadar katman katman olayların yaşandığı, geçmiş zaman-şimdiki zaman, kitaptaki kitabın zamanı arasında gelgitlerin yaşandığı bir eseri sona erdirmek de çok kolay olmasa gerek. Normalde yapmadığım bir şey ama 10 üzerinden not vermem gerekse bu kitaba 7 verirdim.
714 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Galilee, Clive Barker'dan şu ana kadar okuduğum en uzun kitaptı. Buna rağmen yine iki günden fazla sürmedi. Bu adamın sürükleyici satırlar kaleme almakta ustalığına akıl erdiremiyorum. Zaten kaleme aldığı tür üzerine fazla kitap bulmak mümkün değil. En iyi örneklerini kaleme alıyor türünün. Ben de uzun süredir okuyup okuyup yorumluyorum, her defasında da söylüyorum, hala sesimi duyuramadım. Çevirin şu adamın tüm kitaplarını, çok şey kaçırıyorsunuz!

Karakterin ele alınan konu içine yedirilmesinden önce kendi içinde bir olgunluğa kavuşması gerekir. Clive Barker kitaplarında çeşitli karakterler kaleme almayı sever. Fakat daha önce Galilee kadar geniş bir karakter ağına sahip olan bir kitabını okumadım. Romanın ilk sayfasına daha geçmeden karşınıza çıkan iki büyük sayfa dolusu soy ağacı zaten bu konuda bilgiyi baştan veriyor bizlere. Kitabımız iki köklü aileyi konu alıyor. Bunu çok da farklı bir yönden ele alıyor. Galilee zamandan bağımsız olarak yazılıyor. Nasıl derseniz; içinde barındırdığı fantastik ögelerle alakalı bir durum yok. Elimizde tuttuğumuz kitabımız aslında bir kitabın da yazılma süreci. Ana adamımız Maddox, iki aile hakkında çarpıcı gerçekleri tüm çıplaklığı ile kaleme alıyor. Bunu yaparken de hareketli hayatı boş durmuyor tabi. Kitabın bölümleri arasında gezinirken, yazıldığı zamanı da elden bırakmıyoruz.

Bölümler arası geçişler kopukluktan uzak, gayet güzel bir bütün havasında önümüze sunulmuş. Bunda en büyük etken karakterlerin yaradılış sürecinin başarılı olması ve biz okurlara güzel tanıtılması. Kitapta dünyaların birbirine girdiğine şahit olacaksınız, zaman içinde adeta yüzeceksiniz fakat o muazzam sürükleyicilik sayesinde konudan asla ve asla kopamayacaksınız. 714 sayfalık bir eserde bu esintiyi yakalamak kolay değil.

Daha önce de bahsetmiştim; Clive Barker tam anlamıyla korku yazmıyor. Evet, eserlerinde korku ögeleri kendisine fazlasıyla yer buluyor, ama onun türü biraz da alışılmışın dışında. Epik fantezi, fantezi türünün tamamen gerçekten uzak bir alt yapısıdır. Okuduğunuz materyal gerçeklikten izler taşıyabilir fakat bu izler hikayenin gidişatını o kadar etkilemez. Dönen hikaye akla hayale sığmayacak büyülü bir yolculuktur. Barker'ın epik fantezi dünyası biraz sert. Bir önceki okuduğum kitabı "Zaman Hırsızı" bir masal kitabıydı, daha doğrusu dürüst bir masal kitabıydı. Karanlık masal dünyalarını üzerindeki perdeyi kaldırarak bizlere aktaran bir eserdi. Aynı zamanda bizlere Clive Barker'ın karanlık dünyasını güzelce özetler niteliğe sahipti.

Galilee'deki karanlık, "Kutsanma Ayini" adlı eserdeki karanlığa benzer nitelikte. İki eserde de aile unsuru fazlasıyla vurgulanıyor ve içindeki karanlığı da bu yönde döküyor. Bu iki kitabı yan yana getirince birbirine eşdeğer iki muazzam eser buluyorsunuz. "Kutsanma Ayini" benim için şok edici bir kitaptı çünkü ne ile karşılaşacağımı hiç bilmiyordum ve beklentimin çok çok üzerinde bir metin okudum. Galilee'nin de elbette ondan aşağı kalır yanı yok. Sadece benim için "Kutsanma Ayini"nin yeri ayrıdır. Şunu da gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki; okuyan herkes kendi için yeri ayrı bir Clive Barker kitabı bulabilir.

Amerika tarihinden de beslenmiş bir temel üzerine kurulan, güçlü bir ifadeyle kaleme alınmış, yer yer ince ve yerinde ırkçılık karşıtı göndermeleri bulunan ve daha nice niteliklere sahip bir roman Galilee. Gerçekten de görkemli bir roman. Anlattığı hikaye, daha doğrusu hikayeler, çok büyük. Okurunun sayfaları çevirdiğini fark etmemesini sağlamak Clive Barker için çocuk oyuncağı. Kitaplığınızdan eksik etmeyiniz.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Galilee
Baskı tarihi:
Haziran 2000
Sayfa sayısı:
714
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799753293043
Kitabın türü:
Çeviri:
Mehmet Harmancı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
Korku edebiyatının geleceğini gördüm... Adı Clive Barker'dı.
- Stephen King

Her ailenin bir sırrı vardır.

Geary'ler de bu kuralın istisnası değildir. Rockefeller'lar kadar zengin, Kennedy'ler kadar parlak başarılara imza atmış olan bu hanedan, İç Savaş'tan bu yana Amerika'daki hayatı görünmez elle yönetmiş ve bütün bu süre boyunca hem yozlaşmalarının ne kadar derinlere indiğini hem de ölümsüz (!) Barbarossa'larla olan acımasız kavgalarını zekice saklayabilmişlerdi.

Ama bütün bunlar değişmek üzereydi... Barbarossa hanedanının prensi Galilee, Geary ailesine gelin giden Rachel Pallenberg'e aşık olunca, aileler arasındaki bastırılmış nefret su yüzüne çıkacak ve karşılıklı yokedici bir çılgınlığa dönüşecektir. Artık bütün sırlar ortaya dökülmüştür... Hem de, yazardan bu kitabın devamını bekleten, "olayların devamını da yazsa" dedirtecek biçimde...

Clive Barker o kadar iyi yazıyor ki, tam anlamıyla dilimin tutulduğunu söyleyebilirim.
- Stephen King

Parlak bir hayalgücüne sahip, büyüleyici ve güçlü bir yazar... Önemli bir hikaye anlatıcısı.
- J. G. Ballard

Galilee, zamanı ve mekanı aşarak, son derece güzel bir anlatımla nefes kesici bir hayalgücünü ortaya koyuyor. Sözün kısası: Fantastik, sürükleyici bir dünyalar savaşı.
- People

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Cüneyt Karaağaç
  • Berke Can
  • meltem palaz
  • Ceyhun Tansu
  • Rogojin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%0
8
%20 (1)
7
%60 (3)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0