Geri Bildirim
·
Okunma
·
Beğeni
·
757
Gösterim
Adı:
Hicab
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
424
ISBN:
9756628959
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Genceli
Yayınevi:
Ağaç Kitabevi Yayınları
Nerede bir ahlâkî çöküş, heva ve heveslerin peşinden gidiş, şehevî arzulara tapınış olursa, orada toplum yada millet gerçekten korkunç bir tehlikeye varmış demektir. Evet, bir toplumun kadınıyla erkeğiyle, yaşlısı ve genciyle durumları bu olur ve hayvânî arzularına esir olurlarsa, böylesi bir çirkefe bulanırlarsa; bu cinsel aşırılık onları ister isetemez öylesine bir uçuruma vuvarlar ki, sonuçta doğal olarak o toplum ya da millet içinde helâkin, yok oluşun ve ortadan kalkışın tüm nedenleri de var olur. İşte şu yok olmaya yüz tutan ileri toplumlar… Kendileri bir ateş çukurunun kenarında bekleyip durmaktalar. Her an oraya kayıp yok olacaktır
Dünyadaki belli milletlerin kadına verdiği değer ile İslâm'ın verdiği değeri gördükçe çok kez İslam da kadın olmanın kıymetini anlamak isteyen tüm okurlara tavsiyedir.
.
Not : Alıntılar kitabın zengin içeriğinden damlalardır.
Kitap bildiklerimin bir araya getirilmiş hali idi. Hacimli olması beni azcık sıktı. Ama genel itibariyle çok güzeldi. Özellikle son 150 sayfası daha fazla ilgimi çekti. Birde Avrupa'nın kadınları nasıl itibarsızlaştırdığı ve canilikte ne kadar ileri oldukları.. Ne bir insan nede hayvanın yapmayacağı derecede rezil tutumları. Bayanlar merkez alınarak yazılmış bir kitap olsa da iki kutbun da okuması gerekli diye düşünüyorum.
Nerede bir ahlâkî çöküş, heva ve heveslerin peşinden gidiş, şehevî arzulara tapınış olursa, orada toplum yada millet gerçekten korkunç bir tehlikeye varmış demektir. Evet, bir toplumun kadınıyla erkeğiyle, yaşlısı ve genciyle durumları bu olur ve hayvânî arzularına esir olurlarsa, böylesi bir çirkefe bulanırlarsa; bu cinsel aşırılık onları ister isetemez öylesine bir uçuruma vuvarlar ki, sonuçta doğal olarak o toplum ya da millet içinde helâkin, yok oluşun ve ortadan kalkışın tüm nedenleri de var olur. İşte şu yok olmaya yüz tutan ileri toplumlar… Kendileri bir ateş çukurunun kenarında bekleyip durmaktalar. Her an oraya kayıp yok olacaktır..!!
Kadınların erkeklerle aynı hakka sahip oldukları halde , bazı yerlerde ve çok defa Miras konusunda yarı hisse almasının sebebi şudur : kadının her türlü hak ve hukuku erkeğin omuzlarına yüklenmiştir. evlenirken kocasından mehir alır. geçimi ona aittir. halbuki Erkeğe böyle bir avantaj tanınmamıştır. Üstelik kadının geçim meselesi yalnız erkeğini ilgilendirmez. belki , kocanın bulunmadı veya elinin dar olduğu zamanlarda babası , ağabeyi , erkek kardeşi, hatta oğlu veya şeriatın görevlendirdiği herhangi bir yakını kadına bakmak zorundadır . görülüyor ki kadına , hiçbir zaman erkekler kadar sorumluluk yüklenmemiştir . bundan dolayı miras konusunda kadına düşen pay azdır ; eğer sözü geçen avantajlardan sonra bir de kendisine miras eşitliği tanınmış olsaydı bu , erkeğe karşı bir zulüm olurdu .
Kadın , cinsi arzu ve seksüel temayüllerle birlikte, yaratılış da kendisine bahşedilen utanma , çekinme, ar ve haya gibi fıtri hasletlere sımsıkı sarılmalı , nefsini erkeklere peşkeş çekici bütün faaliyetlerden uzak bulunmalıdır .
Şimdi , insafla düşünün:

