Günlerin Getirdiği

Nurullah Ataç
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

4/10
·193 syf.··
Beğendi
·
2020 28. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2020 22:54
Nurullah Ataç eleştirmen ve denemeci olarak bir döneme damgasını vuran ve bu alanda on beş cildi dolduracak kadar denemeyle eleştiri alanında yazılar yazan büyük bir sanatçıdır. Ataç kendini, “günde yirmi dört saat edebiyatçı olan” diye tanımlamıştır. Dergâh dergisinde yazdığı şiirler ve Ahmet Haşim hakkında kaleme aldığı bir yazı ile edebiyat dünyasına giriş yapan sanatçı deneme, eleştiri, inceleme ve çeviri türlerinde onlarca eser meydana getirmiştir. Eleştiri alanında çok büyük bir etki bırakan yazar için, 1945 ile 1957 yılları arasında sanatçıların çoğunun Ataç’ın ne diyeceğini hesap ederek yazdıkları söylenmiştir. Yazdığı yazılarla birçok sanatçıyı öven, kimilerini de ağır bir şekilde yeren Ataç, hiçbir düşünceyi söylemekten korkmamış ve her anlamda yenilikçi bir tavır sergilemiştir. Edebiyatımızda modern anlamda deneme türünde eser veren ilk yazar Nurullah Ataç’tır. 'Günlerin Getirdiği' adlı eserinde , tenkitçilikten daha çok kendini denemeci olarak ifade eden yazar, gerçekten de objektifliğinden çok sübjektif olması, belgelere dayanmaktan daha çok mantığı ile olaylara yaklaşması, ayrıntılar üstünde durarak hükümleri durmadan sorguya çekmesi, “ben buyum ve böyle düşünüyorum” tavrını takınması ile deneme türüne daha yakın bir sanatçı olduğunu göstermiştir. Türkçenin özleşmesi için çalışmış, Türkçenin içindeki bütün yabancı kelimelerin atılması için gayret göstermiş, “özleştirmecilik” akımına öncülük etmiş olan Nurullah Ataç hafif mizaha kaçan bir üslupla eserlerini kaleme almış ve konuşur gibi yazmıştır.Üslubunun en özgün taraflarından biri de “devrik cümleleri” yoğun bir şekilde kullanmasıdır. Bazı yazılarında devrik cümleleri çok fazla kullanmış ve bu yüzden de yapmacıklığa düştüğü yönüyle eleştirilmiş olan Ataç, edebiyatımızda devrik cümlenin babası
Günlerin GetirdiğiNurullah Ataç · Akba Kitabevi · 194675 okunma
Günlerin Getirdiği 1946 ilk basım.
10/10
·159 syf.·
2017 1. kitabı
Yıllardır yazarım, benden de bir şey kalsın istiyorum. Bir umut... Bu yazıları gönlümce sevecek belki birkaç kişi bulunur umudu. Ölüm başımızda dolaşıyor... " Der Ataç kitabın önsözünde basılan ilk kitabıdır, Günlerin Getirdiği ve 1946'da Akba Kitabevinden çıkan ilk baskısının kitabıdır elimdeki bu kitap. 71 yıllık kitabın maalesef ki bir okuyanı olmamış basımdan çıktığı halde hala sayfaları birbirine yapışık bir halde elime geçti o yüzden bir yanda ilk baskıdan olan kitapta ilk okumayı gerçekleştirmek, bir yanda okumayan insanların elinde yıllardır dolaşan kitabın böyle bir mirasın sokak sahaflarından elde edilmesi.. acı bir gerçek var ortada ama buna değinmek yetersiz kalıyor şuan . . - Yaklaşık 7 ay Ankara'da bulundum fakat hep özlerim Ankara'yı. Sokak sahaflarını daha çok özlerim çünkü her gün farklı bir kitabı bulacağımı bilirdim Nurullah Ataç'ın bu kitabını bulduğum zaman cebimde bu kitabı satın alacak kadar bir para yoktu cuzzi bir miktar vardı. -Böyle kitaplara değer biçemem ben o yüzden aldığım fiyattan söz etmek değersizlik katar- bu kitabın satıcısı olan Osman