“Hayat sanki bir Noel babaymış da diğer çocuklara türlü türlü hediyeler renkli şekerler dağıtmış ve bir tek beni unutmuş diye düşünürdüm.”
Sizin de bazen böyle düşündüğünüz oldu mu? Yaşamın size haksızlık ettiğini, etrafınızdaki dünyadan çok farklı bir hayat sürdüğünüzü… Ben çok düşündüm. Hayat herkese aynı şartlarda tepsiyle sunulan bir fincan kahve değil ne yazık ki. Birilerine hazırdır hayat diğerlerine bir dağ tırmanışı adeta. Öyle işte…
İç döküşlerimi kitabın konusuna çeviriyorum. Geçmişinden kaçmak için kendini izole eden birinin hikayesi. Yeni bir rutin oluşturup iddiasız yaşamında var olmaya çabalar. Bir gün yolda yürürken yaşlı bir adama gözü takılır. Geriye dönüp baktığında öyle birinin olmadığını görür. Bunu bir kez daha yaşayınca hayal ile gerçekliği birbirinden ayırt edemediğini sanarak endişelenir. Bir kaç gece uyumaz ve kendini deli olmadığına ikna çabasına girer ama bünye dayanamaz ve uyurr ama ben gerisini anlatmayacağım
O yaşlı adam bir hayal ürünü mü değil mi ?
Yoksa vicdanı ete kemiğe mi büründü?
Bu sorularının cevabını ancak kitabın içinde bulursun Merak diyince de ben yaaaa Sonuçta halkla ilişkiler ve reklam okudum.
Soru sorma tekniğini hep sevmişimdir. Yazan ve okuyanın en güçlü bağı böyle kurduğunu düşünürüm. Ben de yazdığım hikaye ve denemelerde insanları kendi iç dünyalarına dahil edip, sorgulamayı güçlendirmek için çok sık yaparım. Eğer bir paragraf sizi kendi iç dünyanızı sorgulamaya itiyorsa bence başarıyı elde etmiştir. Savaş Aşçı bunu mükemmel yapmış. İç monologlar harika bir yüzleşme yaratmış. Son dönem yazarlarından altını bu kadar çizdiğim bir roman okumak çok şaşırtıcıydı ve bu benim için bir onurdu. Akıcı, anlaşılır ince ince motiflemiş hikayeyi yazarımız. Gerçekten çok başarılı buldum. Kalemi daim olsun… benden bu
Diyor kitabında Savaş AşçıHesaplaşma Arka kapağı okuduğunuzda uyandırdığı merak sizi içine çeken muazzam bir kurguyla devam etmekte. Eseri heyecanla okumanın verdiği keyifte bir başka.
Hem okuyup hem kendimizi sorguladığımız bir kitap olarak çok beğendim.
Çok severek okudum. Herkese naçizane tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Yayın hayatınızda başarılarınızın devamını dilerim. Savaş Aşçı
Arka Kapaktan Alıntı:
Sık sık kendi kendinize konuşur musunuz?
İçsel muhasebenizi yapar mısınız?
Geçmişte yaşananlarla ilgili hiç kendinizi hatalı gördüğünüz oldu mu?
Peki karşınızda sizden bir tane daha olsa ve size, yaptığınız bazı yanlışları söylese?
Siz mi haklısınız yoksa karşınızdaki siz mi?
Peki bir şeyleri telafi şansınız olsa bu şansı kullanır mısınız? Yoksa “ Olan oldu” deyip geçiştirir misiniz?
Peki kaderi değiştirmek mümkün müdür?
Zamanda yolculuğa inanır mısınız? Peki zamanda yolculuk yapma şansınız olsa, bu hayatı daha iyi yaşamak istemez misiniz?
Elinizdeki kitabı okurken siz de belki kendi sorgulamanızı yapacaksınız. Belki siz de zaman yolculuğuna çıkacaksınız.
Belki incecik bir kitaptı ama konusu itibariyle dolu doluydu.Okurken insanı düşündüren,sorgulatan acaba? dedigim anlar çok oldu.
Bu hayattan acısıyla tatlısıyla geçip gidiyoruz,en azından kimselere yük olmadan kimsenin hakkına girmeden yaşayalım..
Arada bir vicdan muhasebesi yapsak ,olaylara karşı empati yapabilsek, belki hayatımız daha da anlamlı olabilir..
Yazarın Savaş Aşçı ilk kitabı olmasına rağmen çok başarılı buldum.Keyifle okudum..Nice kitaplarını okumak nasip olsun..
Özellikle şu cümlelerde belirttiği gibi duygular hissediyorum son zamanlarda.Yazar Savaş Aşçı duygularıma tercüman olmuş:
"Kendi evimde kendi odamda bir yalnızlık imparatorluğu kurmuştum. Askerlerim ve koruyucularım ise kitaplarımdı. Her gün sayfalarca okuyor, notlar alıyordum.."
Güzel kitaplara rastlayalım ve bol bol okuyalım..
Keyifli okumalar dilerim..