Yaratıcı kudretin bu kuvvetli sevgiden/muhabbetten güttüğü gaye sadece kadınla erkek arasında cereyan eden cinsi münasebet ve muamele için midir ? bundan başka , iki cins arasında daimi bir alaka ve irtibat yok mudur ? açıktır ki , erkekle kadın arasındaki cinsi temayüller , bahsettiğimiz ulvi gayenin tahakkuku için , daimi bir irtibata ve alakaya dönüşmektedir. Aile teşekkülünü sağlayan unsurlar da esasen söz konusu ettiğimiz daimi irtibat ve alakalar değil midir? çünkü bu alaka, ailenin temelidir . daha sonra gelen kan akrabalığı da sonsuza doğru zincirlemesine uzayan bir keyfiyet belirtir. aileler de musaheret(damat edinme ve kız alıp verme ) yoluyla birbirlerine bağlanır. Aralarında yakınlık ve sevgi alışverişi teessüs eder. yardımlaşma başlar . işte medeniyetin ortaya çıkışı...
Hakikatin medeniyet, insanların bir arada yaşaması demek değil midir ?
Hintlisi, Avrupalısı, Frenkiyle, yüksek sosyeteye mensup yarı çıplak, güya giyinmiş kadınlar her tarafta dolaşıyorlar. bu gibi manzaralara alışmış olan gözler için işin hayasız, hicabsız ve utanılacak yönleri çoktan unutulmuştur. hiç kimse bu şekilde giyinmenin utanmazlık olduğunu aklına getirmiyor bile ... herkes tek şey düşünüyor : seksüel duygular...
Paul Bureau:
Bir kadının altı aylık bir çocuğu ölmüştür. Bu kadın çocuğunun naaşını elleri arasına alarak mutlu bir şekilde dans eder ve şarkı söyler. Sonra da komşularını bir bir dolaşarak:
"Biz bundan böyle başka çocuk yapmayacağız. Oh ne güzelmiş! Bundan böyle ben ve kocam bu çocuğun ölümünden dolayı gayet rahat içinde yaşayacağız.

İkinci kadına gelince; bu da çocuğunu iple boğmak istemiş, sonra canlı olduğunu fark edince , başını duvara çarpa çarpa ölmesine neden olmuştur. Yine Fransız hakimleri bu kadına da ceza tatbikini uygun görmemiş, onu beraat ettirmişlerdir.

1918 yılında Fransa'dan Siene şehrindeki mahkemeye bir dansöz kadın çıkarılır. Kadın, çocuğunun dilini ta dibinden çekip koparmaya çalışmış, sonra da boynunu koparıp atmış . Bu kadın da aynı şekilde gerek mahkeme heyetince ve gerekse de avukatlarca suçsuz bulunmuştur.


İmanı olmayan esfeli safilinlerr!!
3- kadının çalışma alanını erkeğinden kesinlikle ayırmak ... her ikisinin , yaratılışlarını gözününde tutarak , düşünce ve bedeni yeteneklerine göre , medeniyetin gelişmesi için ayrı ayrı vazifeler vermek ... ayrı hizmetlere tayin etmek ... Medenî faaliyetlerini , kendi alanlarında birbirine yardımcı olacak , yerlerini ve mevkilerini bilecek, birbirlerinin işini baltalamayacak şekilde organize etmek...
İslam'da sosyal hayat

1- İslam nizamının esas gayelerinden biri, her ne şekilde olursa olsun sosyal değişikliklerde cemiyeti bütün imkanları birleştirerek seksüel heyecanlardan ve şehveti tahrik edici tesirlerden uzak tutmaktır. insanın bedenî ve aklî kuvvetleri ancak böyle bir ortamda, sükûnetli bir atmosferde gelişip ilerleyebilir. korunmuş ve bir araya getirilmiş bulunan güçlerle, medeniyet binasının kurulması ve gelişmesi için çalışmak mümkündür. insan ancak böyle bir havada kendine düşen görevleri hakkıyla yerine getirebilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hicab
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
424
ISBN:
9756628959
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Genceli
Yayınevi:
Ağaç Kitabevi Yayınları
Nerede bir ahlâkî çöküş, heva ve heveslerin peşinden gidiş, şehevî arzulara tapınış olursa, orada toplum yada millet gerçekten korkunç bir tehlikeye varmış demektir. Evet, bir toplumun kadınıyla erkeğiyle, yaşlısı ve genciyle durumları bu olur ve hayvânî arzularına esir olurlarsa, böylesi bir çirkefe bulanırlarsa; bu cinsel aşırılık onları ister isetemez öylesine bir uçuruma vuvarlar ki, sonuçta doğal olarak o toplum ya da millet içinde helâkin, yok oluşun ve ortadan kalkışın tüm nedenleri de var olur. İşte şu yok olmaya yüz tutan ileri toplumlar… Kendileri bir ateş çukurunun kenarında bekleyip durmaktalar. Her an oraya kayıp yok olacaktır

Kitabı okuyanlar 29 okur

  • Emin Akın
  • MURAT ŞAHİN
  • Hilalebet
  • Hatice Tunç
  • Anarşist Usta
  • Zehra Meryem
  • Ozan Aşık
  • Asterias
  • Amine Nur Güleşen
  • Mustafa

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (1)
9
%33.3 (2)
8
%0
7
%33.3 (2)
6
%0
5
%0
4
%16.7 (1)
3
%0
2
%0
1
%0