Objektif bir inceleme olmayacak çünkü kitabın iki ana karakteriyle de birçok insana saçma gelecek seviyede bir bağ kurdum. Kitap 9 puanlık bir kitap asla değil, bunun farkındayım ama gerçekten duygularımı işin içinden ayrıştırıp da o şekilde değerlendiremiyorum. Dizinin kitabı uyarlama konusunda harika hatta kitaptan bile iyi bir iş çıkardığını söyleyip aradan çıkardıktan sonra kitapla ilgili görüşlerime geçmek istiyorum. Kitapla ilgili en güzel şey, olayları Ilya'nın tarafından da az da olsa görebilmek. Tek eleştirim, bunun daha fazla olmasını isterdim Ilya'nın duygu ve düşünceleriyle daha fazla vakit geçirebilmek isterdim. Hokey sezonundan sezonuna görüştükleri için kitabın zaman atlamaları çok fazla. Açıkçası geçen süre zarfını idrak edebilmek ve kafamda oturtmak için ekstra çaba sarf etmem gerekti, bu kitabın bunu aktarmadaki başarısızlığından mı kaynaklanıyor yoksa benimle mi alakalı emin olamadım. Neyse, devam ediyorum. Kitapta çok fazla cinsellik var evet ama ilişkilerinin başlangıç noktasının bu olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda bence bu normal. Zaten ilk kitapta da fazlasıyla vardı, bu seri böyle bir seri bunun bilincinde olarak okumak lazım. Çünkü cinsellik kısmı yüzünden kitabın romantizminin geri planda kalmasını istemem, okumaktan en keyif aldığım kısımlar Ilya'nın Shane'e aşık olduğunu kabul ettikten sonra girdiği hallerdi. Suratımda sürekli yanaklarımı ağrıtacak seviyede bir sırıtış ile okudum her bir sayfayı o noktadan sonra. Normalde hiç fanı olduğum şeyler değil ama Ilya'nın evli, mutlu hatta çocuklu hayalleri beni bir miktar delirtmiş olabilir. Özetle, son zamanlarda beni en mutlu eden şeylerden biri oldu bu kitap. Dünyanın en inceleme olmayan kitap incelemesinin sonu. Teşekkürler.
Yeni obsesyon kilidi açıldı.
Hokey+BL..
İngilizce kitap okuyabilirmiyim, kendimi deneyeyim hafif bir şeyler seçeyim, romcom olabilir derken bir şekilde bu kitaba denk geldim. BL webtoon vs okumayı sevdiğim için bir şans vereyim dedim ve kitaba bayıldım. Tek eleştirim kitap bir tık daha kısa olabilirdi. Hani duyguları kabullenme kısmı bu kadar uzamasa çok daha güzel olurdu. Ama büyük bir sorunda değildi. Karakterlerin bazı haraket ve kararları sizi sinir etse de, bir şekilde tahammül edip okumaya devam ettiriyor sizi kitap. Ben sevdim. Bu türü sevenlere tavsiye edilir.
İyi okumalar..
Tamamen dizinin heyecanından okudum yalan yok. Öyle çok bir şey beklemeye gerek yok okuyup geç, herkes asıl güzel olan The Long Game dediği için mecbur onu da okuyacağız.
Kitabın ilk %30'u benim için maks 3 falandı ama geri kalanı da 5/5. Tam hesaplamak gerekirse 4.4 oluyor ama küçük hesaplamalara takılmayalım. Uzun yıllarca ara sıra buluşmalarını okumak benim için ne yalan söyleyeyim keyifli değildi, kesinlikle anlıyorum ama malesef bana uymadı. Sonra bir anda akmaya başladı, işin içine duygular da girmeye başlayınca elimden bırakamadım. Açıkçası sonu konusunda emin değilim, mutluyum ama pek beğenmedim. Daha da mutlu son olsun isterdim. Serinin son kitabı da bu çifti anlattığını düşünürsek yazar da benimle aynı fikirde. Yani bu kitaba 100 sayfa ekleyip konuyu kapatmak bence çok çok daha mantıklı olurmuş. Şimdi hiç planda yokken o kitabı okuyup okumamak arasında kalmak da hoşuma gitmedi. Kafam çok karışık... Aralarındaki ilişkiyi okumak beni çok mutlu etti, ara sıra ikisi de beni deli etmiş olsa da. Mutlu ve sinirliyim, kafam genel olarak karışık ama güzeldi ya. Bilmiyorum ya, öyle işte
Dizinin rüzgârına kapılıp bir hevesle kitabı da okudum ama sevdim mi? Dizi kadar değil.
