İbret Taşı

İsmail Kadare
Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 40 dk.
Sayfa Sayısı:
200
Basım Tarihi:
Mayıs 2013
İlk Yayın Tarihi:
1978
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınları
Orijinal Adı:
Kamarja e turpit
Orijinal Dil:
Arnavutça
Orijinal Ülke:
Arnavutluk
ISBN:
9786054764341
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

İbret Taşı-İsmail Kadare
Puan vermedi
Tepedelenli Ali Paşa olayını hep merak etmiştim. Man Booker International ödülü almış, sonuna kadar da hak ettiğini düşünüyorum. Roman İstanbul'da başlıyor, ibret taşının bekçisi Abdullah'ın yaptığı hazırlıklara şahit oluyoruz. Ondan sonrası Arnavutluk'a ve Ali Paşa'ya uzanıyor. Osmanlıya nasıl ve hangi amaçla isyan ettiğini, halkının arkasından geleceğini düşündüğü halde nasıl yalnız bırakıldığını görüyoruz. Beni en çok etkileyen yanı, isyanın başarıya ulaşamayacağını biliyor olması ve daha önce isyan edenler üne sahip olabilmek için kendisine parlak bir ölüm planlaması. Kesinlikle okunmalı.
İbret Taşıİsmail Kadare · Kırmızı Kedi Yayınları · 201357 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2021 107. kitabı
Büyük İmparatorluklar korku üzerine kurulmuştur. Ve bunun istisnası yoktur. İbret olsun diye akıtılan kanın da haddi hesabı yoktur. Tanıdığımız, bildiğimiz bir imparatorlukta meydanda, orta yerde bir taş vardır. İsyan edenlerin, görevini yapamayanların, başkaldıranların kelleleri durur bu taşın üstünde. İbret taşındaki bu kelleler insanları izler, insanlar da onları. Ve ibret taşı üzerindeki kelleye bakarken insanlar bir gün kendilerinin de orda olabileceğinden korkar. İbret olsun!
İbret Taşıİsmail Kadare · Kırmızı Kedi Yayınları · 201357 okunma
Bir Arnavut Milliyetçisinin Gözünden Osmanlı Romanı
6/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2019 12:20
Kitap Ağacı 600 Günde Devr-i Alem Kulübünün üçüncü kitabı, Arnavut yazar İsmail Kadare'nin kitabı "İbret Taşı"ydı. İsmail Kadare' nin daha önce Kuşatma isimli kitabını okumuştum ve oldukça beğenmiştim. O kitabında da Osmanlı kuşatması altındaki bir Arnavut şehrinin hikayesini anlatıyordu. Arnavutların gözünden Osmanlı'yı görme fırsatım olmuştu. İsmail Kadare belli ki bir Arnavut milliyetçisi ve Arnavutluk' ta yaklaşık 400 yıla yakın süren Osmanlı hakimiyetine karşı tepkili ve olumsuz bir duruşu var. Bu duruşu anlaşılır bir şey. Hatta belki de anlamak isteyebileceğim bir şey. Ancak "İbret Taşı" ne yazık ki, "Kuşatma" kitabı kadar etkileyici bir roman olmadı benim için. Belki de buna kitabın tarzı konusunda ta en başından itibaren yanılgı içinde olmam neden oldu. Çünkü ben, aynı "Kuşatma" kitabı gibi tarihi bir roman bekliyordum. Ama "İbret Taşı" hikaye ilerledikçe, yarı fantastik yarı tarihi bir romana dönüştü. Anlatılan Osmanlı Devletinin benim az çok bildiğim ve çok da hayranı olmadığım Osmanlı Devleti değil. Mühür ve Fermanlar Sarayı, Fısıltı Sarayı, Tabir Sarayı gibi ilginç kurumlardan oluşan ve bir milyon memuru olan bir devlet anlatılıyordu. İsmail Kadere hakkındaki bir yazıda, eserlerinde “yetmişli yıllardaki komünist düzenle de alegorik bağlar kuran, Kafka’yı aratmayan fantastik bir kâbus bürokrasisi yarattığı” ifade ediliyordu. Belki, bu eseri de bu bağlamda değerlendirmek lazımdı. Ancak kitabın olay örgüsü, Osmanlının hakimiyet kurduğu çağın bir gerçekliği olan kelle alma politikası ve onun sıradan bir sonucu olan ibret taşı ile bu taşta sergilenen Tepedenli Ali Paşa ile Hurşit Paşanın gerçek hikayeleri insanda ne yazık ki fantastik bir kabus bürokrasisi beklentisi yaratmıyordu. Yazarın eserini, gerçek temellerinden uzaklaştırıp fantastik bir kulvara sokma
