·
Okunma
·
Beğeni
·
789
Gösterim
Adı:
Hicab
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
424
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756628959
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Genceli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ağaç Kitabevi Yayınları
Nerede bir ahlâkî çöküş, heva ve heveslerin peşinden gidiş, şehevî arzulara tapınış olursa, orada toplum yada millet gerçekten korkunç bir tehlikeye varmış demektir. Evet, bir toplumun kadınıyla erkeğiyle, yaşlısı ve genciyle durumları bu olur ve hayvânî arzularına esir olurlarsa, böylesi bir çirkefe bulanırlarsa; bu cinsel aşırılık onları ister isetemez öylesine bir uçuruma vuvarlar ki, sonuçta doğal olarak o toplum ya da millet içinde helâkin, yok oluşun ve ortadan kalkışın tüm nedenleri de var olur. İşte şu yok olmaya yüz tutan ileri toplumlar… Kendileri bir ateş çukurunun kenarında bekleyip durmaktalar. Her an oraya kayıp yok olacaktır
"Batılı iyice tasvir, safi zihinleri idlaldir."

  Tek kelimeyle bana Üstad'ın bu veciz sözünü hatırlatan bir kitaptı açıkcası. Yani batıl fikirleri derinlemesine izah etikten sonra, bu fikri çürütme metodu, saf zihinler için tehlike arzeder. Resmen hayatımda hiç duymadığım kadar batıl şeyler öğrendim. Kitabın ilk 150 sayfasında bu örnekler beni öyle bir kabz haline soktu ki bırakmak istedim. Ama huyum kurusun başladığım kitabı yarım bırakmaktan nefret ediyorum. Sonrasında okumak için okudum. Bu kitabı okuyan birisi: "Bunlar hayatın gerçekleri, bunları görmezlikten gelemezsin" diyerek beni eleştirebilir. Ama bunlar bu denli açık seçik anlatılmadan da tesettür meselesi gayet anlaşılabilir bence. Kitabın yarısından çoğu batı medeniyetlerinin batıl örnekleriyle dolu. Beklenilen hicab meselesine kitabın son 150 sayfasında geliniyor. Burada tesettür meselesi tüm yönleriyle ele alınmış. Hem kadın hem erkek tesettürüne hadis ve ayetlerin ışığında etraflıca değinilmiş. Tesettürün sadece başı örtmekten ibaret olmadığı vurgulanmış. Aslında bilinen ama tekrar hatırlanmasında faydalı olacak bilgilerin toplamı diyebiliriz. Ama bazı yerlerdeki uslübden dolayı, tesettür hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan bu kitabı okuyan saf bir zihin: "laiklik elden gidiyeah, irtica geliyeah" demekten kendini alamaz diye düşünüyorum. Kitapta verilmek istenen genel mesaj ise: "kadına hak ettiği değeri sadece ve sadece islam dininin verdiği, batı medeniyetlerinin kadını yüceltme adı altında kadının değerini ayaklar altına alması" durumudur. Vesselam.
Dünyadaki belli milletlerin kadına verdiği değer ile İslâm'ın verdiği değeri gördükçe çok kez İslam da kadın olmanın kıymetini anlamak isteyen tüm okurlara tavsiyedir.
.
Not : Alıntılar kitabın zengin içeriğinden damlalardır.
Kitap bildiklerimin bir araya getirilmiş hali idi. Hacimli olması beni azcık sıktı. Ama genel itibariyle çok güzeldi. Özellikle son 150 sayfası daha fazla ilgimi çekti. Birde Avrupa'nın kadınları nasıl itibarsızlaştırdığı ve canilikte ne kadar ileri oldukları.. Ne bir insan nede hayvanın yapmayacağı derecede rezil tutumları. Bayanlar merkez alınarak yazılmış bir kitap olsa da iki kutbun da okuması gerekli diye düşünüyorum.
Nerede bir ahlâkî çöküş, heva ve heveslerin peşinden gidiş, şehevî arzulara tapınış olursa, orada toplum yada millet gerçekten korkunç bir tehlikeye varmış demektir. Evet, bir toplumun kadınıyla erkeğiyle, yaşlısı ve genciyle durumları bu olur ve hayvânî arzularına esir olurlarsa, böylesi bir çirkefe bulanırlarsa; bu cinsel aşırılık onları ister isetemez öylesine bir uçuruma vuvarlar ki, sonuçta doğal olarak o toplum ya da millet içinde helâkin, yok oluşun ve ortadan kalkışın tüm nedenleri de var olur. İşte şu yok olmaya yüz tutan ileri toplumlar… Kendileri bir ateş çukurunun kenarında bekleyip durmaktalar. Her an oraya kayıp yok olacaktır..!!
Toplu namazlarda herhangi bir konuda yanılır ya da kelimelerin okunuşunda yanlışlık yaparsa "Subhanallah" demek suretiyle İmam uyarılır. Fakat kadınlar sadece ellerini çırpabilir yüksek sesle bir şey söyleyemezler. (Ebu Davud, Buhari)
İslam kadınları, Peygamber Aleyhisselam'ın temiz hanımları (Ezvac-ı Mutahharat) da Allah'ın Resulü ile birlikte savaşlara katılmışlardır. Onlar mücahidlere su dağıtır, yaralılara bakar, savaşın geri hizmetlerini görürlerdi. Bu durum "hicab" hükümleri geldikten sonra da devam etmiştir. (Buhari)
Kadınların erkeklerle aynı hakka sahip oldukları halde , bazı yerlerde ve çok defa Miras konusunda yarı hisse almasının sebebi şudur : kadının her türlü hak ve hukuku erkeğin omuzlarına yüklenmiştir. evlenirken kocasından mehir alır. geçimi ona aittir. halbuki Erkeğe böyle bir avantaj tanınmamıştır. Üstelik kadının geçim meselesi yalnız erkeğini ilgilendirmez. belki , kocanın bulunmadı veya elinin dar olduğu zamanlarda babası , ağabeyi , erkek kardeşi, hatta oğlu veya şeriatın görevlendirdiği herhangi bir yakını kadına bakmak zorundadır . görülüyor ki kadına , hiçbir zaman erkekler kadar sorumluluk yüklenmemiştir . bundan dolayı miras konusunda kadına düşen pay azdır ; eğer sözü geçen avantajlardan sonra bir de kendisine miras eşitliği tanınmış olsaydı bu , erkeğe karşı bir zulüm olurdu .
Kadın , cinsi arzu ve seksüel temayüllerle birlikte, yaratılış da kendisine bahşedilen utanma , çekinme, ar ve haya gibi fıtri hasletlere sımsıkı sarılmalı , nefsini erkeklere peşkeş çekici bütün faaliyetlerden uzak bulunmalıdır .
"Yarı islam hayranlığı ve yarı batı hayranlığı taşıyanlara çağrım şudur.Bir de bu yola girmezden ve dönmezden önce, size düşen bir başka görev bulunmaktadır. Kişiyi yoldan çıkaran, aklını başından alan batı uygarlığını öncelikle aklınızdan silin. Onun etkisini bir kenara atın.Atın ki, aklınıza takılıp kalan maddi çıkarlar ve hissi lezzetler yol olsun.Batı uygarlığı ve sosyal hayatı adına aklınıza ve zuhninize takılıp kalan ne türden şeyler varsa, tüm amaçları, esas ve prensipleri terk edin.
Şimdi , insafla düşünün:

