Çok sayıda fotoğrafın bulunduğu, kuşe kağıda basılı bir kitaptı. Hitler biyografileri bakımından Batı dünyasının en tercih ettiklerinden birisi olduğu kanısındayım. Döneme ilgi duyanlar için hayli cazip bir eser olduğunu söylemem lazım.
Kitabı okurken aklımda hep şu cümle vardı: Bütün diktatörler birbirlerine benzerler!
Evet öyledir, zira diktatörlük, bir ruh hastalığının yansımasıdır aynı zamanda. üç aşağı beş yukarı tavırları, düşünceleri ve uygulamaları benzeşir. İnsanlık dışı bir şeydir.
Kitap, dünya tarihinin en büyük katillerinden birisi olan Adolf Hitler'in nasıl bu duruma geldiğini irdelemeye çalışıyor. Ancak ilginçtir, bu cani yakın tarihte yaşamış olmasına rağmen, sanki bir Orta Çağ figürüymüş gibi hakkındaki pek çok şey bilinmezlikle dolu.
Eşcinsel mi, iktidarsız mı, cinsel hayatı nasıldı, savaş kahramanı mı, yoksa bir firari mi, gerçek babası kimdi, Yahudi bağı var mı, onu bir psikopata çeviren yaşanmışlıklar tam olarak neydi, Yahudi düşmanlığının temeli neydi hatta gerçekten öldü mü gibi sorular kesin cevabına ulaşmış değil.
Kitaptan aldığım bazı notlarla, Hitler denilen insanlık düşmanının bazı özelliklerini aktarmak istiyorum.
-Ailede şiddet uygulayan, sert ve asabi bir babası vardı. Onun aksine ise şefkat dolu ama şiddet mağduru bir annesi de. Kaotik bir çocukluk geçirdiği ve hayatta belki de sadece annesini gerçekten sevdiği aşikar.
-Ressam olmak istiyordu. Yeteneksiz değildi ama üst düzey bir yeteneği yoktu. Bu nedenle ressamlıkta ilerleyemedi. Asker oldu.
- İyi bir hatipti. Konuşmalarıyla kitlesini etkileyebiliyordu. Oysa onun konuşmaları, ülkesi dışındakiler tarafından gülünç bulunuyordu.
- Başarısız bir siyasi girişimden sonra hapse atıldı. Ancak bir yılı bile bulmayacak kadar yatıığı hapishanede, bir nevi ofis ortamı kuruldu.