Tarih
İbret Taşıİsmail Kadare · Kırmızı Kedi Yayınları · 201357 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2023 35. kitabı
Osmanlı imparatorluğu zamanındaki sınırları, başı Arnavutluk ayağı ise Hindistan’a kadar uzanan bir dönemde, farklı bir din, dil, ırk ve kültüre sahip insanların bir arada yaşamaya ve özgürleşmeye çalışan topraklara karşı padişahın, imparatorluğun tutumunu görüyoruz. Paşaların yükselme hırsları, yolda kesik başlarla gösteri yapıp kendine para kazandıran devlet memuru, cinsel sıkıntılar, kellelerin sergilenmesi ve o İbret Taşı,nın hiç boş kalmaması... Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Tarihi yönden beklentim yüksekti fakat beklediğim gibi olmadı açıkçası hâyâl kırıklığına uğradım. İlk başlarda çok sıkıcı bir kitaptı, belli bir bölümden sonra akıcı olmaya başladı. Akıcı olmakla beraber, hikaye ilerledikçe yarı fantastik, yarı tarihi bir romana dönüştü. Beklentim Osmanlı Devleti’ni yermesi yönünde olduğundan dolayı pek de şaşırmadım. Yazar ayrıca da tarihi birebir anlatma kaygısı taşımamış. Doğru dürüst bir kurgu da yok diyebilirim. . Bunların yanı sıra, olumlu yönleri de vardı elbet benim açımdan. Yazarın sıradan hiç bir cümlesi yoktu diyebilirim, aslında usta bir yazar ile karşı karşıyaydık. Düşünülmeden, kafa yorulmadan yazılmış hiç bir cümle yoktu kitapta. İnsanın kendi diline, kültürüne sahip çıkması, bunun için de kaygı duyması takdir edilesi bir davranış. . Son olarak; yazarın dünyadaki ününün politik değil de hak ettiği bir ün olduğu da açık.
İnceleme
İbret Taşıİsmail Kadare · Kırmızı Kedi Yayınları · 201357 okunma
Osmanlı'da isyankârların kellesini bekleyen son
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 94. kitabı
Okuduğum kitapları özetlemesini sevmem. Bunu çok az yaparım. Çünkü, kitabı okuma isteğinde olanların heveslerini kırmak istemem. Burada da, sadece ilginç bulduğum yön üzerine dikkat çekmek istiyorum. 6. Bölümde, s. 145-155 arasında, okuyanın kanını donduran, Osmanlı'nın Arnavutluk'u ve benzer isyankâr toplulukları vatandan toprağa dönüştürme politikası anlatılıyor. 7. ve 8. Bölümlerde de olayların ve karakterlerin zihinlerinde bu konu varlığını ürpertici bir şekilde sürdürüyor.
Edebiyat
İbret Taşıİsmail Kadare · Kırmızı Kedi Yayınları · 201357 okunma
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2021 24. kitabı
Ulus devlet mantığı ile Osmanlı Devleti’nin Tepedelenli Ali Paşa’nın vali olduğu Arnavutluk (Şkiperya, kartalların vatanı) ile ilişkilerinin eleştirel tarzda ele alındığı bir eser olup kurgusu ve muhtevası ile vasatın üzerindedir. Yazar; Tepedelenli Ali Paşa’nın isyanı üzerinden Osmanlı Devleti’ni eleştirmekte ve devletin yönetim anlayışına dair kendi verilerini ve delillerini sunmaktadır. Yazar özellikle yerel dillere müdahale konusunda tamamen ulus devlet bağlamında devlete yöneltilen eleştirileri Osmanlı’ya yöneltse de, bu George Orwel’vari yaklaşım, modern ulus devletlere ait olduğundan sırıtmakta ve yapay kaçmaktadır. Düşünsel akışların da olduğu eser mütercim tarafından başarılı bir şekilde tercüme edilmiştir. Bununla birlikte abdest yerine “aptes” (s. 126), küçümseme yerine “küçükseme”nin (s. 127) kullanılması kanaatimce doğru olmamıştır.