Kitabı az önce elime aldım ama bir çırpıda okundu. Aslında Holywood'ta hatta bizim sinemamızda sonu ibretlik biten keyifli öğüt veren senaryolara benziyor . Ancak hesaplaşmada ana olaya gelene kadar geçen bölümlerde diyaloglar çok yapaydı. Orijinal bir konusu var bu takdir edilmeli. Ancak uzun bir öykü gibi . Karakter derinleşmiyor. Mekan anlatımı derinleşmiyor. Ayrıca psikolojik roman türüne girebilir mi emin olamadım. Yazarda iş var ancak kalemi antrenmansız geldi.
Okuyucuyu yormadan, hızlı ilerleyen, herkesin kendi yaşamından kesitler bulacağı ve özellikle ilk kitabı olmasına rağmen çok başarılı bulduğum bir kitap oldu.
Şöyle düşündüm de kitabın kapağını değiştirip, üzerine Oğuz Atay veya örnek veriyorum Dostoyevski yazsak sonra bu kitabı insanlara okutup kitap hakkında düşüncelerini sorsak ne derlerdi acaba?
Emeğine kalemine sağlık Savaş Aşçı çok beğendim. Herkese tavsiye ediyorum. Kalemin seni yüreğinin istediği yerlere götürsün. Başarılar…
Baş karakterimiz günlük hayatını anlatmaya başlarken (sakin ,kendi halinde ) nasılda tek düze bir yaşantısı var derken ,diğer karakteri de (ilk olma ,hırsı ,kıskançlığı ,bencilliği) ön plana çıkmaktadır. Aslında her insanın kendine bile itiraf edemeyeceği bir yüzü . Çok sevdim keyfle okudum. Aşırı akıcı dili ve konusu ama kitabın sonuna üzüldüm :(( Okuyacaklara şimdiden Keyfli okumalar ...
Merhaba arkadaşlar! Bugün size #hesaplaşma adlı bir eser ile geldim.
Eserimiz kişinin kendi ile sohbeti diyebiliriz. Çünkü psikolojik olarak ara ara karşısında gördüğü o yaşlı adam aslında yine kendisiydi. Yaptığı hataları bilincin de öyle yer etmiş ki, kendi kendine hesap soruyor ve doğruyu yapması için uyarıyordu..
Kendiyle sohbetin içinde yaptığı hataları görüyor bunun nedenlerine iniyor… Hiç bir hatanın nedensiz olmadığını görüyoruz. Aslında çoğu hayatların içindeki asıl sorunlardan biri, yaptığınız hatalara sizi teşvik eden unsurlardır… Ne yazıkki biz bunları hayatımızın en başından seçemiyor ve karar veremiyoruz. Ama bu durum hata yapmamızı tabiki normal karışılmaz. Mümkün oldukça kontrolü tutmaya çalışıp yapılan hataları da yeri gelince telafi etmek gerektiğini de bize hatırlatıyor eserimiz…
Bazen verilen şansları doğru değerlendirmek gerekiyor. O şansları hırslarımız yüzünden kaybedebiliriz. Siz bu eserde hangi yolu seçerdiniz bilmiyorum ama sanırım ben hırsımın kölesi olmayı tercih etmezdim. Ama insanoğluyuz işte… İyi şeyler olunca fazlasını istemekten kaçınmayız. Olanı yaşamak, yetinmek ve huzurla yaşamak varken hep aç gözlülüğümüz bizi bataklığa çeker…
Bu eserde size olması gerekeni detaylı gösteriyor aslında. Siz sadece bakmak isteyin yeter…
Savaş Aşçı Merhaba, kurgusu su gibi ilerleyen bu kitabı sizin de benim gibi çok kısa bir sürede bitireceğinize inanıyorum. Standart bir günlük akışla başlayan, devamında enteresan olaylarla karşılaştığımız, sonunda ise hiç beklenmedik bir bitiş yaşadığımız enteresan bir kitap olmuş. Yazarın iç dünyasını çok keyifli buldum. Ayrıca ilk kitabı olmasına rağmen gayet de başarılı. Umarım sizler de çok beğenirsiniz, keyifle okunsun.
Okumaya başladığınızda çoğu kişinin sıradan olarak tanımladığı günlük bir akışın içinde buluyorsunuz önce kendinizi. Devam ettikçe tanıdık hissettiren (özellikle İstanbullular için) mekânların içinden geçiyorsunuz, adımlarınız bilindik yolların üstünde ilerliyor. Ben, kendimi anakarakteri -birçok yerde- bu mekânlarda uzaktan izlerken, takip ederken buldum. Öyle ki daha çok merak ettiğiniz birine dönüşmeye başlıyor. Sonra bir bakıyorsunuz karakterle ruh kardeşi olmuşsunuz. İşte burada; siz de kendinizi ister istemez sorgulamaya, unuttuklarınızı hatırlamaya ve yaşamınız boyunca bulunduğunuz konumları irdelemeye başlıyorsunuz. Eserdeki akış güzeldi, gerçekten beklemediğim olaylar karşıma çıktı. Sonunu kitaptakinden farklı beklemedim ama sadece biraz çabuk sona geldim gibi hissettim. (Bu bendeki etkisi herkes aynı duyguyu yaşamamış olabilir.) Mektup, bilinç akışı, betimleme, v.s. birçok yazım tekniği ve tür kullanılarak yazılmış ve bu da kitabı güçlü ve başarılı kılan çok önemli bir şey. Ayrıca hayvan sevgisi çok güçlü verilmiş, anakarakterdeki en sevdiğim şey oydu.