Kitap diziye kıyasla birçok açıdan yüzeysel kalmıştı. Genelde uyarlamalar sığ kalır ama ilginçtir ki burada durum tam tersiydi. Yazarın önem atfetmediği birçok sahne dizide son derece vurucu işlendiği için aralarında gözle görülür bir etkileyicilik farkı vardı. Mesela gece kulübü sahnesi, mesela Ilya'nın Rusça hislerini anlattığı sahne... İzlerken ayılıp bayılmıştım ama okurken yaprak kıpırdamadı diyebilirim. Diziyi izledikten sonra kitabı okuduğum için yazarın bıraktığı bu duygusal boşlukları doldurmak zor olmadı, evet ama diziden bağımsız olarak baktığımda yazarın bu üstten üstten geçme sevdası kitabın, potansiyelinin altında kalmasına sebep oldu.
Yine de kitap kötü değildi tabii. Ilya ile Shane'i okumak her hâlükârda keyifliydi. Bundan sonra neler yaşayacaklarını da merak ediyorum. Ama The Long Game'i, yeni sezonu geldiğinde diziyi izledikten sonra okumayı düşünüyorum. Bu şekilde kitaptan daha çok verim alacağım denendi ve onaylandı.
Diziden sonra fazla hypelandım ve buradayım. Sanırım serinin 6. kitabı da ikiliyi anlatıyormuş. Onu da okuyacağım mecbur. Eğer oyuncuların kimyasını beğenmesem bu olay örgüsüne daha düşük puan verebilir ve özellikle İlya'ya gıcık olabilirdim ama her şey biraz da görsellik. Ayrıca onların ilk tanıştıklarında henüz yeni reşit olmuş kişiler olduğunu ve üne birden sahip olmanın şaşkınlığını da katarsam biraz daha aklayabilirim. Ki korku dolu bir ülke vatandaşı olmak, intihar eden bir anneye ve hasta ve katı bir babaya sahip olmak da cabası. Bu yüzden çok sevdiğim bir kitap oldu diyip geçiyorum.
Evet konusunu bırakmıyorum goodreads dan bakıp gelebilirsiniz hemen. Çünkü yorumum uzun olabilir. İki kitaptan da Ilya ve Shane için puan kırmadım onlar benim her şeyim... Keşke yazar da bu kadar adaletli olsaydı ama Ilya gemisinde inmek bilmedi jdjd Gülüyorum ama çok gıcık oldum. Shane'in mükkemmel bir hayatı, ailesi ve kariyeri var. Ilya'nın saçma sapan bir baba ve abisi var. İlk fırsatta Rusya'dan bağını kesmek istiyor ve bir gün bunu yapıyor. Rusya bir de baskıcı ve Ilya'nın yönelimi için iyi bir yer değil... Çaylak zamanlarında Shane ile tanışıyor ve o zamandan beri senelerce birlikte "takılıyorlar" Ama herkes için azılı bir rakipler. Gerçi onlar maçlarda rakip olmayı aşık olduklarında bile bırakmadı. Senelerce gizli ilişki yaşıyorlar. Hatta ikinci bölümde de bu devam ediyor sonlara doğru ifşa oluyoruz. E be yazar biraz erken olmadı mı kfkdk İlk kitapta nasıl Shane'i daha çok seviyorsak ikinci kitapta yazar onun karakterini geriye attı sanırım çünkü çok gıcık olduk. Bencil ve kör biri olarak yazmıştı. Ilya ona yakın olmak için kendi takımını bırakıp başka takıma geçiyor, gece hayatını (ki Ilya için ihtiyaç bu okuyunca anlaşılıyor) bırakıyor. Gizli saklı ilişkilerini kabul ediyor. Üzülmesin diye kendi duygularını bile önemsiz hale getiriyor (ki bu ondan depresyona sebep olup terapi görmesine neden oluyor) Bir sürü fedakârlıktan sonra Shane HÂLA sen benim için ne yaptın diyor. Bak bak sinir geliyor jdjdj Shane'in hayatı mükemmelken tek derdi kariyeriydi. En azından Ilya ve hokey arasında kaldığında doğru tarafı seçmeyi akıl etti. Çok sabrımı zorladı çok. Ayrıca Shane'in ailesi harika. Özellikle Ilya'yı öyle güzel benimsediler ki... Dizi mi kitaplar mı dersek... Yönetmem vs kitabı almış süslemiş ama hiçbir detayı bozmadan daha iyi hale getirip bize sunmuş. Harika
Güzel hoş falan ama o kadar yıl nasıl kafayı yemediler anlayamadım. Bir tane yorum görmüştüm 'i love them but may this situationship never find me' diye. Kitap hakkındaki bütün düşüncelerimin özeti.
