G Ö K K U Ş A Ğ I
“Kötü şeyler, insana asla sahip olamayacağı bir deneyim yaşatır ve acı da olsa bir tecrübe katar. İnsanı olgunlaştırır, hayatın tozpembe duvarlarını gerçek renklere boyar. Gözünün açılmasını sağlar ve bir daha asla aynı acıyı bir kez daha asla aynı bir kez daha yaşamana izin vermez. Çünkü artık hata yaptığında bunun sana neye mal olacağını bilirsin, ona göre davranırsın.”
Kaan Soyalp, Arda, Alkım, Aslı, Melis, Gökçe, Burcu, Aygül, Güliz, Demir, İrem, Miray, Gürkan, Banu, Buse Aydın, Akın, Emre, Zeynep ve Nilüfer ile güzel bir dokuz gün geçirdim. Bu eseri okuma sürem epey uzun sürdü çünkü hastalandım ve bazı günler okuyamadım. Ancak okuyamasam da karakterler ile beraber olmak harikaydı. Kayahan’ın şarkısında dediği gibi film gibiydi yani…
Kaan’ın yaptığı hatalardan dolayı Arda’nın artık bunalıp Gökkuşağı danışmanlık şirketi ile görüşüp bir çözüm yolu bulmaya çalışması, Kaan’ın ise buluşmaya giderken, yağmur nedeni ile bir kafeye girdiğinde ilginç bir çekim ile bayanın birine odaklanması, ikisi arasındaki farklı bir elektriğin Kaan’ı etkisi altına aldığı anda Arda’nın onu görüşme için çağırmasının ardından görüşmede gördüğü kişi ile yaşanan şaşkınlık başta olmak üzere yaşanan tesadüfler…
Nilüfer hanımın çocukları olmaması sebebi ile belli dönemler aralığında evlat edinerek onları yetiştirmesi ve topluma kazandırması beni etkiledi… Onlara her daim destek olup koruyup kollaması, kendisi onları doğurmamış olsa da hepsine ayrı bir sahip çıkması, doğru yolda ilerlemelerini sağlaması, onlara her zaman kendi çocuğu gibi davranması beni çok mutlu etti.
İrem ve Buse Şahin bu iki kadından da nefret ettim. Nasıl bir kişilik bozukluğu, nasıl bir dengesizliktir öyle… İkisi de birbirinden beter… Allah öyle insanlardan uzak tutar inşallah bizleri.
Kaan