Başımın Belası yorumumla geldimmm
Kitabı yeni baskısı ve yeni haliyle yeniden okudum ve kitap yüzümde kocaman bir gülümsemeyle bitti Karakterlerimizi çok özlemişim.
Hikâyemiz Zeynep’le başlıyor. Üniversite için İzmir’den İstanbul’a gelen, hukuk kazanan, yeni bir hayata adım atan tatlı ama bir o kadar da fevri bir kız kendisi. Kuzeni Ela’nın yanına yerleşmesiyle her şey yoluna girecek sanırken… Ela’nın yaşadığı hayal kırıklığı Zeynep’i hiç planlamadığı bir olayın içine sürüklüyor.
Kuzeninin intikamını almak için gittiği spor salonunda işler tam anlamıyla sarpa sarıyor ve Zeynep yanlış kişiye patlıyor
O kişi kim mi?
Tabii ki Rüzgâr Yücesoy.
“Bir daha asla karşılaşmam” diye düşündüğü bu adam Zeynep’in karşısına yeniden çıkıyor. Hem okulda, hem çalıştığı kafede, hem de hiç beklemediği anlarda… Ve işte tam burada eğlence başlıyor
Zeynep ve Rüzgâr arasındaki atışmalar, inatlaşmalar, laf sokmalar o kadar keyifliydi ki okurken resmen sırıttım. Zeynep’in bazı ani tepkileri beni yer yer sinir etti
Rüzgâr ise dışarıdan havalı, kendine güvenen biri gibi dursa da geçmişinde taşıdığı kırgınlıklar onu çok daha derin bir karakter yapıyor. Zeynep’in güçlü duruşunun altında sakladığı duygularla birleşince… aralarındaki çekim kaçınılmaz oluyor
Kitap sadece ana çift etrafında dönmüyor. Yan karakterler, dostluklar, samimi ilişkiler hikâyeyi çok daha sıcak ve gerçekçi hâle getiriyor.
Sayfalar su gibi akıp giderken, her şey yoluna girdi derken yaşanan bir gelişme var ki… Bir tık kalp kırıcı
Zeynep’in vermek zorunda kaldığı karar hem onun hem de Rüzgâr’ın kalbini paramparça ediyor ve kitap çok fena bir yerde bitiyor.
Tatlı, eğlenceli, yer yer sinir eden dolu dolu bir gençlik romanı. Eğer akıcı, romantik, bol atışmalı ve ilk aşk havası olan kitapları seviyorsanız kesinlikle şans