adında sokak sahafıdır sürekli ondan kitap aldığım için - ve arada bir çay içimi sürede gündem ve sistem hakkında muhabbetler ettiğimiz için - fiyatının yarısına satın alıp kütüphaneme ekledim o yüzden insanlarla bazen muhabbet kurmanın iyi taraflarından birine rastladım o gece ... / Ataç insanın içindeki yalancı taraflara ve kendini beğenme- beğendirme yönlerine sivri bir dille epey dokunur zaten eleştiri alanında iyi olması şaşılacak bir şey değildir. . Özellikle kendisi ile olan hesaplaşmasından kaçmadığını satır aralarında hep vurgular biz yapar mıyız? Uzun uğraşlar sonunda kendi bencillik denizimizin kıyısına varırız ancak o denizi aşıp benliğe varmak mümkün mü belki de hiç bir zaman
Edebiyat
Günlerin GetirdiğiNurullah Ataç · Akba Kitabevi · 194675 okunma
Sıkı Eleştirmen
Puan vermedi·269 syf.··
2024 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2024 21:05
Bu kitap yoluyla Nurullah Ataç’ı tanıma fırsatı buldum. Her denemesindeki konuyu farklı açılardan ve adeta didiklercesine değerlendirmeye aldığını gördüm. Bazı değerlendirmeleri sanki benim iç sesime tercüman oluyordu. Konulara ağırlıklı olarak mantıksal ve nesnel olarak yaklaştığını gördüm. Çok yönlü bir insan. Değişimden korkmayan bir insan.
Edebiyat
Günlerin GetirdiğiNurullah Ataç · Yapı Kredi Yayınları · 201975 okunma

Yazar Hakkında

Nurullah AtaçYazar · 20 kitap
Nurullah Ataç (d. Nurullah Ataç, 21 Ağustos 1898 - 17 Mayıs 1957), Türk eleştirmen, denemeci, yazar, şair. Eleştiri ve deneme alanı dışında hemen hemen yapıt vermeyen sayılı yazar ve şairlerden biridir. Hayatı Nurullah Ataç, 21 Ağustos 1898'de Hammer'in Osmanlı Tarihi isimli kitabı Türkçeye çeviren Mehmet Ata Bey'in oğlu olarakİstanbul'da doğdu. Nurullah Ataç'ın babası Mehmet Ata başarılı bir bürokrat idi. İlkokuldan sonra Galatasaray Lisesi'nde 4 yıl okudu. Daha sonra eğitimini İsviçre'de sürdürdü. Babasının ölümünün ardından 1919'da İstanbul'a döndü.1922 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni sürdürdü tamamlayamadı. Fransızca öğretmenliği ve çevirmenlik yaptı. 1945'ten sonra Cumhurbaşkanlığı çevirmeni olarak görev yaptı. 1926 yılında Leman Ataç ile evlendi. Bu evlilikten 1926'da, daha sonra babasının yaşamından kesitler anlattığı kitabı "Babam Nurullah Ataç"ı yazacak olan Meral Ataç Tolluoğlu doğar. TDK yayın kolu başkanı oldu. İlk şiirleri Dergâh'ta yayımlandı. Fransız, Latin ve Rus klasiklerinden çeviriler yaptı. Gazete ve dergilerde eleştiri ve deneme türünde yazılar yazdı. Eleştiri yazılarıyla Türk edebiyatında izlenimci eleştirinin ilk örneklerini verdi. Akşam'da tiyatro eleştirmenliği, Hakimiyeti Milliye, Ulus, Milliyet, Tan, Posta, Cumhuriyet, Son Havadis, Dünya gazetelerinde eleştiri yazıları çıktı. Denemeleri Türk Dili, Varlık, Yedi gün, Ülkü, Seçilmiş Hikayeler dergilerindedir. Nurullah Ataç’ın pek çok kez kullandığı takma isimlerden bazıları Sabiha Yağızlar, Alkan, Ahfeş, Süha Kavafoğlu, Ali Gümrükçü olarak sıralanabilir. Ataç yazı yaşamına tiyatro eleştirisi ile başlamıştır. İlk yazısı 1921’de Dergâh’ta yayımlanan “Türk Tiyatrosunda İlk Göz Ağrısı” adlı tiyatro eleştirisidir. Ataç, tiyatro eleştirisi ile ilgili yazılarını Dergâh ve Akşam dışında Hâkimiyet-i Milliye, Milliyet, Son