Yaratıcı kudretin bu kuvvetli sevgiden/muhabbetten güttüğü gaye sadece kadınla erkek arasında cereyan eden cinsi münasebet ve muamele için midir ? bundan başka , iki cins arasında daimi bir alaka ve irtibat yok mudur ? açıktır ki , erkekle kadın arasındaki cinsi temayüller , bahsettiğimiz ulvi gayenin tahakkuku için , daimi bir irtibata ve alakaya dönüşmektedir. Aile teşekkülünü sağlayan unsurlar da esasen söz konusu ettiğimiz daimi irtibat ve alakalar değil midir? çünkü bu alaka, ailenin temelidir . daha sonra gelen kan akrabalığı da sonsuza doğru zincirlemesine uzayan bir keyfiyet belirtir. aileler de musaheret(damat edinme ve kız alıp verme ) yoluyla birbirlerine bağlanır. Aralarında yakınlık ve sevgi alışverişi teessüs eder. yardımlaşma başlar . işte medeniyetin ortaya çıkışı...
Hakikatin medeniyet, insanların bir arada yaşaması demek değil midir ?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Hicab
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
424
Format:
Karton kapak
ISBN:
9756628959
Kitabın türü:
Çeviri:
Ali Genceli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ağaç Kitabevi Yayınları
Nerede bir ahlâkî çöküş, heva ve heveslerin peşinden gidiş, şehevî arzulara tapınış olursa, orada toplum yada millet gerçekten korkunç bir tehlikeye varmış demektir. Evet, bir toplumun kadınıyla erkeğiyle, yaşlısı ve genciyle durumları bu olur ve hayvânî arzularına esir olurlarsa, böylesi bir çirkefe bulanırlarsa; bu cinsel aşırılık onları ister isetemez öylesine bir uçuruma vuvarlar ki, sonuçta doğal olarak o toplum ya da millet içinde helâkin, yok oluşun ve ortadan kalkışın tüm nedenleri de var olur. İşte şu yok olmaya yüz tutan ileri toplumlar… Kendileri bir ateş çukurunun kenarında bekleyip durmaktalar. Her an oraya kayıp yok olacaktır

Kitabı okuyanlar 32 okur

  • Ramazan_21
  • Totoro
  • Emin Akın
  • MURAT ŞAHİN
  • Hilalebet
  • Hatice Tunç
  • Hayat Sana Zulümse VAG
  • Zehra Meryem
  • Ozan Aşık
  • Asterias

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.3 (1)
9
%42.9 (3)
8
%0
7
%28.6 (2)
6
%0
5
%0
4
%14.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0