İbret Taşıİsmail Kadare · Kırmızı Kedi Yayınları · 201357 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2022 121. kitabı
Kurgusu ve tarihi dokusuyla oldukça akıcı bir okuma deneyimi veren İbret Taşı kitabı, konusunu bir Osmanlı Paşası olan ve 19. yy'da 400 yıldır elinde bulunan Arnavutluk'un iç işlerini yönetsin diye tayin ettiği #tepedenlialipaşa nın ayaklanip Padişaha kafa tutması sonucu yakalanıp idam edilerek kesilen başının ibret taşı denilen bir dikilitaşta sergilenmesinden alsa da, yazarın #orwellian bakışı ile distopik bir anlayış kazanmış. #okuyunpişmanolmazsınız #akilfikirgezegeni
İbret Taşıİsmail Kadare · Kırmızı Kedi Yayınları · 201357 okunma

Yazar Hakkında

İsmail KadareYazar · 16 kitap
İsmail Kadare (d. 28 Ocak 1936, Ergiri), 1992'de Uluslararası Cino del Duca Ödülü'nü ve 2005'te Man Booker Uluslararası Ödülü'nü kazanan Arnavut yazardır. İsmail Kadare Arnavutluk'un güneyindeki Ergiri kentinde dünyaya geldi. Babası bir mahkeme mübaşiriydi, annesinin babası varlıklı ve eğitimli bir aileden geliyordu. Kadare çocukluğunu ve doğduğu, büyüdüğü Gjirokastër (Türkçesi: Ergiri) kentini, Taş Kentin Günlüğü isimli romanında anlatır. Arnavutluk'ta 2. Dünya Savaşı sonrası komünist rejim kurulduğunda Kadare 8 yaşındaydı ve bu rejimin içinde yetişti. Romanlarında komünist toplum konuları sık sık geçer. Öğrencilik yıllarındaki yazı denemelerinden sonra, Tiran'da edebiyat fakültesinde ve kısa bir süre için Moskova'da Maxim-Gorki Edebiyat Enstitüsünde okudu. 1960'lı yıllarda Kadare şiir alanında ün kazandı. Esas ününü ise 1964 yılına yayınlanan ve başrolünü (Marcello Mastroianni)'nin oynadığı bir filme de uyarlanan Ölü Ordunun Generali isimli romanıyla kazandı. Bunu yurtdışında da büyük ilgi gören pek çok diğer romanı izledi. Arnavutluk'taki komünist yönetim romanlarına sansür uyguladıysa da, ünü dolayısıyla belirli ölçüde bir dokunulmazlığa sahipti. 1990 yılında Ramiz Alia yönetimine karşı protesto olarak daha önceleri de pek çok kez gittiği Fransa'ya iltica etti. 1999'da Arnavutluk'a geri döndü ama Paris'te de bir dairesi bulunmaktadır. 1992'de Cino Del Duca ödülünü kazanan Kadare'ye, 1996'da Fransa'daki "Academy of Moral and Political Sciences"a ömür boyu üyelik hakkı verildi. 2005'te Man Booker Uluslararası Ödülü'nü, 2009'da Asturias Prensliği Ödülü'nü, 2015'te Kudüs Ödülü'nü kazandı. Adı birkaç kez Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasında geçen Kadare'nin kitapları 45'tan fazla dile çevrildi. Yıllar süren sağlık sorunlarının ardından Kadare, 1 Temmuz 2024'te Tiran'daki bir hastanede kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Türkçe yayımlanmış eserleri Ölü Ordunun Generali (1963) Taş Kentin Günlüğü Düğün (1968) Şenlik Kurulu Canavar Piramit (1992) Kosova'ya Üç Ağıt (1998) Kaza (2010) Rüyalar Sarayı (1981) Kuşatma (1970) İbret Taşı (1978) Taş Kentin Düşüşü Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/İsmail_Ka...