Dizi mi kitap mı derseniz net dizi derim. Kitaptaki her sahneyi kitaba uygulamaları ve duyguları geçirebilmeleri çok iyiydi umarım 2. sezonu da kitaba uygun gider ve yerinde bi final yaparlar.
Kitap iyiydi diziyi bitirip hemen izlediğim için sahnelerin hepsini biliyordum ama yine de okurken keyif aldım. Karakterlerin düşüncelerini daha detaylı bilmek ve okurken onları hissetmek güzeldi. Yazarın kalemini beğendim seriyi bitirmeyi planlıyorum.
Biri NHL’in altın çocuğu ve Kanadalı yıldızı Shane Hollander, diğeri ise Rusya’dan gelen soğuk, kibirli, ukala ve fazlasıyla çekici bir rakip olan Ilya Rozanov… Birbirlerini çaylak dönemlerinden beri tanıyan ve buz üstünde ölümüne düşman olan ikilinin buz dışında kimsenin bilmediği ve bilmemesi gereken bir sırrı var. Yıllar boyunca, farklı şehirlerde, farklı hayatlarda, gizli ve inkâr ettikleri bir “şey” yaşamaya devam ediyorlar. Ne adını koyabiliyorlar, ne de bundan vazgeçebiliyorlar. Ama aralarındaki bağ fiziksel olarak başlasa da aslında her karşılaşmada biraz daha derinleşiyor ve tehlikeli bir hâl alıyor. Biz de bu iki ünlü hokey oyuncusunun benliklerini kabul ediş sürecini ve aralarındaki ilişkinin geldiği noktayı okuyoruz.
Öncelikle kitap bayağı bir yetişkin içerik. Yazar yememiş içmemiş smut yazmış diyebiliriz ama ilişkilerinin dinamiğinde çok da göze batmadığını söylemek istiyorum. Karakterleri çok sevdim. Ilya'nın kendine has ulaka tavırları ve Shane'in utangaçlığı çok hoşuma gitti. Tam zıt kutuplar ama çekimlerinin maşallahı var. Ilya kendisinin ve kim olduğunun farkında ama Rusya'nın LGBT+ yasaları ve toksik ailesi yüzünden çekinceleri olan biri. Shane ise kimliğini yeni keşfeden biri. İkisinin de farklı nedenlerden bocalamalarını görüyoruz. Üstelike besledikleri duygular ikisi için de çok yeni şeyler. Başları sürekli zaman atlamalarıyla ilerledi çünkü zaten sadece milli takımda ve ligde rakip olduklarında bir araya gelebiliyorlar. Sonrasında ise işler değişip gelişiyor. Duygular daha da işin içine girdiğinde biz onların bunu kabul ediş sürecini okuyoruz. Çok abartılmasına rağmen gerçekten bu kadar seveceğimi tahmin etmemiştim. Ama ikinci yarından sonra daha da bir güzelleşti diyebilirim. O fiziksellikten çıkıp duygusallığa geçiş evresi çok iyiydi. İkisinin
Rachel Reid, Game Changers hokey aşk romanları serisinin yanı sıra bağımsız hokey aşk romanları Time to Shine ve The Shots You Take'in USA Today Çok Satan yazarıdır . Kanada'nın Nova Scotia kentinde yaşıyor. Hep orada yaşadı ve muhtemelen hep orada kalacak gibi görünüyor. İki sıkıcı diploması ve iki ilginç çocuğu var.