Posta, Haber-Akşam Postası, Ulus, Son Havadis gazetelerinde ve Hayat, Darülbedayi (Türk Tiyatrosu), Yeni Adam, Ülkü dergilerinde yayımlamıştır. Bu gazete ve dergilerde 1921-1957 yılları arasında tiyatro hakkında yaklaşık 125 yazısı bulunmaktadır ve bu yazıları kitaplarına girmemiştir. Ataç, tiyatro eserleri için yazdığı eleştirilerle Türk tiyatrosu için bir yol gösterici olmuştur. Batılı tiyatroyu yakından tanıyan Ataç, Türk tiyatrosunun ve seyircisinin Batı’nın seçkin oyunlarını oynayacak ve izleyecek düzeye gelmesi için çok çaba harcamıştır. Ataç tiyatro hakkında yazmış olduğu eleştirilerle yalnızca tiyatro sanatı ile ilgili teorik görüşlerini ve Türk tiyatrosunun tarihî gelişimini gözler önüne sermekle kalmamış, aynı zamanda bu sanatın ülkemizde gelişimine de katkıda bulunmuştur. Yazınsal Biçimi Dilde yalınlaşma ve özleştirme deviniminin savunucularındandır. Türkçedeki yabancı sözcükleri kullanmamış, dille düşünce arasında dolaysız bir ilişki olduğunu, somut düşünme geleneğinin doğabilmesi için kavramların saydam, hangi kökten geldiklerinin anlaşılır olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu yol da, Ataç'a göre, Latince, Grekçe, Farsça, İngilizce,Arapça gibi yabancı dillerin eğitimini zorunlu kılmak başarılamayacağına göre, bunlardan alınan sözcüklerin Türkçeleştirilmesinden geçer: “ Uydurma dil dediler mi, bir şey söylediklerini sanıyorlar. Söyleyim ben size; Bu uydurma sözünü, Türkçecilik akımına karşı bir silah diye kullanmaya kalkanlardan ne dediğini bilen, şöyle gerçekten düşünerek konuşan bir tek kişi tanımıyorum. Evet, uyduracağız, bizim yaptığımız, uydurduğumuz kelimeler de yavaş yavaş halka işleyecek, eski Arapça, Farsça kelimelerin işlediği gibi. Onların yerini tutacak. ”   Bazı yazılarında arı Türkçe kullandığı için anlaşılmaz olarak eleştirilmiştir. Onu eleştirenler arasında Attilâ İlhan, Halit Fahri Ozansoy gibi isimler vardır.[3]Divan Edebiyatıgeleneğini iyi bildiği anlaşılır, kişisel olarak zevk aldığını da belirtir, fakat zamanını doldurmuş bir yazın olduğu görüşündedir. Yazı diliyle konuşma dili arasındaki uçurumu kapatma çabasının bir parçası olarak özgün Türkçeyi ve devrik tümceyi kullanmasıyla döneminin yazarlarını da, daha sonraki kuşakları da etkilemiştir. “ Oysaki ben, öz Türkçe için nice kazançları teptim, rahatımı kaçırdım, üzdüm kendimi, adımı deliye çıkarttım. Hepsi de ne dediklerini bilmez, kafalarına düşüncenin gölgesi bile girmemiş birer alıktır bana deli diyenler. Öz Türkçeye özenişim de duygularımın etkisiyle değildir. Latince, Yunanca öğretilmeyen bir ülkede tek doğru yolun, tek usul (akla uygun) yolun öz dile gitmek olduğunu düşüncemle anladım da onun için o yolu buldum. ”   Ölümü 1955 yılında gut ve şeker hastalığı ortaya çıktı. Eşinin 1955 yılında ölümünün ardından karaciğer ve böbrek rahatsızlıkları başladı. 17 Mayıs 1957 yılında İstanbul Numune Hastanesi'nde öldü. Ölümünden sonra birçok yazın ve sanat dergisinde kendisi için özel sayı çıkartılmıştır ve hakkında 2 kitap hazırlanmıştır. Bunlardan ilki 1959'da Tahir Alangu'nun hazırladığıAtaç'a Saygı isimli, O'nun için yazılmış yazıların derlendiği bir kitaptır. İkincisi ise, Türk Dil Kurumunun 1962'de Ankara'da çıkardığı Ataç isimli kitaptır.